Tilki #okudumbitti
#Tilki kesinlikle elimden bırakamadığım, sürükleyici bir gerilim hikayesi. Yazarın akıcı ve çarpıcı anlatımıyla, Dario’nun hayatının darmadağın oluşuna tanık olmak hem sarsıcı hem de merak uyandırıcıydı. İtalyan Dario’nun Londra’da mutlu bir hayat kurma hayalleri, sevgilisi Mary’nin (aslında Monica) ölümünden sonra tam anlamıyla kâbusa dönüşüyor. Özellikle Mary’nin ölümünün arkasındaki sırlar, Dario’nun uyuşturucu satıcısı ağabeyi ile ilişkisi ve bu karanlık olayları örtbas etme çabası, okuyucu olarak beni sürekli diken üstünde tuttu.
Dario’nun yaşadığı suçluluk ve çaresizlik duygusunu o kadar güçlü bir şekilde hissettim ki, her an onun bir adım daha derine battığını görmek hem üzücü hem de inanılmaz derecede heyecan vericiydi. Mary’yi bahçelerine gömüp İtalya’yı terk etmek zorunda kalan Dario’nun bu suçu arkasında bırakabileceğini düşündüm, ama aslında hikaye burada asıl başlamış oldu.
Yazar, Dario’nun geçmişinden kaçmaya çalıştığı sırada onun peşinden gelen daha büyük bir tehlike yaratmış. Charlotte karakteri, ablasının kayboluşunun peşine düştüğünde, olaylar karmaşık bir hal alıyor. Charlotte’un ablası Monica’ya olan benzerliğiyle Dario’ya oyunlar oynaması ise hikayeyi bir psikolojik gerilime dönüştürüyor. Dario’nun yaşadığı paranoya, suçluluk duygusu ve Charlotte’un gizemli oyunları, kitabı nefes kesici bir hale getiriyor. Bu esnada Dario’nun Sara ile kurduğu yeni ilişki, geçmişin gölgelerinden kaçamayacağını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Özellikle kitabın iki farklı ülkede – İtalya ve İngiltere – geçmesi, olayların kültürel ve mekânsal boyutunu genişleterek hikayeyi daha da ilginç kılıyor. Bu macera, sadece bir dedektif hikayesi değil, aynı zamanda aşk, suçluluk ve geçmişle hesaplaşma üzerine derin bir sorgulama.
Yazarın ilk kitabı