direkt konuya giriyorum, çok fazla begendigimi söyleyemeyeceğim. baş karakterleri sevmedim. 400 sayfa erkek karakterin böyle hissetmemem lazım ne var bu kızda demesini okuduk. ki ben o konuya girince atladım. o paragrafları okumadım. kadın karakterin ise sıkıcı bir hayat istiyorum çocuklarımla eşimle falan demesi çok sinirimi bozdu. normal bir hayat isteyebilir onda sıkıntı yok da kitabın ilk sayfasından beri işte ailem böyle, kardeşim böyle, ben sıkıldım bunlardan normal bir hayat istiyorum vs vs diye söylenmesine tilt oldum. saç baş yolasım geldi. karakterleri sevmediğim için kitabı da sevmedim. bi an önce bitiriyim de elimden çıksın diye hızlı hızlı, atlayarak okudum. pençeyi sevdim. bi sonraki kitap onunla ilgiliymiş ama ara vericem bu seriye yoksa benimle ilgili olsa bile kitap okuyamam ahddhddhd
bi önceki kitabı çok sevdiğimi farkettim ya canım julian canım grace. yeriniz dolmadı…
Öncelikle bu serideki kapaklar ve isimler niye bu kadar… Müstehcen anlamıyorum. Tamam yetişkin içerik var ama asıl olay bu değil ve çoğu fantastik romanda bundan daha açık seçik şeyler var. Onlar gayet normalken bu seriyi neden bu şekilde harcadılar merak konusu. Kimseye öneremem, önerilenlerin de çoğu yanlış anlaşılmaktan korktuğu için almaz.
Her neyse. Yazarın kitaplarını çok ucuza ve toplu bir halde aldım. İlk kitap eh işte seviyesindeydi ama bu kitabı çok eğlenceli buldum. Bana çoğu noktada Karen Marie Moning’in Ateş serisini anımsattı.
Mitolojik yönünü çok sevdim. Artemis’in avcıları Apollo’nun çocuklarına karşı… Güçlü bir organizasyon, ezeli düşmanlar, tanrılar, tanrıçalar, mitolojik savaşçılar iyi bir birleşim olmuşlar. Yazarın bu karakterleri yazdım, etini kemiğini iliğine kadar sıyırayım mantığında olmaması da güzel. Her kitapta başka bir karakteri anlatması hoş olmuş bence. Diğer avcıları da oldukça merak ediyorum. Ki normalde bir seride ana karakter dışında karakterleri hiç umursamam da merak etmem de. Sarah J Maas’i de bu yüzden çok kez eleştirmişliğim var. Ama bu yazar konuyu, evreni gayet iyi oturtturmuş bu nedenle karakter değişikliği moral bozmuyor, diğerlerini daha fazla okusaydık dedirtmiyor. Hikayeleri dozunda bitiriyor. Böylesi gereksiz uzatmalardan iyidir.
Bu kitapta çok eğlendiğim birçok nokta var. Tabby’nin ve ailesinin Mandy’nin erkek arkadaşı Cliff’i korkutup kaçırması, Amanda ve Avcı’nın birbirine kelepçelenmesi ve morg maceraları, aman tanrım bir insanı öptüm diyaloğu… Ve dramatik noktalar, o finaldeki ters köşe, Julian ve Avcı’nın karşılaşması… Her şey dozundaydı. Diğer kitapları da okuyacağım. Çerez olarak güzel gidiyor.
Kapağı kötü, kurgusu güzel serinin ikinci kitabıyla geldim. Lütfen çirkinkiğine aldanmayın kapağın.
Daha önce Aşk Kölesi ile mitolojik bir serinin içine girdiğimi düşünüyordum ancak Uykusuz Geceler, vampirlerin de dahil olduğu yeni bir kapı açtı seriye.
Öncelikle, Uykusuz Geceler uzun-upuzun vallahi- bir serinin ikinci ve bir başka yan serinin ilk kitabı. (Beyinler yandı )
Yazar ilk kitabında mitolojiyi ele alarak bir evren yaratmıştı. Burada ise vampir kavramına yeni bir bakış açısı getirmiş ve Yunan tanrılarına bağlamıştı yine. Burada yazarı tebrik etmek istiyorum zira mantıksal olarak hataları olsa da fantastik yönünü beğendim ben. Açıkçası günümüzde birçok fantastik kitapta o orijinalliği göremiyorum.
Karanlık Avcılar ise başlı başına bir konu. Her yeni bilgi ve yeni karakterler serideki diğer kitapları merak ettiriyor.
Aşk Kölesi'nde ismi geçen Trakyalı Kyrian'ı okuyoruz bu kitapta. Kyrian'ın geçmişte neler yaşadığını, neyi neden yaptığını ve aşkı bulmasını işlemişti yazar. Kadın karakterimiz ise yine ilk kitapta adı geçen Sabrina'nın kız kardeşi Amanda.
Mitoloji, vampirler ve Karanlık Avcılar denilen yepyeni bir kavram bekliyor sizi Uykusuz Geceler'de. Özellikle vampir kavramının yeni bakış açısını çok beğendim ben. Kyrian çok kalbimi kırdı. Yaşadıklarını üzülerek okudum.
Bu seri 2000'lerin o salt tutku üstüne kurulu, mükemmel yakışıklı erkekler ve saf, sonradan açılan kadınların olduğu bir dünya. Ayrıca ufak tefek mantık hataları da var. Ancak güçlü bir fantastik yönü var bence. Çabucak okunuyor ve cidden eğlendiyor, okuduğunuzu hissettiriyor.
Birinci kitaptan daha sürükleyici ve olay akışı daha heyecanlı bir kitaptı.
Sadece tanrı ve tanrıçaları değil farklı türleri de tanımış olduk. Yazar yarattığı evrenine daha geniş bir yelpaze sunmuş. Vampirler, karanlık avcılar, damionlar ve rüya avcıları ortaya çıktı.
Kyrian'ı birinci kitaptan sonra daha çok merak etmiştim ve merakıma değdi. O bir karanlık avcı ve vampir. Ama kötü vampirleri avlayanda bir avcı. Aynı zamanda çok seksi, tatlı, muzip ve cesur bir karakter. Özellikle nadir attığı kahkahaları hayal ederken iç çektirdi
Yaşadığı şeyler hiç kolay değil ve uğradığı ihanet kalbimi acıttı.
Kitap ruhunu geri alabilmek ve peşinde olduğu vampiri yok etmek için savaştığı olaylar şeklinde ilerledi.
Bazı küçük detayları mantıksız bulsamda ben sevdim. Akıcı ve sürükleyiciydi. Cinsel gerilimi, smut sahneleri ve diyalogları da güzeldi.
Amandanın normal bir hayat istemesi gözüme batmadı ve Kyrian için yaptığı şeylerle sevgimi kazandı. Başta ısınamamıştım ama son 200 sayfada Amandayı sevdim.
Yazarın kalemi akıcı ama çok büyük olaylar ve çok detaylı fantastik bir dünya beklememelisiniz. Beklentimi karşılayan bir kitap oldu ve okudukça açılan bir konusu var. Fantastik olsun ama beni yormasın, tutku ve yetişkin içerik olsun ama duygularda önplanda kalsın diyorsanız bu kitabı ve yazarı öneririm.
Sonraki kitapta Acheron -umarım ismini dogru yazmışımdır- olmasını bekledim ama ne yazık ki bizde basılmış kitabı yok. Ne kadar hayal kırıklığına uğradığımı anlatamam.. Bu adamı aşırı merak etmiştim umarım bir gün okuma şansım olur.
Sherrilyn Kenyon
Serinin 2.kitabı kitap yine çerezlik,aşk, aksiyon,+18 bir kitap.
Bu sefer kitapta insanları avlayan vampirleri avlayan karanlık avcılar var ve yine kendi yaşadığı olaydan olayın başkası tarafından lanetlen bir karakterimiz var . Trakyalı Kyrian Amanda ile tanışınca diye olaylar olaylar kitaplarda şunu anladım yazar hep erkek karakterlerin geçmişlerini kötü olaylı yazmış bu garibime gitti sadece ama genel olarak güzeldi...
Yani çok beğenmedim. Akıcı bir kitaptı. Aslında konusu da güzel tam bir fantastik kitap. Çok beklenti olmadan okunabilir. Edebi bir şey beklenememiştim zaten. Puanım 2/5
Bu tür romence kitapları sevsemde bence vasattı.. kurgusu harika olabilecekken yazar mahalle ağzına çevirmiş kitabı. Karakterleri hiç sevmedim. Serinin diğer kitaplarında geçecek olan karakterleri azcıkta olsa merak ettirdi sadece. Zaten yarım bırakıp tekrar geri döndüğüm bir kitaptı, geri dönmemin sebebi de diğer kitapları merak etmem…
Kitabı gece yarısı bitirdim. Heyecandan ya da merak ettiğim için değil artık çok bunaltıcı geldiği ve yeni bir kitaba başlamak istediğim için.
Rsye girmeye başlamışken kafanızı yormayacak çıtır çerezlik bir kitap. Okuyan çoğu kişi çok beğenmiş ama fantastik kitapları çok okuyan benim için orta derece bir kitaptı. Benim gibi kafa dağıtmak için kitap arıyorsanız bu kitabı önerebilirim
Kitap yine Karanlık Avcılar konulu. Yazar ana karakterlerin geçmiş yaşamlarında travma olmasını seviyor. Bu romanda da kahramanımız büyük bir travma yaşıyor. Üstelik ona ihanet eden karısı ve Karanlık Avcı olduğunda da karısından intikam alamayack kadar yumuşak kalpli. Kitapta en sevdiğim karakterler yardımcı konumunda olan Nick ve Acheron. Acheron tam olarak ne çok merak ediyorum ve diğer incelemeye de yazdığım gibi umarım yazar onu konu alan bir roman yazar.
Bu kitapta diğer kitapların aksine kahramanımızın yalnızca sıradan bir faniye dönüşmesi üzdü. Diğerlerinde hep ya ölümsüz ya da yarı Tanrı oldular. Bu bana biraz haksızlık gibi geldi. Yine de keyifli bir kitap. İyi okumalar :)
uykusuzgeceler Serinin 2.kitabi yakışıklı Trakyali Kyrian ile devam ediyor. Geçmişinde yaşadığı kötü olaylardan sonra Kyrian Karanlık Avcısı olmuş ve gece insanlara zarar veren yaratıkları öldürmek ile görevlendirilmistir. Yaşadığı ihanet onu aşktan uzaklaştırmış yüzyıllarca gerisinde kalmıştır. Ama kader Kyrian'a bir kez daha gülmek için geri dönmüş ve onu Amanda' nın kollarına, elleri kelepceli bir sekilde bırakmıştır. Amanda doğa üstü güçlere inanmayan sıradan bir muhasebeciyken uykusundan uyandığında elleri birbirlerine kelepçeli Kyrian ile karşılaşır ve artık hiç bir şey eskisi gibi olmaz.
Serinin ilk kitabı #aşkkölesi ni daha çok sevdim bu kitap ilk 200 sayfaya kadar güzel ilerlese de 200 den sonra sıkıcı bir hâl aldı. Kyrian sürekli aşık olmamakta direnirken, Amanda ise sürekli normal bir hayat yaşamak istediğini dile getirdi. Yan karakterler çok tatlı, sempatik olsa da serinin üçüncü kitabını okuyacak hefes kalmadı.
Sherrilyn Kenyon (1965 Columbus, Georgia, ABD doğumlu) çok satan Amerikalı yazar. Kentsel fantezi ve Dark-Hunter vampir serisi ile tanınır. Kinley MacGregor takma adını kullanarak Historicals'ı yazdı. Eserleri otuzdan fazla ülkede yirmi milyondan fazla kopya ile basıldı. Her iki ismiyle yazdığı kitaplar Almanya, Avustralya ve Birleşik Krallık'ta yayınlanan New York Times , Publishers Weekly ve USA Today listelerinde zirveye çıktı.