Medeni insanın kendi mutluluğunu bozmak için yarattığı o binlerce huzursuzluk kaynağından eser yoktu. Typee'de ipotek ve haciz, protestolu senetler, ödenmesi gereken faturalar, namus borçları, para diye tutturan terziler ve kunduracılar, sıkıştıran alacaklılar, anlaşmazlığı körüklemek için müşterilerini önce kapıştırıp daha sonra barıştıran avukatlar, boş yatak odasını ebediyete kadar işgal eden ve aile sofrasındaki yerinizi dar eden yoksul akrabalar, dünyanın gönülsüz sadakalarıyla yarı aç yarı tok yaşayan muhtaç dullar ve çocukları, dilenciler, borçlu hapishaneleri, kibirli ve taş kalpli zenginler ya da tek bir kelimeyle söyleyecek olursa, Para yoktu. Yani, "bütün kötülüklerin kaynağı" vadide bulunmuyordu.
Eğer medeniyet, sonuçlarından bir kısmına bakılarak değerlendirilecek olsaydı, dünyanın barbar diye nitelenen kısmının olduğu gibi kalması belki daha hayırlı olurdu.
Nedendir bilmem ama, kuşlar genelde mutluluğun elçisi olsalar da, bu kuşların görüntüsü beni her zaman hüzne boğardı. Ben yürürken, dilsiz güzellikleriyle etrafımda dolanırlarken ya da yaprakların arasından meraklı gözlerini bana dikerek bakarlarken, bir yabancıya baktıklarını ve onun kaderini paylaştıklarını bildiklerine inanasım gelirdi.
“İlkel bir toplum düzeninde, sayısı az ve basit olmasına rağmen hayatın zevkleri her ana, her şeye yayılmıştır ve bozulmamış saf bir haldedir. Fakat medeniyet, sağladığı her avantaja karşılık olarak yüzlerce kötülüğü ilerisi için elinin altında bulundurur. İnsanlığın sefaletinin kabaran faturasının kalemlerini oluşturan husumet, kıskançlık, çekemezlik, aile içi çekişmeler, kibar ve kültürlü hayatın kendi başına sardığı binlerce huzursuzluk, bu sade insanlar tarafından bilinmez”
İşin doğrusu, Typeeleri yoldan çıkmış bir soy olarak görüyorum. Dinsel bakımdan gevşemişlerdir ve manevi bir canlanmaya ihtiyaçları vardır. Uzun süredir ekmek ağacı meyvesi ve hindistancevizi bolluğu içinde olmaları, daha ulvi görevlerini ihmal etmelerine neden olmuştur. Putlar arasında ağaç küfü illeti yayılmakta, sunaklardaki meyveler kokuşmakta, tapınakların damları bakım istemekte, dövmeli ruhban sınıfının topu kaygısız ve üşengeç davranmakta ve sürüleri yoldan çıkmaktadır.