Bizi gerçekten korkutan ve umutsuzluğa düşüren şey, dışımızdaki olayların kendileri değil, fakat bizim onlar hakkındaki düşüncelerimizdir. Bizi rahatsız eden “şeyler” değil, onların anlamını yorumlama biçimimizdir.
Söylevler de diyor ki;
Siz sabırsız ve hırçınsınız. Yalnız kaldığınızda terk edildiğinizden şikayet ediyorsunuz. Yanınızda birileri varken de onları fitnecilik ve kinle suçluyorsunuz. Hatalarınızı kendi anne-babalarınızın, kardeşlerinizin ve komşularınızın üzerine yıkıyorsunuz. Yalnız kalmayı kaldıramayacaksanız girişmeyin ona. Yalnızlığın huzur üzerine kurulu olduğunu fark etmek lazım. Temelde düşünmen gereken kimse veya duygularını umursaman gereken biri olmadığında daha rahat davranır ve yaşarsın. Çevrenizdeki kalabalıkları iç dünyanızdaki kişisel mutluluğa tercih etmeyin. Yalnızlık sizi kendinize yönlendirip güçlendiren en büyük destek.
”Bizi gerçekten korkutan ve umutsuzluğa düşüren şey, dışımızdaki olayların kendileri değil, bizim onlar hakkındaki düşüncelerimizdir. bizi rahatsız eden “şeyler” değil, onların anlamını yorumlama biçimimizdir.”
Felsefe ile meşgul olma yoluna giren bir kimsenin kurtulması gereken ilk şey kibir ve bilgiçliktir; zira her şeyi bildiğini düşünen bir kimsenin öğrenebileceği bir şey yoktur.