Yazarın bir önce okuduğum serisini çooook sevince dayanamayıp ‘Sinners of Saint’ serisine de başladım4 kitaptan oluşan seriye 2. kitaptan dalış yaptığımı sonradan fark etsem dedevamını okuyacağım kesinlikle! Gerçi ilk kitap aslında novella ama devamında çok sık geçtiği için bence önce okunmalıymış
Baron ‘Vicious’ Spencer, malikanelerinde çalışmaya başlayan çiftin kızı Emilia ile ilk karşılaşmasında ondan nefret eder, çünkü kütüphanede üvey annesinin kardeşi ile aralarında geçen utanç verici sırrını duyduğunu sanar. O andan itibaren, ona deli olsa da genç kızın hayatını cehenneme çevirir. O ve üç diğer arkadaşı yaşadıkları şehrin zengin, şımarık, her istediklerini alan prensleri gibidir. Ancak Vicious en çok istediği şeye, Millie’yi, sahip olamaz, olamadıkça da daha kötü davranır. Millie’nin, Vicious’ın arkadaşı Dean ile çıkmaya başlaması sonucu aralarında kızın eyaletten ayrılmasına kadar varacak bir soğuk savaş başlar. Yıllar sonra, Vicious, üvey annesine karşı şahitlik etmesi için Millie’yi zorlar. Hasta kız kardeşine bakmak için iki işte çalışan Millie zorla bunu kabul eder. Lakabı gibi davranışları da kötü olan bu genç adamla gelecekleri nasıl olacak? Geçmiş hatalarının üstesinden gelebilecekler mi?
Okuduğum diğer iki kitaba kıyasla bi tık daha az sevsem de, yazarın bu kadar gerçekçi karakterler yazmasını yine çok sevdim. Bu kitaplarda kimse mükemmel değil; herkesin acıları, yaraları, zayıflıkları var. Hata yapıyorlar, deli gibi pişman oluyorlar. Sevgileri de bazen hataları kadar büyük ve acı verici oluyor. Vicious karakterini baştan sevmedim, ona sahip olabilecekken sebepsiz yere kıza acı çektiriyor gibime geldi ama onun da yaşadığı çocukluk travması yabana atılacak türden değildi! Cinsellik, alkol, küfür gibi öğeler çok olduğu için küçük okuyuculara önermiyorum!