L. J. Shen'dan okuduğum ilk kitap Playing With Fire oldu. Yabancı bookstagramlarda yazarın diğer kitapları çok fazla karşıma çıkıyordu ve bu kitabının konusunu beğenince ben de yazara bir şans vermek istedim. Şimdi iyi ki de vermişim diyorum. Yorumumda spoiler vermemeye çalışacağım. Konuyla karışık kendi yorumumu yazacağım. Eğer benim gibi konuyu öğrendikten sonra ingilizce romanları okumak kolay geliyorsa işinize yarayabilir.
Grace Shaw'la ilk önce 16 yaşındaki flashback sahnesiyle tanışıyoruz. Bir hastane odasında uyanıyor. Yüzünün ve vücudunun belli bir tarafı büyükannesiyle yaşadığı evde çıkan yangın nedeniyle yanmış bir vaziyette. O güne kadar okulun popüler öğrencilerinden birisiymiş. Sarışın, mavi gözlü, model olabilecek güzelliğe sahip, okulun amigo kızıymış Grace. Yangından sonra yüzünün ve vücudunun sol tarafında kalıcı iz oluşunca hayatı tamamen değişiyor. O günden sonra yüzünü ve vücudunu olabildiğince saklamaya başlıyor. Yüzüne bir sürü kapatıcı makyaj yapıyor, uzun kollu hoodie giyiyor, başına kasketli şapka takıyor. Anneannesiyle yaşamaya devam ediyor, üniversitede sahne sanatları okuyor ve bir yemek kamyonunda çalışıyor.
West St. Claire, soğuk, kimsenin bulaşmak istemediği ama kadınların aklını başından alan bir erkek. Yeşil gözleri, dağınık koyu renk saçları var. Yeraltı dövüş dünyasında da epey sağlam bir ünü var. Onunla da 17 yaşındaki kısa bir flashback sahnesiyle tanışıyoruz ama o sahne bizim elimize pek de bir şey vermiyor, sadece yaralı olduğunu fark ettiriyor. West'in derin bir karakter olduğunu daha ilk karşımıza çıktığında anlıyoruz.
West ve arkadaşları bir gün yemek kamyonuna geliyorlar. West'in arkadaşları Grace hakkında konuşmaya başlıyorlar. Grace zaten her ne kadar görünmez olmaya çalışsa da insanların dikkatini çekiyor. Yüzüne bakıp