Bu kitap nedense bana tam olarak geçmedi... Biraz çiğ biraz yavan kalmış gibi.
Hidayet bulan gençlerin öyküsü anlatılırken, (Belki sert mizaçlı biri olduğumdan dolayı.) İslami konulara giriş yapıldığında ağlayan erkeklerin tavırları, -Gül peygamberim, çiçek peygamberim- diyerek ellerinde buket çiçeklerle dolaşan kadınların halleri bana geçmedi. Hatta yapmacık bulduğumu da söylemeliyim.
Ellerinde bir şeyler varken yolda çarpışan iki kişinin daha sonra evlenmesi her ne kadar klişe gelse de hikayeye güzel yedirilmişti. Fakat, Medine'ye ziyarette Rasulullah A.s.m'dan dua istenmesi (ki Rasul'den artık ne dua istenir ne şefaat. Çünkü artık O aramızda yok.) ve bazı sıkıntılı yaklaşımlar tevhidi eser olmaktan çok uzağa götürdü durumu.
Bu kitap bana geçmedi demiştim. Evet, aynen öyle. Ancak arada fazlasıyla seminer konusu adı altında tebliğ konuları içermesi güzeldi.
Şunu da demeden edemeyeceğim. Övgülerin tamamı Allah'a aittir. Bazı çevrelerde dikkatimi çeken bir durum var ki; Allah adı anıldığında övücü sözler kullanılmıyor. Bu kitapta da bu durum var. Gözümden kaçmadıysa eğer sadece "Allah" ismi kullanılmış, bazen de "Rabb". Övücü, yüceltici tek bir kelime göremedim. Hatta örnek vermem gerekirse; "Allah'a layığıyla kul olmak ve güllerin efendisi, kainatın serveri, iki cihan güneşi, Medine'nin gülü, gül kokulu önderim, can peygamberim, Muhammed Mustafa Sallallahu aleyhi vesselam'e ümmet olmak".... bu ve benzeri türde cümleler var. Bolca... Bu bence sevginin göstergesi değil. Tabir-i caizse; yeni gelin kahvaltı sofrası sunumu gibi. Yapmacık ve sevimsiz... Sevgi böyle gösterilmez. (Bu tamamıyla benim görüşüm.)
Bunu anlamakta zorlanıyorum. Elbette pak ve temiz olan Rasulü, O'nun izin verdiği kadar övüp anlatacağız bunda sorun yok. Ancak Rabbimiz olan yegane kanun koyucu