Türk Irkı Niçin Müslüman Oldu

·
Okunma
·
Beğeni
·
316
Gösterim
Adı:
Türk Irkı Niçin Müslüman Oldu
Baskı tarihi:
1978
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Milli Ülkü Yayınevi
Baskılar:
Türkler ve Müslümanlık
Türk Irkı Niçin Müslüman Oldu
221 syf.
·8/10 puan
Gök Tanrı'ya inanan biz Türkler niye kendilerine tebliğ edildiği halde yaygın bir biçimde Hristiyanlığa değil de Müslümanlığa geçtiler hiç düşündünüz?Cevabınız Talaslı cümlelerse bence bir daha düşünün,cevabınız tek tanrılı inanç ve cennet cehennem kavramlarıysa tekrar düşünün çünkü onlar Hristiyanlıkta da vardı.Bu kitabı okumayacak yahut bu konuyu hiç merak etmeyecekler için birkaç bilgiyi derlemek istiyorum.
1-Türkler İslamiyet'i hemen benimsememiştir.
2-Türkler İslamiyet'i kılıç zoruyla da benimsememiştir.
3-Türkler kuzeyde,Merv'de,Ötüken'de İslam ordularının ilerleyişini durdurmuş ve hatta hücuma geçmiştir.
4-Araplar özellikle Emeviler devrinde Kuteybe bin Muslim ile Türklere baskı uygulamistir.
5-Türkler 700'lerde kitlesel olarak İslama geçmemiştir.
6-İlk Türk İslam devleti olan Doğu Uygurlar İslam coğrafyasına uzak bir bölgededir.
7-Araplar Türkleri İsrailiyat tefsirleriyle yecuc mecuc kavmi olarak görmüş fakat Tuğrul Bey döneminde ocağımıza düşmüslerdir.
8-Türkler İslamiyet'i Araplardan değil İran'dan öğrenmiştir.
9 ve sonuç Türkler İslamiyet'i zaman içinde içselleştirerek benimsemiş ve İslam olmuştur.
221 syf.
·520 günde·Beğendi·7/10 puan
Biz Türkler neden müslüman oldu. Neden başka dine mensup olmadı yada neden İslamiyeti kabul etmesiyle birlikte büyük devletler kurmayı başardı. Arap milliyetçiliği neydi, İslamiyeti kendi tekellerinde tutmak için ne hainlikler yaptılar, haçlı seferlerinde işbirlikçisi mi oldular, bunlardan ve daha nice konudan bahsediyor bu kitap....

Kitabın içeriğini sıkılmadan anlayabilmek için İslam tarihine aşina olmak gerekiyor. Dili ağır ancak dip notlarda açıklamaları var. Kitap sanki onlarca cilt kitabın özeti gibiydi. İlgi alanım olmadığı için bana ağır geldi... Siyasal İslamcı Arap sever şakir(t)lerimizin okumasını çok isterim. Belki utanırlarda Türk milleti denildiginde aslında Türk ümmetinden bahsedildiğini anlarlar...
221 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Zaman zaman kafamızı meşgul eden sorunlardan biri işte karşınızdadır. Bildiğiniz üzere Türkler, İslâmiyet'i hemencecik değil, zaman içerisinde kabul etmiştir. O halde durulması gereken nokta şudur: Hangi şartlar altında bu yeni dini kabul ettik?
Biliyoruz ki, Türkler komşularından oldukça etkilenen bir millettir. Orta Asya'da bulunduğumuz eski devirlerde yalnızca atalarımızın saf inancından bahsetmek doğru olmayacaktır. Bunun nedeni Çin, Hindistan, İran gibi ülkelerden de belli başlı değerler almış olmamızdır. Misal olarak Türkler "Kök Tengri" olarak bilinen Tanrılarına inanırken, En yakın komşumuz Çin "Gök'e" inanıyordu. Sizce de bir benzerlik yok mu? Aynı zamanda Budizm-Manihaizm gibi inançların etkisini yer yer görüyoruz. Bunları ihmal etmemek lazım.
İşte kitap, dönemin şartlarınca nasıl İslâmiyet'e girdiğimizi anlatmakta. Hatta Türklerin kökenini dini boyuttan da araştırmakta. Eğer bunlara önem vermezsek, Tevrat'ı referans alarak bizler Ye'cûc ve Me'cûc soyundan gelen kimseleriz. Sizce bu doğru mudur? Aksi halde Avrupa niçin Türkleri ucube gözüyle evlatlarına tasvir ediyordu? Tabii benim gayem sizin merakınızı çekmektir. İlgili kimselere önerimdir.
221 syf.
·4 günde·9/10 puan
Türklerin Müslüman okul sürecinin ve sebeplerinin akademik verilerle incelendiği bir kitap. Osmanlıca kelimeler yoğunlukta olsa da anlaşılmaz bir anlatım yok, Ötüken Neşriyat baskısında bazı kelimelerin anlamlarını vermiş. Kitapta gerek Doğu gerekse batıdan bilim ve tarih camiasında önde gelen kişilerin eserlerinden metin içi kaynakça yapılmak suretiyle yararlanılmış, zaten son kısımda sağlam bir bibliyoğrafya kısmı yer alıyor.

İslamiyet’in milli ve mahalli bir Arap dini olmadığını belirtip, Türklerin Araplara yenilmediğini yani kılıç zoruyla boyun eğmediğini, İslamiyet’i kabul edişlerinin Türklük ve Müslümanlık arasındaki itikad birliği (Tek Tanrı inancı, kader ve ahiret inancı, hac-kurban gibi ibadetler vb), aile hukukuna ilişkin benzerlikler (kadının değeri, tek eşlilik tavsiyesi, esas tesettürün mahiyeti -ki çok önemlidir- vb.) olduğunu belirtiyor.

Bununla da kalınmamış, Türklerin İslamiyet’e ve İslamiyet’in Türklere yaptığı katkılardan bahsedilmiş. Tuğrulbey’in Büveyhi ve Fatımilerle giriştiği mücadele sonucu adeta esir olan Abbasi Halifesini kurtarması ve devir teslim töreni ile İslam’ın koruyuculuğunun Türklere verilmiş olması tarihi vesikalarla anlatılmış. Yanı sıra Türklerin Batı’ya göçünde önündeki en büyük engellerden olan Sasani devletini İslam Devletinin yıkmış olması, Türklerin kimliğini kaybetmemesinin asıl sebebinin Hanif temellere dayanan Sünni İslam olduğunu ve bunun da büyük bir kazanım olduğunun altı çizilmiş.
221 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10 puan
Çok değerli bir eser.
Yazıldığı tarihteki imkansızlıklar aklıma geldikçe böyle bir literatüre hakimlik nasıl bir beyin vasıtasıyla yapıldı hayal edemiyorum. Her konuda birkaç dilde literatüre hakim olan hoca bu bilgisinden birçok örnekle kitabını süslemiş.

Konu gayet ilgi çekici başlıklar detaylı anlatılmış, farklı fikir ve görüşlere yer verilmiş.

Dil biraz ağır olmakla beraber anlaşılabiliyor, ayrıca dipnotlara bilinmeyen kelimeler eklenmiş.

Konu hakkında bilgi ihtiyacı olanlar, kesinlikle okumalı.
Türk ırkı kılıç altında cebren müslümanlaşmış değil, islamiyete karşı duyduğu ruhî intıbaktan dolayı kendi arzusuyla ve hatta farkında bile olmadan ihtida(islama girme) etmiştir.
Buraya kadar gözden geçirdiğimiz vaziyetten çıkabilecek başlıca hakikatler şunlardır:
1.Türk ırkı birçok Asya ve Afrika milletleri gibi Müslüman Arap ordularının istila ve esareti altına düşmüş değildir.
2.Türk ırkı hiçbir maddi mecburiyeti olmadığı halde büyük kütleler halinde adeta toptan müslümanlığı seçmiştir.
3. Türk ırkı islamiyetin basında Arap ırkının yerine geçmiş ve tam 9 asır islam alemini hem müdafa hem yayma işini üstlenmiştir.
Kur'ân'ın Arap ırkını korkutan, tehdit eden yerine başka toplumu geçireceğini söyleyen 'İnzar' ayetleri:

Maide, 54
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki Allah öyle bir kavim getirecektir ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı vakarlıdırlar; Allah yolunda cihad ederler ve hiç kimsenin kınamasından korkmazlar. İşte bu Allah’ın dilediğine verdiği bir lütfudur. Allah’ın lütfu geniştir; O, her şeyi bilir.

Tevbe, 39
Eğer toplanıp seferber olmazsanız Allah sizi elem veren bir azapla cezalandırır, yerinize başka bir topluluk getirir ve siz O’na zerrece zarar veremezsiniz. Allah’ın her şeye gücü yeter.

Muhammed, 38
İşte siz Allah yolunda harcama yapmaya çağrılıyorsunuz, fakat içinizden bir kısmı cimrilik ediyor. Halbuki cimrilik eden ancak kendine karşı cimrilik etmiş olur; zira Allah zengindir, siz ise yoksulsunuz. Eğer hak çağrısına sırtınızı dönerseniz Allah sizin yerinize başka bir topluluk getirir; sonra onlar sizin gibi olmazlar.

Fetih, 16
Arkada kalan bu Arap kabilelerine de ki: “Yakında çetin güç sahibi bir topluluğa karşı çağrılacaksınız; ya kendileriyle savaşacaksınız yahut müslüman olacaklar. Bu çağrıya uyarsanız Allah size güzel bir karşılık verecek, daha önce olduğu gibi geri durursanız sizi acı bir şekilde cezalandıracak.

Mearic, 40-41
Doğuların ve batıların rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter, kimse bizim önümüze geçemez.
İsmâil Hâmî Dânişmend
Sayfa 134 - Geleceği ve geçmişi öncesi ve sonrasıyla bilen Rabbe hamdolsun.
Türkler kendi memleketlerini ve kendi merkezlerini kimseye vermiş değillerdir. Onlara kendi memleketlerinde kimse mâlik olmuş değildir. Lâkin İranlılar, Rumlar ve Araplar kendi memleketlerinde başkasının esiri olmuşlardır. İşte bu, Türklerin İran, Rum ve Arap uluslarına fâik olmalarının delillerinden en açık olanıdır ki bunu, gözünü hased dumanı bürümüş ve inadından gözleri kararmış veya hiç tarih okumamış olanlardan başka inkâr edecek hiç kimse yoktur.
...Buraya kadar gözden geçirdiğimiz vaziyetten anlaşılacağı gibi, Türk ırkı kılıç altında cebren (Zorla) müslümanlaşmış değil, İslamiyyete karşı duyduğu ruhî intibâkından (Alışkanlığından) dolayı kendi arzusuyla ve hattâ farkında bile olmadan ihtidâ etmiştir. Léon Cahun, yukarıda bahsettiğimiz Orta-Asya Türk tarihinde bu hakikâti şöyle anlatır:
“Türk ırkı hiç farkında bile olmadan hıristiyan bir Avrupa'ya karşı İslâm Asyasının mümessili (Temsilcisi) olmuştur.”
İsmâil Hâmî Dânişmend
Sayfa 60 - Milli Ülkü Yayınevi, 1978
''Mevcud ahkamiyle İslam şeriati eski roma hukukiyle yeni medeni kanunlarımızın ekserisinden daha insanidir, çünki bizim kadınlarımızda kadınla beraber ihtiyarlık çağına gelmiş analar babalar ekseriyetle ihmal edilmeyecektir.''
Herhalde şu muhakkaktır ki; Sünni-İslamiyyet bugünkü varlığını ne derece Türk’e medyunsa(borçluysa), Türk ırkı da milli mevcudiyetinin bekasını ayni derecede İslamiyyete medyundur.
Dünyada umumi kültür, örf ve adet, medeniyet, sanat, lisan ve dini ruhiyyat bakımından tam bir vahdet manzarası gösterebilecek hiçbir büyük din camiası mevcut olmadığına ve olamayacağına göre, dünya dinlerinin veyahut herhangi bir dinin tarihini tetkik ederken bütün bu ilimlerden istifade edilmediği takdirde birçok hakikatlerin meçhul kalması pek tabiidir.
Türk ırkı hiçbir maddi kuvvete boyun eğmediği ve İran gibi bir İslam esaretine uğramadığı ve hatta Orta Asya fütuhatına çıkan Müslüman-Arap ordularını birçok defalar bozguna uğrattığı halde, çok geçmeden büyük kütleler halinde ihtida ile Sünni İslamiyyetin müdafaa ve neşrinde Arap kavminin yerine geçmiştir.
İtiraf etmelidir ki Araplar herhalde Türklere karşı hiçbir kat’i muvaffakiyet kazanamamışlardır. Türklerin misli görülmemiş bir hadise teşkil etmek üzere İslam alemine girişleri fütuhatla olmuş değildir.

Türk ırkı birçok Asya ve Afrika milletleri gibi Müslüman-Arap ordularının istila ve esareti altına düşmüş değildir.
Türk ırkı hiçbir maddi mecburiyeti olmadığı halde büyük kütleler halinde adeta toptan ihtida etmiştir.
Türk ırkı İslamiyetin başında Arap ırkının yerine geçmiş ve tam dokuz asır İslam alemini hem savunmuş gem genişletmiştir.
Profesör Marcel Granet'nin dediği gibi, o sırada Türkler bir taraftan Arap ve bir taraftan da Çin taarruzlarına karşı koymak, yani Asya'nın en kaahir* kuvvetleriyle boğuşmak gibi çok çetin bir vaziyete rağmen mücadelelerine devam ediyorlardı.
"Şâyân-ı hayrettir (hayrete değerdir) ki hârikulâde bütün İran dağlarının ve o devrin iki büyük devletinin, bütün askeri kuvvetleri ile mukavemet edemediği Araplar, Kafkasya kapularında tevakkuf ettiler (durdular) ve Kafkas geçitlerinin büyük bir devlet tarafından değil, belki sâdece nîm göçebe (yarı-göçebe) Hazarlar tarafından müdafaa edilmesine rağmen muvaffak olamadılar."
İsmâil Hâmî Dânişmend
Sayfa 49 - Michael Kmosko (Körösi csoma Archivum mecmuası'ndan terceme suretiyle naklen Türkiyat Mecmuâsı, C. 3,1935 İstanbul tab'ı, S. 133)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türk Irkı Niçin Müslüman Oldu
Baskı tarihi:
1978
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Milli Ülkü Yayınevi
Baskılar:
Türkler ve Müslümanlık
Türk Irkı Niçin Müslüman Oldu

Kitabı okuyanlar 35 okur

  • Şeyda Nur
  • Berat Gürergene

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.1 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0