Adı:
Uçuşta
Alt başlık:
Up in the Air Serisi 1
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
328
ISBN:
9786055175597
Kitabın türü:
Orijinal adı:
In Flight
Çeviri:
Melek Elif Eren
Yayınevi:
Aspendos Yayıncılık
Ketum kabin memuru Bianca, milyarder otel sahibi James Cavendish'i gördüğünde zor kazanmış olduğu bütün soğukkanlılığını kaybeder. İlk karşılaşmalarından sonra 7 cm topuklu ayakkabıyla on bin metre yükseklikte bir tepsi şampanyayı rahatça taşıyabilen bir kız için şaşırtıcı bir şekilde dizlerinin bağının çözülmüş olduğunu fark eder. Genelde sakin olan Bianca, onun turkuaz gözlerine bakmaktan kendini alamaz. O gözlerde direnmenin imkânsız olduğu bir meydan okuma, bir vaat var. Oysa o, "hayır" demeye ve bunu gerçekten kastetmeye alışık bir kız.

Bianca, birinci sınıfta görevli bir kabin memuru olarak süper modeller ve film yıldızlarıyla ilgilenmeye alışık ama James Cavendish yakışıklılığıyla hepsini gölgede bırakıyor. Bu dehşet verici adam hakkında karşı konulamaz bulduğu tek şey görünüşü olsaydı, Bianca onu görmezden gelebilirdi. Ama onun hiç olmadığı kadar aklını başından alan şey, tanıştıkları andan itibaren Bianca'nın üzerinde kurduğu hâkimiyet ve onun gözlerinden okuduğu zevk ile acı vaadi.
(Tanıtım Bülteninden)
Yorum yapan herkesin gittiği kıyaslama yolundan gidersek Elli Ton serisi ile gerçekten benzeyen yerleri var, bazı yerlerde cümlelere kadar varan... Ama bir yandan da o kadar dallandırıp budaklandırmıyor, uzattıkça uzatmıyor. Bence zaten Elli Ton serisinden daha fazla seveni olması bu yüzdendir, Elli Ton çok seks, Havada ise orta seviye diyelim.

Kendi kişisel kıyaslama olmayan yorumum ise; çok iyi bir kitaptı. Okurken sıkılmadım, okuyamadığım zamanlarda merak ettim. Az sayfa olması da bir çırpıda bitirmemi sağladı. Tek sorun ana karakterler arası bir flört göremedim. Olmaaaaaazz, içimdeki Türk Kızı çok üzüldü :) Sen onca yıl kendini tut, tut, tut sonra ikinci kez gördüğün birine hoppala paşam malkara keşan, vur kırbacı kolonlar inlesin :D

Ayrıca genel olarak erotik kitaplarda ki bu sadist, mazoşist ilişki furyası nedir allasen? Adamlar elinde ıslak odunla geziyor, kadınlar "vur banağğ" diye dolanıyor. Neyse, herkesin popisine kimse karışamaz :)
Bu sitedeki bu kitaba dair tüm yorumları okudum ve şimdi onlara da dayanarak kendi yorumumu yapacağım.

Bu kitap BDSM içeriyor. Bunda zaten kitabı okuyan herkes hemfikir. Ama sıkıntı şurada. Neden kalkıp Gri serisiyle bu seriyi kıyaslama gereği duyuyorsunuz? Ben bütün aynı tarzda kitapları birbiriyle kıyaslasam piyasada orijinal kitap kalmaz. Ve özellikle bu türü kendi türünde ilk patlak veren kitapla kıyaslıyorlar. Yapmayın. Griden önce de böyle kitaplar vardı. Sadece Gri bu konuda sağlam bir reklam pazarı sayesinde ve her bölümünde BDSM içerdiği için piyasada adını duyurdu. Onun dışında bence grinin elli tonu kıyaslama yapılacak kadar iyi bir seri değildi. Benim için illa bir tür üzerinden kitap kıyaslaması yapılacaksa bu kıyaslanacak kitap gerçekten türünün en iyisi olmalı. Gri de iyi evet ama o olmasa da böyle bir tür ortaya çıkacaktı zaten. Başı o kitap çekti diye illa hep onunla kıyaslama yapmak tamamen gereksizlik.

Ama şimdi yorumlardan yola çıkarak Gri üzerinden değinmem gereken bir iki nokta var.

Christian Grey, bu kitaptaki James karakterinin yaptıklarının yanında sönük kalmış. Malum cümleyi görünce açıkçası aynı kitabı okumadığımızı düşündüm. James, Christian'ın tırnağı dahi olamaz. Gerçekten James karakterinde ne görüp bunu yazdı bilmiyorum.

Kitapta çok fazla BDSM varmış ve gençlik bu yüzden böyleymiş. Böyle derken gençliğin nesini beğenmemiş anlamadım. Madem gençlik bir kitap türüyle kolayca bozuluyorsa, bozulsun. Kan beynime sıçrıyor böyle yorumları görünce. Sanki kitabı eline tutuşturup zorla okuttuk. Okuma arkadaş. Sektörde bir sürü farklı türde kitap var. Bilmiyorsan açar interneti öğrenirsin bdsm dışında hangi türlerin olduğunu.

Ay neyse ben böyle devam edersem iyice kıyameti koparacağım. Kendi yorumuma geçiyorum.

James, beni üzdün tatlı çocuk. Tamam çok açık yaklaştı, aslında fazla da belli değildi ne istediği. Genelde romantik tarafını gördük. Ve hayır bu türde en sert adam o değil kesinlikle değil. Hatta şu ana kadar okuduğum kitaplarla karşılaştırırsak, ki buna Bay Grey de dahil, fazla sevimli kalıyor. Okuyanlar iki kırbaç bir halat, kelepçe görünce "Ooo ağır mazoşist" demişler ama yok. İnanın ki yok. Adam kadın zarar gördü diye kendisini günlerce tuttu daha ne diyeyim spoiler mı vereyim onu mu istiyorsunuz?

Bianca, kitapta beni fazla sinirlendirmedi. Hatta kızı sevmiştim. Ama bir noktasına aşırı canım sıkıldı. Takıldığın adam ünlü bir iş adamı. "İş adamı" diyorum bak zaten "Ünlüydüm her yerim para" duruşu var adamda. Yani kızım anladık internetle aran yokmuş ama sanki her gün hayatına böyle bir adam giriyormuş rahatlığıyla nasıl araştırma yapmazsın? Sinir damarım da tam orada atmaya başladı zaten. Bir de diyor ki "İnternetle aram olmadığını düşünürsek bu affedilebilir bir durum." Hayır bence affedilir bir yanı yok bu durumun. Bir puanı sırf bu yüzden kırdım.

Bu kitap bana biraz fragmanmış gibi geldi. Ya da son zamanlarda bu türde fazla kitap okuduğum için biraz sönük kaldı. James için beklentim yüksekti. Ha beklentimi karşılamadı mı? Aslında karşıladı. Ama unutamayacağım karakterler listeme daha giremedi. Kendisini fazla açamadık. Yazarın bu işi diğer kitaplara sakladığını düşünüyor ve sabrediyorum.

Serinin diğer kitaplarını da okuyacağımı düşünürsek kitap beklentilerimi yeterince karşılamış. Bu türü seviyorsanız bence şans verebilirsiniz. Ben dün başladım, gece dayanamayıp birkaç bölüm daha okumak için uyandım ve sabah kalkınca kahvaltıda bitirdim. Yani bence akıcılığı konusunda bir sıkıntı yaşamadım. Ha tabi kitapta "Ne zaman aksiyon olacak?" diye merak ettiğim için de kitapta hızlı ilerlemiş olabilirim. Ama yine de pişman değilim. Tabi diğer kitaplarda beklentimi daha düşük tutacağım, belki o zaman daha çok severim. Bu arada yan karakterlere aşık oldum. Yazar tüm karakterleri güzel yazmış. Bölüm başlıklarını sevmedim. Hatta itildim. Sürekli Bay Mükemmel, Bay Sahiplenici, Bay şöyle, bay böyle diye diye gidiyor ve bir noktada içim şişti. Okumamak için direndim ama yok gözüm kaydı durdu bölüm başlıklarına. Bir puan da oradan gidiyor. Diğer puanlar da beklentimi tam karşılamadığı için gitti.

Son olarak tüm olumsuz yorumlara rağmen okunabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Benzer kitaplar

Şiddetli bir çocukluk geçirmiş Bianca, artık 23 yaşına gelmiş bir kabin görevlisidir. En yakın arkadaşı Stephan bir homoseksüeldir ve Bianca'nın sahip olduğu tek ailedir. James ise yaşı belirsiz oteller sahibi milyarder çocuğumuz... O da ailesini 13 yaşında trafik kazasında kaybetmiş. Adam tam bir BDSM'ci. Bunun neden kaynaklandığını da ailesinin ölümünden sonra bakımı için verilen adamdan kaynaklanıyor. Tacize hatta daha ağırına uğramış bir çocuk. Ama bu yinede onun bu sert eğilimleri olmasına neden değil bence. Çünkü söylemeliyim ki erkek karakteri ne zaman okusam aklıma sadece Gideon Cross geldi ve o da küçük yaşta tecavüze uğramış biri ve Allahtan Gideon'umun böyle saçma sapan eğilimleri yok. Hatta bazı yerlere geldiğimde Christian Grey bile gözüme masum göründü hani. Kadına köle tasması yerine geçen bir şey bile taktı yani! Girişi zaten çok hızlı buldum daha ilk satırları okurken hop bir baktım bunlar zaten ilk görüş olayını atlatmış, tanışmışlar bile.. James karakterini başına gelmiş bir iki olay dışında bilmiyoruz. Yani tam olarak kimdir, necidir belli değil.. En azından Bianca hakkında daha fazla bilgi sahibi olduk. Yazarda çok çakal hani kitabın %70'in bizi uyut sonra kitabın bitmesine 30-40 sayfa kala birden daya aksiyonu ve en olmadık yerde de kitabı bitir. Oldu mu yani şimdi? Umarım Aspendos bizi ikinci kitap için çok bekletmez. Gerçi ben sonuna çok sinir oldum birazdan gider İngilizcesini okumaya başlarım eminim.. Kitaptaki en çok sevdiğim şey Bianca ve Stephan'ın dostluğu idi. Herkese öyle bir arkadaş nasip olsun diyorum. Ama gerçi son sayfalarda James'e kayması sinirimi bozmadı da değil. Yani her ne durum olursa olsun hep Bianca ile olup, O'nu ve aldığı kararları desteklemeli. Neyse, okuyun işte :)

"I'm going to ruin you. I"ll be your first, and I'll fuck you so thoroughly that I'll be your last, too. You won't want any other man after I've gotten my hands on you. Every last inch of you."

Up in the Air serinin diğer kitapları:

1. In Flight - Uçuşta
2. Mile High
3. Grounded
4. Mr. Beautiful ( Erkeklerin gözünden anlatılıyor bu kitapta. 2014 diye gösteriyor yayın tarihi ama kesin tarih elimizde yok daha )
Bu kitabı okurken "nesil neden böyle yetişiyor?" sorusunun cevabının ip uçlarını yakalıyor sanki. Bir yandan TV'lerin empoze ettiği yaşam tarzı, diğer yandan kendini bu tür yozlaşmadan biraz olsun sıyırıpta kitap okumaya veren gençlerin karşılaştığı bu tür eserler. Bu iki kıskacın arasında kalan gençlerin ister istemez işleri çok daha zor. Bu tür dizi, film, ve kitaplarda verilmek istenen mesaj çok net. Asla ulaşamayacağın zenginlikte bir hayatın sana sunduğu kolaylıklar. Bu tür yapımların etkisinde kalan gençlik para, güç ve seks üçlüsü için gözünü karartacak duruma geliyor. Bariz şekilde toplumu sınıf ayrımcılığına iten, paranın dünyada tek geçerli güç olduğunu gösteren bu tür dizi, film ve kitapların artık pirim yapmaması umuduyla...
Kitaba verniş olduğum puan: 3/5

Bunun başlıca sebebi kitabın elli ton serisine aşırı derecede benzemiş olması. O kadar çok benzemesi etrafta Christian ve Anna yı görmeme bile sebep olacak derecede tuhaftı.
Bunun yanında başrol karakterimiz Bianca'nın defalarca kez yapmam deyip yaptığı şeylerden kaynaklanıyordu. Sahi deli etti beni bu kız! Öyle böyle değil ciddi anlamda öyle bir deli etti ki kitabı ısırmak istedim. Ciddiyim! :D

Fakat kitap sonlara doğru toparlanmaya başladı ve karakterlerin geçmişlerine doğru bir yol aldık.
Bu yolda bana kalırsa biraz elli ton serisine benziyordu ama yine de kitabın biraz da olsa gözümde şans kazanmasını sağladı.

Son kısımlarda birkaç olay yaşandı ve 'Aferin Bianca,sonunda doğru bir şey yaptın!' dememe yol açtı ama biliyorum ki Bianca tekrar benim tırnaklarımı köküne kadar yedirtecek saçma kararlar verecek :/

Ama en azından saçma kararlar verene kadar kitabı tekrar ısırmayı düşünmem. Bu da bir gelişme sayılır,öyle değil mi? :D

Dilerseniz biraz da kitaptan bahsedeyim.
Bianca karanlık bir geçmişi olan çekici bir hostes olmasının yanı sıra Stephen adında zeki,yakışıklı,disiplinli ve mükemmel bir arkadaşı vardır. Onu her daim koruyan Stephen aşkın çekiminin getirdiği James Cavandish'ten uzak tutamaz ve yolları James'ın kasıtlı uçak seyehatlerinde kesişen ikili BDMS türünde anlaşmalı bir ilişkiye yollarını açar. Bu yolda hem sarsılır,hem sarsar,hem de geçmişlerinin getirdiği farklılıkla birbirlerini onarırlar.

Bu kitaba yolculuk yapmak istiyorsanız sayfayı çevirmeniz yeterli fakat her yaş gurubuna ve her insana öneremiyorum. Bunu da üstteki paragraftan anlamış olmalısınız diye farz ediyorum.

Cebinizde kalan son parayla almanıza değecek bir kitap değil ama yaz günlerinde okunabilecek türde bir romantizm kitabı.

Ha;unutmadan söylemek isterim ki, okumadan önce tırnaklarınızı kesin yoksa sinirden yersiniz ve uygunsuz sahneler sebebiyle misafirlik gibi alanlara götürmeyin.

Son olarak,hoşça kalın! :)
Grinin Elli Tonu serisinden sonra okuduğum ikinci erotik kitap serisidir Havada serisi.

Aslında ben bu kitabı Elli'den daha fazla sevdim diyebilirim. Elli'ye benzeten çok insan var ama ben bir benzerlik göremedim.

James, Grey'den daha tatlı ve düzgün bir karaktere sahip. İkisi arasındaki tek benzerlik BDSM ilişkiye sıcak bakmaları ama onda bile fark var. Grey geçmişte yaşadıkları yüzünden bu ilişkiyi seçmiş, James de hayatına heyecan katmak ve bu tarzdan daha çok hoşlandığı için seçmiş. Grey, Ana'yı elde etmek için parasını ve sahiplenme huyunu abartı bir biçimde gösterdi. James ise bir yandan sahiplenici bir yandan nazik tavırları sayesinde benden tam puan aldı. Zenginliğini kızın gözüne fazla sokmadı, gerektiği yerlerde kızı ilişkilerinde fazla zorlamamak için onun ne istediğiyle gerçekten ilgilendi.

Burada acı çeken karakter James değil Bianca olarak görülüyor. Onun kararlı duruşu ve mümkün olduğunca karşısındakine az taviz vermeye çalışması -James ve Stephan hariç- ama geçmişteki kötü anılarına rağmen içindeki masumiyet ve iyilik dolu yanı beni benden aldı.
Kitap kapaklarını Elli ton serisinden daha çok sevdiğim, Uçuşta kitabını bitirmiş bulunmaktayım. Yetişkin romantik kitaplara Elli Ton serisi ile başladığım için bu romanı onunla kıyaslamasam olmazdı. Bu kitap için diyeceğim tek şey güzeldi.. Bianca ile james arasında daha albenili konuşmalar beklerdim fakat beklentim başka karakterler üzerinden sağlanmıştı. Onun dışında James, Christian kadar haşin erkek tavırlarında değildi. Daha kibar, Bianca'ya hayran falan. Uçuşta serisini ayıran diğer farklardan biri ikisininde küçükken yaşadığı travmatik olayların onları yaralı bir insan haline getirmiş olması. Yani tavsiye eder miyim bilemedim bu tarz romanları seviyorsan oku derim ama çok da şey yapmamak lâzım
Öpüyorum yanaklarından..
Kitaba puanım :3,5/5
“Asıl spor yapman gereken zamanlar hiç spor yapmak istemediğin zamanlardır. ”
Yanımdaki bu hasarlı ruh benimkine mükemmel bir şekilde uyuyor ve hatta şimdiye kadar ne kadar ihtiyacım olduğunu bilmediğim bir şekilde beni tamamlıyordu.
"Mazoşistlerin bile aşka ihtiyacı var," dedim nazik bir sesle. “Senin gibiler olmazsa benim gibiler ne yaparlar? Belki herkes binlerine iyi geliyordur.”
Ama bize açıkça hayattaki tek amacı­nın kendisine bakacak zengin bir adam bulmak olduğunu söylemişti. Ve bu yeterince aşağılık bir tutumdu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uçuşta
Alt başlık:
Up in the Air Serisi 1
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
328
ISBN:
9786055175597
Kitabın türü:
Orijinal adı:
In Flight
Çeviri:
Melek Elif Eren
Yayınevi:
Aspendos Yayıncılık
Ketum kabin memuru Bianca, milyarder otel sahibi James Cavendish'i gördüğünde zor kazanmış olduğu bütün soğukkanlılığını kaybeder. İlk karşılaşmalarından sonra 7 cm topuklu ayakkabıyla on bin metre yükseklikte bir tepsi şampanyayı rahatça taşıyabilen bir kız için şaşırtıcı bir şekilde dizlerinin bağının çözülmüş olduğunu fark eder. Genelde sakin olan Bianca, onun turkuaz gözlerine bakmaktan kendini alamaz. O gözlerde direnmenin imkânsız olduğu bir meydan okuma, bir vaat var. Oysa o, "hayır" demeye ve bunu gerçekten kastetmeye alışık bir kız.

Bianca, birinci sınıfta görevli bir kabin memuru olarak süper modeller ve film yıldızlarıyla ilgilenmeye alışık ama James Cavendish yakışıklılığıyla hepsini gölgede bırakıyor. Bu dehşet verici adam hakkında karşı konulamaz bulduğu tek şey görünüşü olsaydı, Bianca onu görmezden gelebilirdi. Ama onun hiç olmadığı kadar aklını başından alan şey, tanıştıkları andan itibaren Bianca'nın üzerinde kurduğu hâkimiyet ve onun gözlerinden okuduğu zevk ile acı vaadi.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 106 okur

  • Pınar Açıkel
  • Duyguuu
  • Zeynep Zehra DOĞAN
  • NERGİS ALTAN
  • Burcu Çalışkan
  • ÇAGNUR SAYGIN
  • Gizem
  • Runa.
  • Ege
  • kuzey yıldızı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.5
14-17 Yaş
%6.2
18-24 Yaş
%33.3
25-34 Yaş
%40.7
35-44 Yaş
%11.1
45-54 Yaş
%6.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%93.1
Erkek
%6.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.5 (5)
9
%12.5 (5)
8
%7.5 (3)
7
%7.5 (3)
6
%12.5 (5)
5
%15 (6)
4
%10 (4)
3
%7.5 (3)
2
%5 (2)
1
%10 (4)