Paco Roca’nın okuduğum ilk kitabı değildi, daha öncesinde “Kumdan Sokaklar” romanını da okumuştum.Dili insanı yormuyor ve inanılmaz sürükleyici bir akışı var; okurken kesinlikle yorulmadım, bırakmak istemedim.Çok sempatik bir hikayesi var ve insanı ciddi manada uzun bir süre düşündürüyor.Kırışıklıklar deyince ilk aklıma yaşlılar gelmemişti daha farklı anlamlara yormuştum.Okuduktan sonra şunu fark ettim:
“Her yaşlı aslında bir çocuktur, bu karmaşık bir döngü; aslında hayatta sona yaklaşırken de başa döneriz.
”Hayaller,umutlar,sevgi,özlem,çaresizlik,
yalnızlık,sadakat gibi konulara dünyada uzun bir süre varlığını sürdürmüş olan yaşlıların penceresinden bizlere aktarılıyor.Antonia’nın torununa vermek için sakladığı bozuk paralar,ketçap paketi,kalıp sabun ve zeytinyağı verdiği kısımda duygulandım.Hayatta hala paylaşmaya dair bir şeylerin var olduğunu bizlere doğrudan aktarıyordu.Hiçbir şeyi hatırlamayan Alzheimer hastası Modesto’nun “Hilebaz” kelimesini duyar duymaz gülümsemesi ve Dolores’e bulutları hediye ettiği hikayesini okurken çok keyif aldım ve sevginin her koşulda yaşatılabileceğine dair düşünmeye başladım,Dolores’in üst katın ne kadar korkunç olduğunu bilmesine rağmen gitmesi ile de bu duygum pekişti.Ne kadar baş kahraman Emilio gibi gösterilmiş olsa bile ben Miguel’in de hikayesinin yadsınamayacak kadar önemli olduğunu düşünüyorum çünkü normal normların dışında bir hayat tercih etmiş ve ilk kez bunun pişmanlığını - spoiler - Emilio üst kata taşındıktan sonra yatağının altındaki kutudan siyah çorabını,paralarını,saatini vs. bulunca hüzünleniyor ve televizyonda aslanlar da tüm sürü hayvanları gibi genleriyle, türdeşleriyle dostluk ihtiyacı kurma ihtiyacı taşır derken elinde köpekle geziyor,Emilio’nun kutusunu buluyor.Tek anlayamadığım aslında bir rahatsızlığı, bir