Esas hikaye “Remina”ile başlıyor, “Bin başına” adlı kısa bir hikaye ile devam ediyor. Junji Ito bu iki hikayenin sonunu da açık bırakmış fakat amacın bir sona ulaşmak olduğunu düşünmüyorum. Bize metaforlarla anlatılmak istenen şeyler var. Bir bilim insanının gezegen keşfi ve sırf kızının ismini verdiği için yaşanan kötülükleri ona bağlayanların cadı ilan etmiş olması. Toplumun ikisini de yok etmek için ilk insan gibi eline bulduğunu alıp savaş haline geçmeleri. Tıpkı eskiden olduğu gibi bilginin uğursuzluk sayıldığı ve o kişilerin öldürülmesi gerektiğine hükmeden cahil toplum. Üstelik bu olaylar çok gelişmiş teknolojik bir çağ olan gelecekte gerçekleşiyor.
Çizimler her zamanki çok güzeldi. Junji Ito favori mangakam olduğu için objektif olamayacağım o yüzden kesinlikle okumalısınız. Junji İtoRemina
Junji ito'nun tüm kadın karakterlerinin büyüleyici olması... ve gerçekten anormal orantıdaki klasik anime çiziminin çok daha dışında, kendine özgü her bir sayfasında bu junji ito işte dedirttiği için bütün mangalarını çok seviyorum kesinlikle bu da manga okuyan ve ya gerilim korku seven birisinin rafında olmalı. One-shot olduğu için zamanı en iyi değerlendirme seçeneğidir benim için
Cehennem Yıldızı tamam. Her şey bir yere kadar okey bence. Ama bir yerden sonra fazla “gyolaşıyor.” Absürt anlamda değil, iğrençlik anlamında da değil. Sadece sırtını olayın akışına bırakıyor. Bu “Gyo” durumu hoşuma gitmedi ama yine de iyi işlenmiş.
Okuduklarım arasında en iyi çizimler Remina’da sanırsam. Okurken bayağı mest oldum. Karakterleri sevdim, özellikle evsiz adamı. "Homeless Guy" olarak geçmesi de ayrı hoşuma gitti. Ancak karakterin varacağı nokta az çok belliydi ve sonu tamamen tesadüfe yaslanıyordu.
Herkesin eleştirisi de bu yönde olmuş zaten. Mangada tam anlamıyla bir climax noktası yok ve olaylar bir yere bağlanmıyor. Ama bunu gerçekten iyi işlemiş.
Hikâyede en sevdiğim kısım, Remina'ya ve babasına ağır işkence ettikleri sahneydi. Orada adeta manyağa döndüm. Ek olarak, okurken Kevser’le izlediğimiz bir demon filmi geldi aklıma. Onda da kadına etmedikleri kalmıyordu.
Kitabın sonunu çok beğendim bu arada. Junji Ito bu sefer farklı bir şey denemiş. Ne iyi bir son ne de diğer Ito hikâyelerine kıyasla tam anlamıyla kötü bir son. Yoruma açık olması hoşuma gitti.
Ek olarak, sondaki hikâyenin Human Centipede filmine bir gönderme, hatta bir taşlama olduğunu düşünüyorum. “İnsanları doğrudan birbirine bağlamadan da kırkayak yapabilirsin,” demiş Ito Reis. Kırkayak değil gerçi ama olsun. Neticede ikisi de kara toprak.
Junji İto'nun tarzını seven biri olarak çevrilmişken bu kitabını da aldım. Kitabı adını veren Remina hikayesi insanların gizlemeye çalıştığı tüm kötülüklerin ortaya çıkması üzerine bir hikaye idi. Cehennem yıldızı ya da belki kötülük gezegeni Remina'nın ortaya çıkıp dünyaya yaklaşmaya başlaması ile birlikte insanların içindeki kötülüğün de gitgide ortaya çıktığını görüyoruz. Batıl inançlara yönelme, linç kültürü, açgözlülük, minnet süslü şehvet, bencillik vs. Buna rağmen küçük bir grup insanın insani yönlerini bırakmadan birbirini korumaya ve kurtarmaya çalışması etrafında dönen hikayenin sonu ise açık uçlu bırakılmış. Bize resmen bu bir grup insan da sonrasında iyi kalmaya devam edecek mi peki diye sorduruyor.
Remina hikayesinin ardına eklenmiş Bin Başına kısa hikayesi ise oldukça etkileyici idi. İto'nun kısa hikayelerini ayrı bir seviyorum. Birbirine misina ipleri ile dikilerek yalnız bırakılmayan ölüler teması oldukça irrite ediciydi. Yalnız kalan, yalnızlığı seven bir karakterin artık yalnız kalmak istemeyerek yalnızlıktan nefret eden diğer karaktere koşarkenki o halinin dehşete düşüşe varması ile son bulan yolu da yine sonra ne olurdu diye sorduruyor insana.
Bu manga için beklentim yüksekti, çok olumlu yorumlar okumuştum, konusu da ilgi çekiciydi, başlangıçta her şey iyi güzeldi ama ilerledikçe işleyiş çok sığ gelmeye başladı. Herhalde ilerde her şey bir yere bağlanacak dedim o da olmadı, her şey bitti evin sığınağı uzaya fırladı, dünya yok olmuş çocuk hala ana karaktere sizin hayranınızım falan diyor, tamam böyle saçmalıklar yazarın tarzında biraz var da bu mangada felaket göze batıyor. Sondaki kısa hikaye de iyi başladı sonu çok kötüydü, abi kız katilse nasıl 500 kişiyi bağlıyor, devlet nasıl bu işin içinde falan, hikayedeki bütün anlam olan şeyler falan çöp oluyor.
Kısacası önermem koleksiyon yapacaksanız alabilirsiniz.
Reminayı beğendiğimi söyleyemem hikayede kopukluk çok fazla.Gezegenle remina arasında cidden bir bağlantı var mıydı mesela.
8 puan verme sebebim son hikayenin konusu müthişti ve son sahne tam bir ters köşeydi.Junji itonun çizimlerine bayılıyorum.
Bir profesör yeni bir gezegen keşfediyor. Gezegene kızının ismini veriyor. Remina. Profesör ve kızı Remina, bu keşif sonrası ünleniyorlar, hayatları güzelleşiyor. Fakat çok geçmeden bu gezegenin o kadar da masum olmadığını öğreniyorlar. Gezegen Remina, önüne çıkan diğer tüm gezegenleri yutarak veya bir şekilde yok ederek dünyaya ilerliyor. İnsanlar ayaklanıyorlar ve bu olayın günah keçileri olarak profesör ve kızını belirliyorlar. Profesör ve kızı Remina'yı öldürmek için ayaklanıyorlar. Profesör ve kızı Remina bir taraftan Remina gezegeni ile savaşırken bir taraftan halk ile savaşıyorlar. Remina'ya çok üzüldüm açıkçası. Manga boyunca bir o yandan bir bu yana sürüklendi garibim.
Cehennem Yıldızı: Remina hikâyesinden sonra kısa bir hikâye karşılıyor bizi. Bin Başına. Bir başına olmak yetmez, bin başına olalım sloganlarıyla insanları birbirine dikerek öldüren bir katil var. Bu katilin olağanüstü güçleri mi var, emin olamadım. Açıkçası o kadar karmaşıktı ki hikâyede bile olay tam olarak çözüme kavuşturulmuyor. Yine de Junji Ito'nun en çarpıcı ve en korkunç hikâyesiydi diyebilirim.
çizimlerini sevdim, kozmik korku temasını seviyorsanız remina iyi bir seçenek olur. junji itonun çoğu eserini gözüm kapalı alabilirim hatta öyle hoş benim için
Junji Ito gerçekten farklı bir kafa yapısına sahip bir adam. Her şey Remina'nın babasının yeni bir gezegen keşfi yapıp gezegen 16 yaşindaki kızının adını vermesiyle başlıyor. Gezegenin adı Remina. Burada Ito san bize popüler kültür ve linç faktörünü muhteşem mizacıyla birlestirerek vermiş manganın sonunda da "Bin Başına" adlı konudan bağımsız bambaşka hikaye var. Burada da gene Japonya'da ciddi sorun olan yalnız başina kendini evine tıkıp dünyadan ayrı yaşayanlara değinmiş ama hikayenin sonunda kendini odaya hapseden gencimizin iyi bir karar verdiğini görüyoruz ah be üzümlü kekim. Burada puan kırma sebebim Ito san Remina'nin hikayesini tam bir bitirmedi hissi var belki de okuyucuyu germe politikası diyebiliriz ama bu Japonların kafası harbi farklı ama Junji Ito tam ayrı bir kafa. Normal hayatta eşi ve kedileriyle yaşayan ponçik bir adammış.
Konusu anlatilmis zaten bence orta karar bir hikayesi var ha okunur mu okunur tabi ki her turlu cizimleri okumaniz icin yeterli. Ozellikle gezegenin birkac cizimi cidden cok hostu
Junji Ito (31 Temmuz 1963 doğumlu), Japon korku manga sanatçısı. En dikkat çekici eserlerinden bazıları, ölümsüz hayranlarını kızgınlıklarına sürükleyen ölümsüz bir kızın hikayesini anlatan bir dizi Tomie, spiral takıntılı bir kasaba hakkındaki üç ciltli serisi olan Uzumaki ve balıkların kontrol edildiği iki ciltlik bir hikaye olan Gyo'yu ve Manga Koleksiyonunu içermektedir.