"Uçurum" diyordu, "düşüncenin, tüm kusursuzluğu, tüm saltık’lığıyla yerleştiği derinliktir, (...) çırılçıplak bir uçurum; o son çıplaklığındadır biçimi, saltık'lığında; dehşet duyarsınız o güzelim, sınırsız korkunçluk karşısında; korkunçtur çünkü biz, hayalgücümüzle, binlerce yıllık kişisel acılarımızla, tarihin ve zamanın peşpeşe dizdiği günlerin onu sokup çıkardığı kılıkların içinden algılayabiliriz saltık'ı ancak".