Paravan

8,1/10  (25 Oy) · 
49 okunma  · 
17 beğeni  · 
993 gösterim
Bir yıl önce, Alex Towne'nın cesedi bulundu.
Bir ay önce, annesi Alex'i sokakta gördü.
Bir hafta önce, David Raker onu aramaya karar verdi.
Şimdi ise, bu kararı almamış olmayı diliyor.
Mary Towne'nın oğlu Alex, altı yıl önce ortadan kaybolmuştur. Beş yıl sonra nihayet ortaya çıkar, ancak bir arabanın enkazı içindeki yanmış bir ceset olarak. Kayıp insanları araştıran dedektif David Raker işi almak istemez çünkü bunun, oğlunun anılarına takılıp kalmış mutsuz bir annenin yaşadığı göz yanılsaması olduğunu düşünür. Fakat kendi kaybının kapanına kısılmış olan Raker, istemeyerek de olsa işi kabul eder.
Büyük bir hata yapmıştır.

Raker derinlere indikçe Alex'in hayatının, annesinin sandığı gibi masum bir hayat olmadığını keşfeder. Alex'in geçmişinde, hiçbir zaman ortaya çıkmaması gereken bazı sırlar gömülüdür. Ve bu sırları korumak için cinayet işlemeye kararlı, karanlık ve tehlikeli bir adam peşindedir artık.

Kısa zamanda Raker, ölümden daha beter şeyler olabileceğini öğrenir.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2011
  • Sayfa Sayısı:
    379
  • ISBN:
    9786058808591
  • Orijinal Adı:
    Chasing The Dead
  • Çeviri:
    Dilek Kodal
  • Yayınevi:
    Ephesus Yayınları
  • Kitabın Türü:
Rogojin 
 25 Mar 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · 8/10 puan

Polisiye okumaya devam...

Paravan, İngiliz edebiyatından bir polisiye örneği. Yazarın kolay okunan, rahat üslûbu bir çok okur için cezbedici olabilir; ancak özellikle ilk kısımlarda yani baş karakterimizi bize tanıtırken ve diyaloglar çok da baskın değilken daha iyi bir tat bıraktığını söylemek gerek.

Aslında yazar Tim Weaver benim en sevdiğim temalardan birisi üzerine kurmuş hikâyesini: bir gün bir olay yaşayan ve hayatı tamamen değişen ve bu yüzden başka birisine dönüşen bir insanın hikâyesi.. Katzenbach'ın Psikoanalist'i örneğin benim için bir klasik olarak bu temanın hakkını tam anlamıyla veriyordu. Weaver özellikle kitabın son kısımlarında bana Conrad'ın Karanlığın Yüreği adlı eserini de hatırlatmadı değil: o kitapta da Paravan'daki gibi, insanın insanı sömürmesi anlatılıyordu, Conrad Karanlığın Yüreği'nde bu sömürüyü emperyalizmle bağdaştırıyorken Weaver karşımıza kötü, hastalıklı geçmişlerini temizlemek ve kendilerini arındırmak için hastalıklı yollar bulmuş insanlar üzerinden anlatıyor; Karanlığın Yüreği'nde "ormanın içine bakan ve orada hiç bir şey göremeyen" ve bu yüzden deliren Kurtz'ü hatırlatıyor Paravan'daki hastalıklı insanlar bana, meselâ Legion karakteri gibi. Açıkçası; bugüne dek okuduğum polisiye ya da gerilim kitaplarında dini sapkınlıkların anlatıldığı bir çok örnek gördümse de bu kitaptaki kadar ürkütücü olanını okumamıştım, bunu söylemem gerek. Bu anlamda, iyi bir gerilim okumak isteyenlere önerebilirim, yine de Weaver okumaya devam edeceğim bir yazar değil.

Okuduğum üçüncü Weaver ve aynı zamanda 'David Raker' macerası.

Raker, kayıpları bulmada Müge Anlı ile beraber çalışsa, ortaya ölüm kombinasyonu çıkar ve kimse kaybolmaya tenezzül bile edemez :)

Neyse konuya geçelim..

Altı yıl önce kaybolan Alex'in cesedi, bir yıl önce yanan bir arabanın içinde bulunur. Ceset yandığı için teşhis zorlaşmıştır. Bunun üzerine
Annesi onu bir hafta önce gördüğünü iddia eder.

Raker işi başta almak istemez. Gerekçesi, Alex'in annesinin, duygusal düşündüğünü ve gördüğü şeyin benzetme ya da göz yanılması olabileceğini düşünmesidir.
Sonuç olarak istemeyerekte olsa işi alır.

Olayın araştırmaları ilerledikçe Alex'in sırları da bir bir açığa çıkmaktadır.
Acaba Alex, annesinin sandığı kadar masum mudur?

-- Raker ile maceraya başlarken kayıp kişinin hayatı hakkında bilgiler hızlı bir şekilde veriliyor ve ardından bitmek bilmeyen diyaloglar başlıyor. Sanırım Weaver'in tarzı tamamen bu şekilde.
Kendine has anlatımını oluşturan Weaver'in yeri benim için çok ayrı. Keyif alarak okuduğum yazarlardan.

Sibelbala 
21 Oca 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Çok iyi bir polisiye/aksiyon kitabı bence.Kitabın başından sonuna kadar sıkılmadan okudum çünkü yazar gereksiz uzatmalar yapmamış , sürükleyici bir dille yazmıştı tabi çeviren kişinin de payı var.Bu kitapla ilgili yapacağım tek eleştiri sayfa sayısının azlığı olur herhalde.Farklı bir konu bulmuşken olayı biraz daha uzatabilecek yeni durumlar ortaya çıkarabilirdi.

Barış 
03 Tem 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 6/10 puan

Öncelikle dili kitabın basit, iyi anlamda basit, okuyucuyu yormuyor, ters köşe yapmak amacıyla biraz kurgu abartılsa da ortalamanın üstünde bir polisiye/aksiyon kitabı olmuş, ne olacagı önceden tahmin edilemiyor buda okurken heyecanı ve merakı yukarda tutuyor, bildigim kadarıyla yazarın ilk kitabı ve ilk kitap için başarılı ve zekice buldum, tek eksisi dedigim gibi kurguda biraz abartı var, oda olsun artık :)

Kitaptaki polisiye ögelerini yadsıyamayız fakat kitabı iki bölüm halinde düşünecek olursak, ilk kısmını polisiye, ikinci kısmını ise psikolojik gerilim olarak niteleyebiliriz. Hikaye olarak da, final olarak da tatmin ediciydi.

Nurettin D 
10 Ağu 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Oldukça sürüükleyici, zekice yazılmış güzel bir kitap.