Türkan Şoray…
Yeşilçam’ın Sultan’ı…
Bana göre en iyi kadın oyuncusu…
Türkan Şoray, sinemayla ilk kez 7 yaşında İtalyanların ünlü yıldızı Silvana Mangano’nun Acı Pirinç filmini seyrederek tanışır. Annesi ile babasının ayrılmasının ardından dönemin ünlü oyuncularından birinin evinde kiracılık yaparlar, Emel Yıldız’ın. Emel Yıldız’ın bir gün Türkan Şoray’ı film setine götürmesi, ertesi gün o güne hiç görmedikleri iki üç kişinin Türkan Şoray’a filmde oynaması için annesine teklif getirmesiyle, sinemada Türkan Şoray efsanesi 1960 yapımı Köyde Bir Kız Sevdim filmiyle doğar. Kısa sürede şöhret basamaklarını tırmanmaya başlayan Türkan Şoray, Yeşilçam’ın en çok izlenen yıldızları arasına girmeyi başarır. Hatta öyle ki –kendisi bu tanımlamadan rahatsız olsa da– Şoray Kanunları adı verilen anlaşma şartlarını dahi kabul ettirir yapımcılara. 60’lı yıllarda kimlerle oynamaz ki? Dönemin en büyük jönleri olan Ayhan Işık, Sadri Alışık, İzzet Günay, Fikret Hakan, Murat Soydan, Ediz Hun, Kartal Tibet, Cüneyt Arkın… Daha sonra 70’li yıllarda bu isimlere ek olarak Tarık Akan, Kadir İnanır…
60’lı yılların sonlarına doğru oyunculuğunu geliştirmek için bir arayış dönemine girer ve aşk/melodram filmlerinden gerçekçi filmlere geçiş yapmak ister. Bu fırsat Şoray’a, Lütfi Akad’ın 1967 yapımı Ana filmiyle gelir. Ertesi yıl yine Lütfi Akad’ın yönettiği, Safa Önal’ın Sait Faik Abasıyanık’ın öyküsünden esinlenerek senaryosunu yazdığı Vesikalı Yârim filmiyle en iyi oyuncu ödülünü alır. (Üstelik bu ilk ödülü değildir, daha önce 1964 yapımı Acı Hayat filmiyle Altın Portakal’ı kazanmıştır. Vesikalı Yârim ile ikinci kez kazanır. Bu başarısını daha sonra 1987 yılında Hayallerim, Aşkım ve Sen; 1994 yılında ise Bir Aşk Uğruna filmleriyle tekrar eder.) Vesikalı Yârim filminde, Türkan Şoray, Sabiha; İzzet