Adı:
Vicdan Sızlar
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
124
ISBN:
9786053261537
Kitabın türü:
Yayınevi:
İz Yayıncılık
Güray Süngü'nün öykü serüveni yeni izleklerle devam ediyor. Bu kitaptaki öykülerde gerçeküstü kurmacalar var. Mahalleden sesler var. Toplumu birkaç parçaya bölen zihin yapılarından izler var. Ayrışmanın ve birleşmenin; kutuplaşmanın ve bütünleşmenin hikayeleri var. Elbette yarılan zihinler var. Elbette kanayan yaralar var. Kanayan yaralarını güleç bir yüzle dünyadan gizleyen naif karakterler, vicdansızlar ve elbette vicdanları sızlayanlar var.
(Tanıtım Bülteninden)
"Ama bazen insan anlatmak istemez. Şevki yoktur. Neden yoktur? Neden şevkini kaybetmiştir insan? Bunlar önemli sorular..."
Belki de anlatmak ister ama kimse duymasın ister ya da duysunlar ama duymamış gibi yapsın ister. Ya da sessiz susarken içindeki bütün çığlıklar duyulsun ister insan. İnsan çünkü, ister de durur, durur da ister veya.

Kesinlik aramayın bende, size böyle bir şey vaat ediyor olduğum için yazmıyorum bütün bunları. Belki yazmak için yazıyorum belki de içimde kalsa sadece içimde değil aklımda da kalacağı için yazıyorum. Mesela Güray Süngü bunu niye yazmıştır ki? Bir gün koltukta otururken haberlere bakıp "vay vicdansızlar.." diyip mi yazmaya başlamıştır yoksa "abi vicdan yani sızlar sonuçta." diyip mi yazmıştır. Belki de "ben vicdanlarının sızlayabildiğini hatırlatayım da belki vicdansızın birine vicdanını sızlatabilirim.." diyerek almıştır eline kalemi, kağıdı veya laptopu; son ihtimal yüksek, farkındayım. Böyle böyle yeşermiştir bir öykü kitabının dalları, çiçekleri. Her muhayyel bir gerçeğe, her gerçek de muhayyele dönüşmüştür mutlak. Sonra kesin şey demiştir ama -az da olsa bir muhabbetimiz, tanışıklığımız var tabi biliyoruz- ben en iyisi "Evvel Ahir, Batın Zahir" diye bir hikaye yazayım içine de vicdanlarını hatırlamazlarsa beklediklerini hatırlasınlar. "Cana Kıymık" adlı hikayeyi de yazmasak olmaz şimdi sonuçta benim gibi kentsoylular okudu mu biraz kendilerini bulabilsinler.. Neydi arayanlar bulurdu değildi değil mi, belki de kaybedenler bulurdu, bulanlar da kaybetmiştir çünkü e o zaman kaybedenler ararlar, arayanlar da bulurlar ama neyi bulurlar belasını belki de kesin bir şey yok çünkü, bunlar gibi şeyler işte.

Kafası karışıklara, âşıklara, bekleyenlere, delirmek üzere olanlara, delirmeden de kalanlara veya delirdiğini zannedip de aslında rüyada olanlara, herkese ve hepimize.. Bu kitap yani. Okuyunuz tabi.
Vicdan Sızlar kitabının aynı adlı hikâyesindeki üsluptan ilham ile bir inceleme yazısı kaleme almak;
Vicdan Sızlar kitabını yeni okudum, bitti. Yani ben okumadım bir arkadaşım okumuş. Zaten 10 yıl önce okumuş. Pek hatırlamıyor da kitabı. Kitabı dün bitirdim. Çok farklı bir üslup dikkatimi çekti hemen. İbrahim Tenekeci ne güzel kitap yazmış dedim bitirince. Arkadaşım içinden bazı hikâyeleri sevdiğini söyledi. ‘’Cana Kıymık’’ , ‘’Evvel Ahir, Batın, Zahir.’’ , ‘’Küle Dön…’’ , ‘’Kibir’’ , ‘’Dünyanın En Orta Yeri’’ sevdiği hikâyelerdenmiş. Ben 11 yıl önce okuduğum için hikâyeleri pek hatırlamıyorum tabii, o yüzden yorum yapacak değilim. Kitabı bugün bitirince hemen ilk iş yorum yapmak istedim. Farklı bir kitap okumak isterseniz tavsiye ederim demişti arkadaşım 5 yıl önce. Ben hayatımda hiç kitap okumadığım için kitap okumaya bu kitapla başlamak istiyorum, ya siz?
Aslında buraya bir arkadaş yorum yapmış, Kivirciktosh, hatta çok güzel yapmış.Üzerine yorum yapmaya biraz çekindim doğrusu. Ama kitabı o kadar beğendim ki dümdüz bir insan olarak dümdüz bir iki cümle kurmadan geçemeyeceğim. Hayatımda beni sarsan yeniden kaldıran güzellikte, çok da söz kalabalığı yapmadan derinden düşündüren 2. kitap benim için. Böyle güzel bir iç yolculuk, güzel bir can sıkıntısıysa ihtiyacınız okuyun kaçırmayın derim. Can sıkıntısının güzel hali...
"Gitmediğimiz şey sizin dünyanızdan değil diye gitmediyseniz, ona gitmekten bahsedemezsiniz ki."
.
.
Bazı kitaplar derin derin sızlatır ya yüreğinizi hani, kitap bittiğinde balyozla kafanıza değil bizzat göğüs kafesinize vururlar ve kırılan göğüs kafesinizin kemikleri yüreğinize batar, derin derin kanar yüreğinizin ana damarları çünkü kırık bir kemik bir bıçaktan daha keskindir, işte öyle bir şey her hikayenin sonunda yüreğinizde ya da vicdanınızda olan sızlama...

Okuduğunuz her hikayeyi hissetmeniz gerekiyor, öyküleri okurken "hayatın doğru yerine dokunmanız" gerekiyor ki anlayabilesiniz yaşamı, küçük bir çocuğun çığlığını, kavruk bir bedenin yangınını, ayrışmaları, birleşmeleri, asıl görülmesi gerekenleri, bakmakla görelim arasındaki farkları.... Yazarın üslubu gerçekten farklı, hikayeleri anlayabilmek ya da hissedebilmek için kendinizi gerçek anlamda öykülere vermelisiniz, emek gerekiyor okurken.
Kitabı okumaya başladığım ilk sayfalarında, sanırım bu kitabı beğenmeyeceğim demiştim. Ama okudukça öyle yüreğime dokundu ki, hayatın içinde buldum kendimi.
Toplum tarafından dışladıklarımız, görmezden geldiklerimiz, insanlara karşı ön yargılarımız, tek bir hareketiyle puanını o an verdiğimiz kimselerin; ve o kimselerin de bizlere karşı davranışlarını, zaman zaman bizlerin de o durumlarla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz ve bunu kitabın sayfalarını çevirdikçe daha da iyi anlıyorsunuz.
Aslında yaşamın içinden kopup gelen vicdanın sızısını duyumsuyoruz. Acılar içinde yaralar bağlamış bir yüreğin iyileşip iyileşemeyeceğini, şifa bulup bulamayacağını.. Belki de büyülü sandığımız kelimelerde gizlidir her şey. Görmezden geldiğimiz onca şeye, insanlık namına bir cümle ile ve tatlı bir gülümseyişle yaklaşınca yıllara bürünmüş yaralarımız dahi şifa bulacak ve o insanın yüreğinin aslında ne kadar güzel olduğuna şahitlik edeceğiz.

Kısa bir cümleyle özetleyecek olursak, arka kapakta da yazdığı gibi;
Bu kitapta vicdansızlar ve vicdanı sızlayanlar var.
Güray Süngü kimi zaman yazmış olduğu romanlarıyla kimi zaman öyküleriyle edebiyatımıza çok önemli bir yeri var. Açık bir ifadeyle ve isabetli bir söylem diyecek olursam, Türkiye'nin Yaşayan Oğuz Atay'ı olması.
Vicdansızlar Eserinde konu aldığı öykü başlıkları ve içerikleri olarak bizim aklımıza ya da görüşümüz dışında bir renk yakalaması bizleri şaşırtıp tesir altında bırakması.
'Evvel Ahir' öyküsü ve diğer öyküleri. Biz bir ağacı yeşil olarak görüp severken o renksiz görmeyi başarıp renklerin imgeleminden yola çıkıp ağacı ağaç olduğu için sevmemizin güzel ve hoş bir yanını yakalamış.
Diyeceğim şu ki mutlaka okunmalı.
Ama bazen insan anlatmak istemez. Şevki yoktur. Neden yoktur? Neden şevkini kaybetmiştir insan? Bunlar önemli sorular...
Elbet, gelmeyeceğim demişti kabul ama gelmeyeceğim dedi diye insan bu kadar mı gelmezdi.
Güray Süngü
Sayfa 56 - İz Yayıncılık
Doğru yerine dokunmalı hayatın değil mi? Yoksa bir anlamı olmaz. Yakalayamayız, ya da bize tepki vermez, ya da fark edilmeyiz, ya da bir sürü şey. Doğru yerine dokunmalı hayatın. Böyledir belki.
Güray Süngü
Sayfa 32 - İz Yayıncılık, 2. Baskı, 2017
Hayat çok acımasız diyenler olmuştur size de. Aldırmayın onlara. Hayat, insanın yanında nedir ki.
Güray Süngü
Sayfa 16 - İz Yayıncılık
Babam öldü. Yirmi gün sürdü ölmesi. Karaciğeri bitmiş. Hastaneye kaldırdık.
Bahçede bekledim genelde. Nemrut bir adam vardı, bekçi desen değil, hastabakıcı desen değil, o zamanlarda öyle özel güvenlik zırvaları zaten yok. Da, adam bekliyor işte kapıda. Almıyor içeri. "Anan yokarda ya" diyor. Anamın ölse ölse kocası ölecek, babası ölmeyecek ki demeyi akıl etsem...edemiyorum...
çünkü babamın hastanede yirmi gün yattıktan sonra öleceğini bilmiyorum.
Güray Süngü
Sayfa 18 - İz Yayıncılık, 2. Baskı, 2017
"... çok şey oldu. Hayat... o kadar önemsiz şey, o kadar çok olmaktadır ki, şaşıramazsız bile. Öyle oldu işte. Çok şey oldu. Biriktirmeye değmeyecek anılarla doldurdum zihnimi. Yaşadım."
Güray Süngü
Sayfa 31 - İz Yayıncılık, 2. Baskı, 2017

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vicdan Sızlar
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
124
ISBN:
9786053261537
Kitabın türü:
Yayınevi:
İz Yayıncılık
Güray Süngü'nün öykü serüveni yeni izleklerle devam ediyor. Bu kitaptaki öykülerde gerçeküstü kurmacalar var. Mahalleden sesler var. Toplumu birkaç parçaya bölen zihin yapılarından izler var. Ayrışmanın ve birleşmenin; kutuplaşmanın ve bütünleşmenin hikayeleri var. Elbette yarılan zihinler var. Elbette kanayan yaralar var. Kanayan yaralarını güleç bir yüzle dünyadan gizleyen naif karakterler, vicdansızlar ve elbette vicdanları sızlayanlar var.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 50 okur

  • Uygar Atasoy
  • Tuğba AYDOĞAN
  • Seyma Nur
  • Zeynep Yıldırım
  • Merve EROL
  • fNt
  • kvsrcftsln
  • Zeynep
  • Nur Turgut
  • şeyda aktaş

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35 (7)
9
%30 (6)
8
%25 (5)
7
%10 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0