"Bu hikâyeyi neden bu kadar seviyoruz?" Sorusuna cevap bulabilmek için okudum kitabı. En güzel çizgi film olduğunu söyleyemeyiz. En hayalperest, maceraperest, komik, eğlenceli... Hiçbiri değil. Biz bunu seviyoruz, çünkü kitaptaki karakterlerden biri olabiliriz. Tavşan gibi sıkıcı, titiz, kontrolcü; Eeyore gibi hüzünlü, depresif; Tiger gibi umursamaz, heyecanlı, neşeli; Piglet gibi korkak, savunmasız ve Pooh gibi obur, tembel. Bunlar karakterlerin kötü özellikleri. Özellikle bunları öne çıkarma sebebim, her birinin toplumdan dışlanma sebebi sayılması. Hatta bir ara ismini hatırlayamadığım bir konuşmacı “Eeyore mu olmak istersiniz, Tiger mı?” diye bir soru soruyor ve konuşmanın sonunda Tiger olmanın ne kadar avantajlı olduğunu söyleyip, dinleyicilerden alkış alıyordu. Bir kitap ne kadar yanlış anlaşılırsa, o kadar yanlış anlamış alkışlanan konuşmacı. Kitabın özü, anlatmak istediği tek şeye, ne olduğunun hiçbir önemi olmadığı, olduğumuz şekilde kusurlarımızla da sevilebileceğimize karşı çıkmış.
Bir de olumlu tarafından bakarsak Tavşan bize düzeni, yarını düşünmeyi; Pooh masumiyeti; Eeyore vicdanı; Piglet sadakati ve sevgiyi; Tiger ise mutluluğu öğretiyor. Bunların ardında gelen, taşkınlığa varan duygular ise zaten sahip olduğumuz iyi özelliklerin birer diyeti. Vicdanlı insan üzülür, bundan daha doğal ne olabilir? Neden içimdeki Eeyore’u atmak isteyelim? Çağımızın bize öğütlediği şey, kimseyi umursamayan, hep öne çıkmak isteyen, sürekli mutlu olan, duyarsız insanlar olmamız. Hâlbuki kötü görülen ama insanlığa faydalı özelliklerimize de sahip çıkmalıyız.
Buradaki karakterler birer kişi olamayacak kadar uçlarda, ama her biri içimizde bir parça da olsa var. Hiçbir duygumuzu bastırmazsak, belki ancak o zaman tam bir insan olabiliriz.