Adı:
Sekiz Dağ
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054820740
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Otto Montagne
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kafka Kitap
2017’de prestijli Premio Strega’ya layık görülen, yine aynı yıl Fransa’da Médicis Étranger Ödülü’yle onurlandırılan Sekiz Dağ, 30’u aşkın dile çevrilmiş modern bir başyapıt.

“Dağlara bir kez olsun özlem duymuş bizim gibi insanlar için çok yoğun ve insanın içini sızlatan bir hikâye, zarif bir kitap.”

—Annie Proulx

“En güzel sığınak, belleğin sığınağıdır.”

Pietro, Milano’da ailesiyle yaşayan yalnız bir çocuktur. Annesi banliyöde bir sağlık merkezinde çalışmakta, melankolik bir adam olan babası ise bir fabrikada kimyagerlik yapmaktadır. Yıllar geçtikçe birbirinden uzaklaşan çiftin en önemli tutkusu ise İtalya’nın dağlarıdır. Ailelerinin temeli bir dağda atılmış, trajedide bile onları dağlar bir arada tutmuştur.

Yaz tatilleri için Pembe Dağ’ın eteklerindeki Grana köyünü keşfettiklerindeyse, oğulları Pietro için doğru yeri bulduklarını düşünürler. Burada Pietro’yu kendi yaşlarında ama onun gibi tatil yapmak yerine sığır güden sarışın bir çocuk, Bruno beklemektedir. Dağ çayırlarını keşfe çıktıkları, terk edilmiş kulübeleri, viraneleri, eski değirmenleri merakla inceledikleri yazlar boyunca iki çocuk gitgide büyürken, tüm farklılıklarına rağmen dost olmanın anlamını da öğrenirler.

Ayrıca Pietro bu yıllar boyunca babasının peşinden dağ patikalarında uzun yürüyüşler de yapar. Babasıyla olan ilişkilerinin temel izleğini de hem ilkgençlik çağında hem de huysuz kimyagerin ölümünden sonraki yetişkinlik çağında yine bu dağ patikaları oluşturur.

Çocukluk, yetişkinlik, dostluk, insanın dünyadaki yerini bulması, baba-oğul ilişkileri gibi evrensel temaları lirik bir dille işleyen roman, sakin ama derin anlatıları sevenler için müthiş bir okuma deneyimi sunuyor.
256 syf.
Hani uzun zamandır dört Bi tarafı binalar ile kaplı,
Yeşilin az, gürültünün ise çok,
Neşeli günlerin az,
Keyifsiz, monoton geçen günlerin ise çok olduğu bi Şehir 'de yaşamaktan bunalırsın ya,

Daha önce hiç gidip görmediğin yerlere gitmek,
Oraları gezmek,
Yeni yeni insanlar tanımak istersin.
Ama tüm bunları yapmaya ne zamanın vardır ne de mecalin...
Doğayla iç içe olmak istersin ama elinde olmayan nedenlerden dolayı bunu Bi süreliğine yapamazsın...
Çok istediği halde insanın bazı şeyleri yapamaması,
Hayatında değiştirmeyi istediği şeyleri değiştirecek gücü kendinde Bi türlü bulamaması ne acı...!
"Gel git'ler yaşayan,
Ya şunu yapmalı,
Ya bunu,
Ya olduğun gibi yaşamaya devam etmelisin ama olacaklardan sen sorumlusun" denilerek Bi tercih yapmak zorunda bırakılan insanların hayatlarının anlatıldığı Bi kitap.
Giriş çok sürükleyici,
Gelişme azcık durağan,
Ama sonuç sürprizlere gebe Bi kitap.
Aslında pek sürpriz de denilmez ya,
Olanları gördükten sonra üzülerek de olsa "ben zaten az çok tahmin etmiştim ki bunu" diyorsunuz.
Ben gezip tozup, dağlara gidemiyorum ama dağın o güzellikleri evime gelsin diyenlere bu kitabı tavsiye edebilirim...
Zaman kaybı kesinlikle değil.
Eğer doğayla iç içe olmayı çok seven biriylesiniz hem doğaya hem de hayatın acımasız gerçeklerine dair çok ama çok şey bulacaksınız bu eserde.

İyi okumalar, güzel paylaşımlar ‍️
İnsan, hayatın kendisine öğrettiği şeyleri yapmalı. Belki çok gençken, hayatının gidişatını değiştirmeye kalkışabilir. Ama bir zaman sonra durup kendi kendine ben bunu yapabilirim, şunu yapamam demesi gerekir.
Anlaşılan bir şeylerin değerini anlamam için kırkıma gelmem gerekiyormuş...
Son yıllarda iki yakamı bir araya getirme çabası içinde bütün enerjimi tüketmiştim. Dünyayı dolaşma özgürlüğü dışında, sahip olmadığım hiçbir şeye özlem duymuyordum...
“yıkık dökük evlere bakar ve içinde bir zamanlar yaşamış olan insanları hayal etmeye çalışırdım. bir insanın bu denli çetin bir yaşamı neden seçmiş olabileceğini bir türlü aklım almıyordu. bunu babama sorduğumda her zamanki gizemli havasıyla bana doğrudan bir yanıt vermek yerine bu sırrı kendi başıma çözebilmem için bana sadece bir takım ipuçları verdi.

‘bunu onların seçtiği söylenemez. biri yaşamak için böyle yükseklere çıkıyorsa bu, birilerinin ona aşağıda huzur vermediği anlamına gelir.’ dedi.”
Nereye gitsem, soluduğum havaya aynı hayal kırıklığı, aynı öfke ve aynı nesiller boyu haksızlığa uğramışlık duygusu hakimdi...
"Sence geçmiş, bir daha geçebilir mi?"

"Şurada akan nehri görüyor musun? " dedi.
Diyelim ki su, geçip giden zaman olsun. Durduğumuz yer şimdiki zamansa, sence gelecek neresidir? "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sekiz Dağ
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054820740
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Otto Montagne
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kafka Kitap
2017’de prestijli Premio Strega’ya layık görülen, yine aynı yıl Fransa’da Médicis Étranger Ödülü’yle onurlandırılan Sekiz Dağ, 30’u aşkın dile çevrilmiş modern bir başyapıt.

“Dağlara bir kez olsun özlem duymuş bizim gibi insanlar için çok yoğun ve insanın içini sızlatan bir hikâye, zarif bir kitap.”

—Annie Proulx

“En güzel sığınak, belleğin sığınağıdır.”

Pietro, Milano’da ailesiyle yaşayan yalnız bir çocuktur. Annesi banliyöde bir sağlık merkezinde çalışmakta, melankolik bir adam olan babası ise bir fabrikada kimyagerlik yapmaktadır. Yıllar geçtikçe birbirinden uzaklaşan çiftin en önemli tutkusu ise İtalya’nın dağlarıdır. Ailelerinin temeli bir dağda atılmış, trajedide bile onları dağlar bir arada tutmuştur.

Yaz tatilleri için Pembe Dağ’ın eteklerindeki Grana köyünü keşfettiklerindeyse, oğulları Pietro için doğru yeri bulduklarını düşünürler. Burada Pietro’yu kendi yaşlarında ama onun gibi tatil yapmak yerine sığır güden sarışın bir çocuk, Bruno beklemektedir. Dağ çayırlarını keşfe çıktıkları, terk edilmiş kulübeleri, viraneleri, eski değirmenleri merakla inceledikleri yazlar boyunca iki çocuk gitgide büyürken, tüm farklılıklarına rağmen dost olmanın anlamını da öğrenirler.

Ayrıca Pietro bu yıllar boyunca babasının peşinden dağ patikalarında uzun yürüyüşler de yapar. Babasıyla olan ilişkilerinin temel izleğini de hem ilkgençlik çağında hem de huysuz kimyagerin ölümünden sonraki yetişkinlik çağında yine bu dağ patikaları oluşturur.

Çocukluk, yetişkinlik, dostluk, insanın dünyadaki yerini bulması, baba-oğul ilişkileri gibi evrensel temaları lirik bir dille işleyen roman, sakin ama derin anlatıları sevenler için müthiş bir okuma deneyimi sunuyor.

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • Hanife Tek
  • Figen İşçimen
  • Ayşegül Akduman
  • _Nihade
  • Merve V
  • Eph
  • Ayten KUTLU AYDIN
  • Mürsel Acar
  • Müge
  • Tuğba Gülbaş

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.1 (1)
9
%0
8
%22.2 (2)
7
%44.4 (4)
6
%22.2 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0