Rüyaların Öldüğü Ada

·
Okunma
·
Beğeni
·
88
Gösterim
Adı:
Rüyaların Öldüğü Ada
Baskı tarihi:
Haziran 2019
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750526855
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
“İmroz’un kırında, patikasında, ormanında, sahilinde korkarak yaşamak, en az burayı terk etmek kadar acı veriyordu. Annem yolda giderken, Birinci Dünya Savaşı sırasında, İngiliz askerlerinin tecavüzünden bir Türk çobanın yardımıyla kurtulan kadının hikâyesini anlattı. ‘O zamanlar, düşman çok uzaklardan geliyordu, Rum, Türk denmezdi, hepimiz, aynı milletin, Müslüman, Hıristiyan çocuklarıydık, şimdi ne oldu anlamadım.’ dedi Annemle olan biteni çok az konuştuğumuz için onun üzüntüsünü paylaşmayı unutmuştuk.” Rüyaların Öldüğü Ada, Kuzey Ege’nin şahsiyetli adasının, İmroz/ Gökçeada’nın aşağı yukarı yüz yıllık macerasını anlatıyor. Adanın yerlisi bir Rum ailesinin ferdi olan Madam Maria’nın hayatına ve kederine tanıklık ederek…

İmroz’dan Mısır’a, İstanbul’a, Atina’ya, Amerika’ya saçılan bir aile… Aşk hikâyeleri… “Adalı” olmanın, adada yaşamanın ruhu… Ormanın, üzümün, şarabın, balığın göz kamaştırıcı bereketi… Beri yandan fakirlik ve mahrumiyet… Her şeye rağmen “eğlencenin, dostluğun, İmrozlu olmanın tadının” çıkarıldığı eğlenceler… Adanın sadece adıyla değil nüfusuyla da “Türkleştirilmesi”… Devletler arası gerginliğin gölgesinde, Rumlar’ın büyüyen korkusu ve azalmaları, azalmaları… Yine de terk etmeyenler, edemeyenler…

Konca Altan, yıllarca dostluk edip ömrünün seyrini dinlediği Madam Maria’nın ağzından, hüzünlü bir tarih ve acı tatlı insan hikâyeleri anlatıyor.
368 syf.
·7 günde·Beğendi·6/10
Dünyanın en güzel denizi Ege Denizi ve kuzeyinde yüzyıllarca birarada yaşamış iki topluluğu barındıran cennet köşesi İmroz; namı diğer Gökçeada...
Dünya siyasetinin ve kör milliyetçiliğin bir toplumu oluşturan iki topluluğu ne hale getirdiğinin, insanların hayatlarının nasıl mahvedildiğinin hikayesidir bu anı-roman.
Anlatıcının hangi dinden, milletten ya da ırktan olduğunun hiç bir önemi yok. Sadece isimleri ve coğrafi alanı değiştirerek tekrar okuduğunuzda iki devletin de "diğerlerine" aynı şekilde davrandığını göreceksiniz.
İç burkan bu anı-romanı, her iki ülkenin tarihinde yüz binlerce yaralı insan ve parçalanmış aileler yaratan kapkara dönemleri daha iyi anlayabilmeleri için okurlara öneriyorum.
368 syf.
·10/10
İmroz'un nasıl Gökçeada'ya dönüştüğünün hikayesidir kitap.
Doğduğun, büyüdüğün topraklarda nasıl yalnız ve kimsesizliğin çemberinde daraldığının hikayesidir kitap.
Sonrasında sürgünler ve göçler alır götürür uzaklara. Ağlayarak gidenlerin ve kalanların hikayesidir İmroz'da yaşanılanlar.
Adalılar fırtına kopacak mı, çok iyi bilir. Doğanın her hareketini gözleyip hazırlanır. Adada yaşayan bütün canlılar, fırtına öncesinde başkalaşır. Martılar uçmayı bırakır, sahile tüner. Kuşlar önce iyice alçaktan uçmaya başlar, sonra yağmurbaşlamadan sesleri tamamen duyulmaz olur. İnekler yere uzanır, koyunlar birbirine yaklaşır. Karıncalar yuvalarının girişindeki tepecikleri daha da yükseltir. Kaplumbağalar patikalarda tırmanır, kendilerine yükseklerde yer ararlar.
Yunan mitolojisinde İmroz ile Bozcaada (Tenedos) adaları arasında denizler, depremler, atlar tanrısı Poseidon'un kanatlı atlarının ahırları olduğu, denizin dibindeki görkemli sarayından çıktığında Poseidon'un denizatlarının çektiği altın arabasıyla denizleri dolaşıp fırtınalar yarattığı anlatılır. Ege ne zaman çoşsa adalılar Poseidon'un yine atlarıyla dolaştığını, adalılara kızgın olduğunu düşünür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Rüyaların Öldüğü Ada
Baskı tarihi:
Haziran 2019
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750526855
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
“İmroz’un kırında, patikasında, ormanında, sahilinde korkarak yaşamak, en az burayı terk etmek kadar acı veriyordu. Annem yolda giderken, Birinci Dünya Savaşı sırasında, İngiliz askerlerinin tecavüzünden bir Türk çobanın yardımıyla kurtulan kadının hikâyesini anlattı. ‘O zamanlar, düşman çok uzaklardan geliyordu, Rum, Türk denmezdi, hepimiz, aynı milletin, Müslüman, Hıristiyan çocuklarıydık, şimdi ne oldu anlamadım.’ dedi Annemle olan biteni çok az konuştuğumuz için onun üzüntüsünü paylaşmayı unutmuştuk.” Rüyaların Öldüğü Ada, Kuzey Ege’nin şahsiyetli adasının, İmroz/ Gökçeada’nın aşağı yukarı yüz yıllık macerasını anlatıyor. Adanın yerlisi bir Rum ailesinin ferdi olan Madam Maria’nın hayatına ve kederine tanıklık ederek…

İmroz’dan Mısır’a, İstanbul’a, Atina’ya, Amerika’ya saçılan bir aile… Aşk hikâyeleri… “Adalı” olmanın, adada yaşamanın ruhu… Ormanın, üzümün, şarabın, balığın göz kamaştırıcı bereketi… Beri yandan fakirlik ve mahrumiyet… Her şeye rağmen “eğlencenin, dostluğun, İmrozlu olmanın tadının” çıkarıldığı eğlenceler… Adanın sadece adıyla değil nüfusuyla da “Türkleştirilmesi”… Devletler arası gerginliğin gölgesinde, Rumlar’ın büyüyen korkusu ve azalmaları, azalmaları… Yine de terk etmeyenler, edemeyenler…

Konca Altan, yıllarca dostluk edip ömrünün seyrini dinlediği Madam Maria’nın ağzından, hüzünlü bir tarih ve acı tatlı insan hikâyeleri anlatıyor.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Cevat Bayhan
  • Renée
  • Seher Tülay

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%33.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0