Baran askerden henüz gelmişti ki kendi evinin bildiği kapıyı çalınca karşısına çıkan Berfin'e bakakaldı. Büyük sevinçle döndüğü evi olduğu yerdeydi ama içindekiler değildi. Ama bunun şaşkınlığını yaşamaya olanak kalmadan başka bir duygunun tutsağı olmuştu: Aşk. Bazen kör olası, bazen de hiç bitmeyesi o duygu. Yazarın da dediği gibi: "Aşk, dünyada aklınıza gelebilecek her fedakarlığı yaptırabilen bir duygudur."
.
Sevdası hem karşılıksız değildi hem de kavuşması olanaklı değildi. Bu nasıl yaman çelişkidir böyle? Baran'ın yüreğindeki kor çoktan onu yakmaya başlamıştı. Berfin'in ise son ışığını bulmuştu. Öyle bir ışık ki, yaşarken peşinden gidilen, ölüm döşeğindeyken kaçılandı ışık. Ama aşkın ışığı öyle miydi? O hep yaşam verendi. O, duyguların en güçlüsü, hepsini içinde barındırandı. Ancak bu ışık, her yüreğin prizmasında başka kırılıyordu. Yüzlerce tanımsız duygu yaşatıyordu aşığa; kimisi bunu taşıyabilirken kimisi de altında eziliyordu. Tıpkı Baran gibi, tıpkı Berfin gibi. Bu iki gencin bu tazecik ama güçlü sevdası nasıl bir sona ulaşacaktı? Yanlış anlaşılmalar, ön yargılar, aracılar, dostluklar, doğunun gelenek ve görenekleri...
.
Vanlı yazarımızın kalemini tanıdığım Son Işık, sevdiğim sevda betiklerinden biri oldu. Aralara serpiştirdiği kısa öyküler, yazarlardan anlamlı sözler, kendi şiir ve sözleriyle bezediği satırlar bana da duygu geçişleri yaşattı. Tadı damakta, duygusu yürekte, sözleri bellekte kalan bir betikti. Diğer yandan bir arayış ile duygudurum çözümlemesi de vardı Baran'ın. Ben doğunun geleneklerini çok sıcak bulurum. Bazen serttir ama öyle içe dokunan davranışları da vardır ki güzel Van'da yaşayan o güzel kişilerin, her gidişimde sevgim daha da artarak dönmüşümdür Ankara'ya. Alıntılarını 1000kitap'ta paylaşacağım ki. Diğer betiği "Günah" da elimde. İkisi