Adı:
Piyon
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055134242
Kitabın türü:
Çeviri:
Cem Mumcu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okuyan Us Yayınları
Komplo teorileri, gizli örgütler, subliminal mesajlar, zihin kontrolü gibi gizli ve karanlık konular üzerine yazdığı bloguyla Türkiye'nin en çok okunan bloggerları arasında yer alan, birçok konuda gözümüzü açmış, fikri merak edilen, üslubuyla sağlam bir hayran kitlesi kazanmış olan Michael Sikkofield, bu dünyasını soluksuz okuyacağınız bir romana dönüştürdü.

Gerçekle başedemiyorsan, yalanlardan bir kule kur.

Petek dokuyan bir arı, ağ ören bir örümcek kadar hassas çalışıyorlar. İnsanların çoğu onların varlığını ya bilmiyor ya da buna inanmak istemiyor. O kadar aşağılık ve sinsiler ki, iradeleri dışında başlayan olayları bile sahip oldukları güç sayesinde kendileri lehine çevirmeyi başarıyorlar.

Bu adamlar çok güçlü… Fakat yenilmez değiller.

"Altın fiyatlarının çok düştüğünden ve daha fazla düşmesinin mümkün olmadığından bahsedeceksin. İnsanları altın satın almaya teşvik edeceksin."

Kendimi küvet suyunun içinde yüzen bir kıl yumağı gibi hissediyordum. Gittikçe gider deliğine daha da yaklaşıyordum sanki. Ne yapmaya çalıştıklarını sanırım anlıyorum: Bu yüzden beni terfi ettirdiler. Beni kullanacaklar…

"Tıpkı Tanrı gibi, biz de bizi hangi yolla sevdiğine önem vermeyiz Can. Bizi sevmek için vesilenin ne olduğu önemli değildir."

"Herkesin sizi sevmesini mi istiyorsunuz?"

"Aksine çoğu insan bizden korkmalı. Dünyadaki tüm gereksiz ırklar ve aşağılık insanlar bizden korkmalı."

"Zaten korkmuyorlar mı?"

"Yeterince değil Can. Henüz değil…"
(Tanıtım Bülteninden)
264 syf.
·5 günde·6/10
Michael Sikkofield, gerçek adıyla Cemre Demirel Türkiye'nin meşhur blog yazarlarından birisi. Sanırım 2011'den beri blogunda yazılar yayımlıyor, ben ise kendisiyle geçen yaz tanıştım. Sayfa hesabına döksek ansiklopedileri bulacak yıllarca yazdığı yazıları bütün bir yaz boyunca okudum. Michael abimiz ilk olarak, birkaç sene önce tartışmaların bir numaralı konusu olan illuminati, dünyayı yöneten gizli güçler, semboller gibi konular üzerine yazmış. Şimdilerde din, tarikatlar, tasavvuf ve toplum üzerine yazıyor, eleştirilerini paylaşıyor. Eğer incelemek isterseniz blogu: http://michaelsikkofield.blogspot.com.tr

Öncelikle belirtmeliyim çoğu şeyini okumuş olsam da katılmadığım çok fazla görüşü var. Ve bu katılmama noktasını da yine büyük oranda ona borçluyum çünkü eleştirel düşünmek, okuduğumu, öğrendiğimi sorgulamak üzerine bana çok fazla katkısı oldu, iyi ki diyorum tesadüf eseri bloguna denk gelmişim.

Şimdi kitaba gelecek olursam... Eğer Sikkofield'ın blogunu okumadıysanız kitaba da yanaşmayın çünkü üslubundan hiç hoşlanmayabilirsiniz. Gerçekten kitabın ilk 100 sayfasına kadar bir kurgu olduğunu anlayamadım, sanki blogda yine hayatını okuyormuşum gibi geldi. Merak duygusunu hep yüksek tutan bir kurgusu vardı ama ben sevemedim kitabı ne yazık ki. Tarzı bu diye kabullenmeye çalışsam da o kadar fazla argo vardı ki cidden atladığım satırlar oldu. Ayrıca sürekli ama sürekli her olayı bir benzetmeyle anlatması da bir yerden sonra çok baymaya başladı. Bilmiyorum belki aynı kurguyu internet sitesinden okusam çok beğenirdim ama elimde somut bir kitap olduğu için ister istemez bunu bir edebi eser çerçevesinde eleştiriyorum. Velhasılıkelam; belki de beklentimi çok yüksek tuttuğum içindir ama beğenmedim efendim.
264 syf.
·Beğendi·10/10
Blog yazılarını kaçırmadan okuduktan sonra, Piyon çıkar çıkmaz eve sızmıştı.
Okumak için zaman yok gibi bir bahane aramıza girmeye çalışsa da o zaman yaratılmıştı.
Ve kitap bitmişti.
Blog yazısı değil elbette.
Can ve maceraları demek ne haddimize.
Peki o halde bu kitap ne?
Hak ettiği yeri alamayan, eksiklerine bile eyvallah diyebildiğiniz aslında şahane bir kitap!
1984 ile olan benzerliği, tahmin edilemez değil, zira yazarın bu itaba olan sevgisini blog okuyucuları haberdar.
Ya ne desem bilemedim.
Okuyun.
Okudukça öğrenicek, öğrendikçe okumak isteyeceksiniz. Piyon bir kapı, dünyanın gerçekliğine açılan bir kapı.
264 syf.
·Beğendi·8/10
Michael Sikkofield blogunu takip ettiğin eski sözlük yazarlarından birisidir. Kitap çıkaracağım dediği zaman baya bir heyecanlandım. Çıktığı gibi de hemen aldım. Kurgusu çok iyiydi iki saatte bitirdim. Yeni kitaplarını bekliyorum..
264 syf.
·96 günde·Beğendi·9/10
Eskiden okumuştum sadece listeme ekleyeyim diye giriyorum. Hatırladığım kadarıyla baya iyi bir kitaptı ama şuan pek birşey hatırlamıyorum. En yakın zamanda tekrar okuyacağım.
264 syf.
·Beğendi·7/10
Gerçekten okumaya değer mükemmel bir kitap. Blog yazarı Cemre Demirel in yazdığı kitap sizi hiç düşünmediğiniz, kafa yormadığınız, yorduysanız da yanlış bildiğiniz konulara yönlendirecek. Eminim ki siz de kesinlikle beğeneceksiniz ve bana hak vereceksiniz. Birbiri ardına seyreden olay örgüsünden kopup gitmeniz mümkün değil.
264 syf.
bazı yerlerinde kopukluklar ve kurgu basitliği buldum kendi adıma,farklı belgesellerin ve günümüzün komplo teorilerinden ilham almış yazarımız yetersiz kalmıştır
264 syf.
·Beğendi·8/10
Spoiler
Kendilerini düzeltmek yerine Tanrı'yı kendilerine göre düzeltirler.

Eğer insan hayatını da bir yarış haline getirirseniz sizin ne olduğunuzun hiçbir önemi kalmaz, diğerlerine göre ne olduğunuz önemli hale gelir. Bütün dünya hasta.

Düğün denilen şey, halk otobüsüne haddinden fazla gösterişli bir elbiseyle binen ve buram buram ucuz parfüm kokan kadınların, "Biz buradayız" deme etkinliğidir.
264 syf.
·Beğendi·9/10
Blogunu takip ettiğim Michael Sikkofield'in (Cemre Demirel'in) bu kitabı çıktığında büyük bir heyecanla almıştım. Çünkü upuzun yazıları bana keyifle okutan birinin kitabı kim bilir nasıl olurdu. Kitap da çok akıcıydı, heyecan doluydu. Ummadığım bir anda sesli güldürüyordu da. Fakat ben onu gerçek hikaye zannederken belli bir noktadan sonra kurgu olduğunu anladım ve biraz keyfim kaçtı. Sürekli gizli "gerçekler"i yazmaya çalışan bir kişiden bir kurgu roman beklemiyordum. Bende bıraktığı bu burukluktan dolayıdır belki 9 veriyorum, kurgu olduğunu bilerek okusaydım belki 10 verirdim, bilemiyorum.
264 syf.
·4/10
Yine kendi çizgisi doğrultusunda ve kendine has stiliyle yazmış. Sürekleyici bir roman. İdare eder. Ama illa ki alıp okuyun diyemiyorum maalesef.
264 syf.
·Puan vermedi
Yazari ve tarzini tanimayan biri olarak okumaya basladigim kitap, oncelikle “bunun neresi roman” hissiyati verdi. Biraz da yazarin uslubunun “bir kitap” icin uygub olmadigini dusundum. Sonradan olaylar gelismeye basladikca bastaki bagimsiz gorunen kismin, bas karakteri tanimak ve onun bakis acisini anlayabilmek icin cok onemli oldugu ortaya cikiyor. Bu anlamda cok guzel baglanmis. Uslubu biraz sert ve dustursuz, fakat tarzi gayet tutarli:) karakteri de dustursuz zaten. Okurken “ya gercekse” ile “hakkaten ya” arasibda gidip geliyorsunuz. Bunu cok guzel bir sekilde islemis. Kurgu ve “bilim” cok guzel yerlestirilmis. Yer yer icinde bulundugumuz derin uykudan uyandiracak bir silkeleme ile bazen de “yok artik gerisi paranoyaklik” dedirten blr hisle okuyorsunuz. Basarili.
264 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Yazarımız Cemre Demirel'in nam-ı değer Michael Sikkofield'in ilk kitabı. Bloklarından takip ettiğimiz enteresan konulara değinen yazarımız kitabında da bu geleneğine ve kendine haz yazı stiline devam ettirmiş. Şifreler ve semboller ile ilgili kitapları seviyorsanız ilginizini çekebilir.
Romanın sonuna geldiğinde mutlu son, en azından beraberlik beklerken kayıp etmeye mahkumsun imajı ile eleştirdiği topluluğa hizmet etmiş olmadın mı ey Sikkofield? :)
264 syf.
·Puan vermedi
“Michael Sikkofield" ismi gerçek ismi Cemre Demirel olan fakat Michael Sikkofield ismiyle ünlenmiş ve oldukça ilginç yazıları, araştırmaları olan bir bloggerın takma ismi. Sözü uzatmadan balıklama atlayalım. Kitap kadar yazardan da bahsetmem gerekecek diye tahmin ediyorum. Öncelikle yazar gerek bloglarında gerekse önerdiğim kitabında argo üslupla yazmayı seven biri diyebilirim. Bu ne kardeşim seni çocuğum da takip ediyor çoluk çocuğa küfür dolu kitap mı öneriyorsun sorularıyla saldırıya geçmeden önce Can Yücel misali bir argo olduğunu söyleyebilirim. Kendisinin blogunu da incelerseniz ilginizi çekecek birkaç konuya mutlaka rasgeleceğinizi tahmin ediyorum. Piyon kitabına gelecek olursak klavye üzerinden yazılan yazılarla ün yapmış birinin anlatıma bu denli heyecan katıp yine bu denli sürükleyiciliğe sahip olması gerçekten etkileyici. Özellikle kurgunun gerçek dünya ile karıştırmaya çalışması kafalarınızda soru işaretleri yaratacak cinsten.
"Arya?”
“Canım?”
“Schindler’in Listesi‘ni seyretmiş miydin?”
“Evet.”
“Hani orada kırmızı paltolu bir kız çocuğu vardı ya, tüm film siyah beyazdı ama bir tek o kız renkliydi. Sen de öylesin işte benim için.”
Cahile laf geçirememek; Galileo için engizisyon mahkemesine dünyanın döndüğünü anlatmaktır, bir çocuk için ise atarinin televizyonu bozmadığını anne-babaya anlatmaktır.
Eğer acı eşiğine yakın bir yerlerde dolanıyorsan yüzüne kapanan kapının rüzgarı bile canını yakar hale gelir. İşte öyle bir haldeyim, bunlara artık tahammül edemiyorum daha doğrusu tahammül etmek zorunda olmaya tahammül edemiyorum. Başka bir seçeneğimin olmayışına...
Hayatımda eksik olan parçaydı Arya.
Bir Kelime Bir İşlem'deki joker harfiydi.
Kim Milyoner Olmak İster'de telefon jokeri olarak aranan ve soruyu 10 saniyede bilen işe yarar arkadaştı Arya.
Mario'da kestirme yola giden yeşil boruydu Arya.
Çalışmadığın sınavın ertelenmesi haberiydi...
İlhan Mansız'ın Senegal'e attığı goldü.
Hayatı güzelleştiren her şeydi Arya.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Piyon
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055134242
Kitabın türü:
Çeviri:
Cem Mumcu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okuyan Us Yayınları
Komplo teorileri, gizli örgütler, subliminal mesajlar, zihin kontrolü gibi gizli ve karanlık konular üzerine yazdığı bloguyla Türkiye'nin en çok okunan bloggerları arasında yer alan, birçok konuda gözümüzü açmış, fikri merak edilen, üslubuyla sağlam bir hayran kitlesi kazanmış olan Michael Sikkofield, bu dünyasını soluksuz okuyacağınız bir romana dönüştürdü.

Gerçekle başedemiyorsan, yalanlardan bir kule kur.

Petek dokuyan bir arı, ağ ören bir örümcek kadar hassas çalışıyorlar. İnsanların çoğu onların varlığını ya bilmiyor ya da buna inanmak istemiyor. O kadar aşağılık ve sinsiler ki, iradeleri dışında başlayan olayları bile sahip oldukları güç sayesinde kendileri lehine çevirmeyi başarıyorlar.

Bu adamlar çok güçlü… Fakat yenilmez değiller.

"Altın fiyatlarının çok düştüğünden ve daha fazla düşmesinin mümkün olmadığından bahsedeceksin. İnsanları altın satın almaya teşvik edeceksin."

Kendimi küvet suyunun içinde yüzen bir kıl yumağı gibi hissediyordum. Gittikçe gider deliğine daha da yaklaşıyordum sanki. Ne yapmaya çalıştıklarını sanırım anlıyorum: Bu yüzden beni terfi ettirdiler. Beni kullanacaklar…

"Tıpkı Tanrı gibi, biz de bizi hangi yolla sevdiğine önem vermeyiz Can. Bizi sevmek için vesilenin ne olduğu önemli değildir."

"Herkesin sizi sevmesini mi istiyorsunuz?"

"Aksine çoğu insan bizden korkmalı. Dünyadaki tüm gereksiz ırklar ve aşağılık insanlar bizden korkmalı."

"Zaten korkmuyorlar mı?"

"Yeterince değil Can. Henüz değil…"
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 163 okur

  • Tuğrul Ay
  • Tunahan t
  • Nurdan Topcuoglu
  • Sedat yılmaz
  • Nölö
  • seda
  • Canan
  • Sema
  • ertu
  • Aykut ÇARIK

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%33.3
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%44.4
25-34 Yaş
%16.7
35-44 Yaş
%0
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%5.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%36.6
Erkek
%63.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.2 (12)
9
%13.6 (9)
8
%13.6 (9)
7
%24.2 (16)
6
%12.1 (8)
5
%9.1 (6)
4
%1.5 (1)
3
%1.5 (1)
2
%3 (2)
1
%3 (2)