Mısır edebiyatında devrim yaratan kitap buysa vay Mısır edebiyatının haline.
Bir ergenin günlüğü gibi yazılmış.Tek anlayabildiğim muhtemelen siyasi bir suçtan ötürü adli kontrol şartıyla salınan karakterin hayatından bir kesit. Karakterin çok monoton geçen günleri kalktım yedim içtim gittim geldim şeklinde anlatılmış. Araya cinsellik içeren cümleler sokularak heyecan yaratmaya mı çalışmış ne yapmış anlamadım. Zaten kitabın başında yer alan önsöz ve sunuş kısımları kitabın 1/3ini oluşturuyor. Sevmedim okumayın :))
O KokuSunullah İbrahim · Jaguar Kitap · 2013176 okunma
Farklı ülke edebiyatlarına dair keşifler yapmayı pek severim.
“O Koku” için “Mısır edebiyatında devrim niteliğinde bir kitap!” denmesi beni oldukça heyecanlandırmıştı. Özellikle “kırılma” yaratan eserler her ülke için oldukça önemli. Bu kitap da 1966 yılında zorlu bir süreçten geçerek yayımlanıyor ve 20 yılı aşkın bir süre yasaklı olarak mimleniyor. Kitabın girişinde (neredeyse yarısı) eserin yazım ve yayım sürecini anlatıyor yazar. Yazar her ne kadar roman diye ısrar etse de bu eser tam olarak bir novella.
Kısacık ama uçlarda gezen bir içeriğe sahip.
Tutuklanma, cezaevi ve ev hapsi süreçlerinden sonra bunalımlı bir süreç geçiren Sunullah İbrahim’in otobiyografik bir eseri “O Koku”.
Evet, tekere çomak sokma niyetiyle yazılmış ve bile isteye ülkenin bir dolu aksaklığına ve Mısır toplumu üzerine eleştirel detaylara yer verilmiş ancak eser bittiğinde bana bir “devrim niteliğinde kitap” hissi yaşatmadı açıkçası.
Ve şunu düşündüm: Türk edebiyatında devrim yaratan eserler ne kadar üst seviye imiş.
Keşif niyetiyle okunabilir fakat “Çok da ş’apmamak lazım.”
“Sokakları bok götürüyorken, kanalizasyonun pis suları her yeri kaplamışken, herkes pis kokuları kokluyor ve bundan şikâyet ediyorken, niye biz yazdığımız zaman, sadece ve sadece çiçeklerin güzelliğinden ve ne harika koktuklarından söz etmek zorunda kalalım?” Bu yazıyı kitabın arka tanıtım yazısından alıntıladım. Etkilendiğinizi tahmin ediyorum, çünkü ben de sizler kadar etkilendiğim için kitabı okumaya başladım ama baştan söyleyeyim, umduğumu bulamadım. Seksen küsur sayfa olmasına rağmen otuz sayfası önsöz ve yazarın sunuşu ile başlıyor. Ne yalan söyleyeyim, kitaptan daha çok -yani geri kalan elli sayfa yerine- sunuş kısmını daha çok beğendim. En azından daha heyecanlı, daha merak uyandıran ve olayları açık bir şekilde anladığım bir kısım olmuş.
Isimsiz anlatıcımız, hapisten denetimli servestlikle serbest bırakılmıştır.
Yarı özgürlüğüne kavuştuktan sonra yaşama adapte olmakta bocalar. Kitapta italik yazıyla yazılan flashbacklerle geçmişe gider ve yaşadığı "an" ile geçmiş arasında bir köprü kurar. Üslup olarak 1.tekil ağız (Ben dili) ve kısa kısa cümleler kullanılmış.
Kitap Mısır'da yayımlandığı gün toplatılır ve yasaklanır. Aradan onlarca yıl geçtikten sonra tekrar basılabilecektir.
Hapishanedeki işkencelerle ilgili bölümleriyle 1980 dönemi Türkiye'sini andıran ve bir solukta okuyacağınız kaliteli bir jaguar seçkisi olmuş yine.
Sen hep varol ve böyle güzel kitaplar basmaya devam et jaguar yayınları.
İlk kez karşılaştığım kendine has bir üslupla yazılmış. Kısa net cümleler duru bir anlatım. Kitabın onca badireler atlatarak bugüne ulaşmış olması ve dilimize çevirisi olması büyük bir sans.
sunullah ibrahim’in koku’su 1960’lar mısır’ında yozlaşmış bürokrasiyi, toplumsal çürümeyi ve bireyin dağılmış iç dünyasını anlatan kısa ama sert bir roman. parça parça ilerleyen, neredeyse belgesel tadında bir anlatımı var.
ben okurken bu kopuk yapıyı çok sevemedim; olay örgüsü neredeyse yoktu ve metin bana biraz sarhoş birinin dağınık anılarını hatırlattı. tarihsel olarak ‘cesur’ görülmesinin sebepleri olabilir ama okuma zevki açısından beni pek yakalamadı.
Bir askere adres bilgisi vermesiyle başlayan kitap monoton bir şekilde devam ediyor. Bu monotonluk okurken o kadar içinize işliyor ki kendinizi duygusuz bir robot gibi hissediyorsunuz.
Yazar haleti ruhiyesiyle döneminin sıkıntısını öyle gözler önüne seriyor ki ,kitap ilk basıma gireceğinde kapakta yazan sunuş şöyle ; “ Şayet elinizdeki bu roman hoşunuza gitmediyse, bu bizim suçumuz değil. Bu ,içinde yaşadığımız ve geçen onca yıldır geleneksel ,basit ,yüzeysel çalışmaların egemen olduğu kültürel ve sanatsal ortamın suçudur. “ Bu cümleleri okuduktan sonra o duygusuzluk size dokunmuyor. Çünkü o ülkede o dönemde biz yaşasaydık , bizimde böyle hissetmeyeceğimizin bir garantisi olmayacaktı.
Selam arkadaşlar,
Bugün sizlere mısırlı roman ve kısa öykü yazarı Sunullah İbrahim'in O Koku kitabı ile geldim.
Öncelikle kitabın yazım dili güzel, yalnız anlatılan konu maalesef monoton şekilde gidiyor ha şimdi bir şeyler olacak derken aynı monotonlukla kitabı bitirdim. Kitabın neredeyse 30 sayfası önsözden ve yazarın sunumundan oluşuyor açıkcası burası biraz güzeldi ...
Bu kitap bana ne kattı derseniz bence sabır kattı.
Kitaptan en hoşuma giden söz yazarın sunuşta söylediği..
"Roman doğru bile söylese, büyük bir yalancıdır."
Sözünde bir güzellik gördüm sanki okuyucuya itiraf gibi..
Kitapla kalın dostlar
O KokuSunullah İbrahim · Jaguar Kitap · 2013176 okunma
Kitabın dilini çok beğendim gayet akıcıydı. Bunda çevirmenin de payının büyük olduğunu düşünüyorum. Yalnız sonu beklediğim gibi bitmedi. İyi bir şekilde devam ederken bir anda son buldu. Yine de yayınevine böyle farklı bir eser yayınladığı için teşekkür ederim.
Gerçekten de yazarın üslubunda bir Hemingway havası var, zaten Sunullah, bunun üstünde çalıştığını, kendi dilini oluştururken Hemingway'in "ekonomik cümleler"inden feyz aldığını söylüyor. Üstelik Albert Camus'nun "Yabancı"sını anımsamamak da mümkün değil "O Koku"da. Biraz light bir "Yabancı" ama 1966'nın Kahiresi için "Mersault"dan daha sert bile diyebiliriz birçok açıdan ki yazarının başına belalar yağdırmış ve 20 sene yasak yemiş bir eser bu kitap.
O KokuSunullah İbrahim · Jaguar Kitap · 2013176 okunma
1937'de Kahire'de doğdu. Daha lise yıllarında Kahire’deki sosyalist oluşumların içinde yer alan yazar, Kahire Üniversitesi’nde Hukuk okuduktan sonra gazeteciliğe başladı. Siyasi faaliyetleri dolayısıyla kısa süreli tutuklanmalar yaşadıktan sonra Nasır'ın solculara karşı başlattığı tutuklama kampanyası kapsamında 1959’da gözaltına alındı ve ağır işlerde çalıştırılmak üzere yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı. Hapishanede beş yıl kaldı, bu sürenin çoğunu Mısır'ın Batı çölündeki el-Vâhât Hapishane Kampı'nda geçirdi. 1964’te serbest kaldı. Bir süre Almanya’da ve Sovyetler Birliği’nde yaşadı, 1974’te Kahire’ye döndü. O günden bu yana Kahire’de yaşamaktadır. Ekim 2003’te Mısır Kültür Bakanlığı’na bağlı Kültür Yüksek Kurumu’nun verdiği Arap Roman Ödülü’nü kazandı.