Merhabalar
Perili Koltuk, Gaston Leroux’un okuduğum ikinci kitabı.
Konusu ve kurgusununçok beğendiğimi söylemeliyim ama sanki diyaloglar çok farklı bu da Gaston Leroux’un kendi tarzı diye düşünüyorum.
Konusu ise şöyle ki;
Akademide piskopos Abbeville’nin koltuğuna öldükten sonra aday olup seçilen ve kabul konuşması sırasında ölen iki adaydan sonra, perili koltuk siye adlandırdıkları konuma herkes aday olmaktan korkmaktadır. Çünkü ölen iki kişi de çözülmesi zor bir şekilde ölmüştür yoksa öldürülmüş müdür?
Akademinin Başkanı Büyük Loustalot bu koltuğun boş kalmaması gerektiğini düşünmektedir.
Bu sırada akademi üyesi dahi olmayan bir kişi korkmadan aday olur ve böylece olayların çözüme kavuşmasını sağlamaya çalışır. Yaşananlar düşündüğünden çok daha karmaşık ve inanılmazdır.
Perili koltuğun perili olmasının nedenini sonlara doğru çözülmesini ve çözülme şeklini çok beğendim. Ancak sonunun beni pek tatmin etmediğini söylemeliyim.
Keyifli okumalar dilerim.
Severek okuduğum hatta hayran kaldım diyebileceğim gerilim dolu bir kitaptı. Bu tarz kitapları kitaplığında bulundurmak isteyen varsa bir göz atabilir.
Piskopos Abbeville'in ölümü üzerine Fransız Akademisi'nde 40. akademisyen seçilmelidir. İlk aday konuşma sırasında ölmüştür. İkinci aday gizemli bir şekilde ve 3. ise yine bilinmedik bir ölümle göçüp gitmiştir. Kimse o 40. koltuğa oturmaya yüreklilik gösteremiyordur artık. Beri yandan akademinin ününün ve gücünün yitirilmesi söz konusudur. Ancak en zor anlarda bile yürekli bir kişi çıkar inancıyla akademisyen Bay Patard hem ölenlerin yalnızca doğal ölümler olduğuna insanları inandırmaya çalışır hem de yeni bir adayın çıkmasına sevinirken içine de bir kurt düşer. Ya bu son aday da ölürse?
Gizemli bir şekilde ilerleyen kurgunun sonuna dek olayı çözemiyorsunuz. Anlatım tarzı oldukça değişik ve akıcıydı. Çevirmenin de hakkını vermek gerek. Bazı damga yanlışlıkları vardı ama göze batmıyor. Öte yandan yazar #operadakihayalet 'in de yazarı. Ona neden olarak aldım ben de ve değişik bir tarz olması nedeniyle sevdim. Yalın bir anlatım, ilginç bir son ve Perili Koltuk adı altında bir güç savaşı. Yazar 1927'de ölmüş. Ama kurgu size bu çağa aitmiş duygusu veriyor.
Gaston Leroux okul yıllarında Aleandre Dumas ile itor Hugo'nun yapıtlarından esinlenen romanlar yazarak geçiriyordu. Leroux sırf babasını memnun etmek için Hukuk alanında eğitim aldı ve Hukuk alanında çalıştı. Babasının ölümünden sonra, mesleğini bırakarak birkaç gazetede muhabirlik yapmaya ve dünyayı gezmeye başladı. Bu sıralarda birkaç romanını tefrika halinde yayınlamaya başladı. Operadaki Hayalet (1910) isimli yapıtını Palais Garnier Opera Binası'na duyduğu ilgi ile yazmıştır ve bu yapıtın konusunun gerçek esrarengiz bir olay olduğunu söylemiştir. Operadaki Hayalet'in daha sonra Andrew Lloyd Webber tarafından müzikali yapıldı ve birçok kez sinemaya uyarlandı ayrıca polisiyede başlangıçlardan biri sayılan Sarı Odanın Esrarı gibi romanların yazarıdır. Sarı Odanın Esrarı'yla birlikte polisiye romanlarda kilitli oda cinayeti tarzı başlar, yani, içeri girilmesi veya çıkılması imkansız olan bir odada cinayet işlenmesinin ve en sonunda dedektif veya zeki bir amatör tarafından katilin yakalanmasının hikayesi. Ayrıca mesleği gereği bazı suçluların idamını izleyip bunları çalıştığı gazetede yayınlamak zorunda bırakılmış, bu idamları izlemek onu etkilemiştir. Romanlarında da bu etkinin yazıya geçirilmiş hali görülebilir.