Yedikıta - Sayı 065 (2014 Ocak)

·
Okunma
·
Beğeni
·
36
Gösterim
Adı:
Yedikıta - Sayı 065
Alt başlık:
2014 Ocak
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çamlıca Basım Yayın
Bu ayki dosya konumuz El-Halil şehri. Hz. İbrahim (a.s.), Hz. İshak (a.s.), Hz. Yakup (a.s.), Hz. Yusuf (a.s.) ve bazı zevcelerinin medfun bulunduğu bu şehir, insanlık tarihinin en eski beldelerinden birisi. Asırlardan beri Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere’ye ‘Haremeyn-i Şerifeyn’ denildiği gibi, Kudüs ve El-Halil de ‘Haremeyn-i Şerifeyn’ olarak anılmış. Şehirde Hulefâ-i Raşidîn zamanında
başlatılan imar faaliyetleri, Emeviler ve Memlûklüler devrinde devam ettirilmiş, kurulan vakıflar ve hayır eserleri Osmanlı devrinde de korunarak genişletilmiş. Ne var ki, cihan devletinin tarih sahnesinden çekilmesiyle kesif bir karanlık çökmüş bu mukaddes şehrin üzerine.

Bu ay, El-Halil (Halilürrahman) ve civarı üzerine yıllarca araştırmalar yapmış olan Doç. Dr. Mustafa Güler bölgedeki sıkıntıyı anlattı. Asırlar boyu korunarak günümüze ulaşan tarihi mirasın köklerinin dipdiri bir şekilde Osmanlı vakıf kayıtlarında saklı olduğunu ortaya koydu. Ahmet Ferhan da bölgede uygulanan müsadere politikası ve bu anlayışın satır aralarını kaleme aldı.

Bugün, El-Halil Külliyesi’ne Müslümanlar silahların gölgesi altında, sıkı bir kontrolden geçerek girebiliyor. Külliyenin bir bölümüyse sinagog olarak kullanılmakta. Kısacası, Hz. İbrahim devrinden beri başlamış ve misafirlerini cömertçe ağırlamış olan Halil İbrahim Sofrası dağılmış durumda…

Osmanlı Devleti’nin yüzyıllarca karıncayı bile incitmediği topraklarda bugün artık kan ve gözyaşı var. Bununla birlikte bugün gelinen noktaya biraz geriden bakmanın gerektiğini de düşünüyoruz.

Sultan Vahdeddin Han Mısır’a, yani 400 seneye yakın Osmanlı’nın hizmet, adalet ve fedakârlığına nail olmuş bir eyaletine kabul edilmedi. Hadimü’l-Haremeyn olarak yine 400 sene hizmet ettikleri mukaddes beldelerde de rahat bırakılmadı ve en nihayet diyar-ı gurbette teslim-i ruh etti. Bu sebeple bugün yaşananları geçmişle tahlil etmek gerekir.

Yine bu sayıda Selman Soydemir ve Yakup Emre günümüzdeki gibi, 1890’da da bir leopar hadisesi olduğunu gündeme getiriyor. Kasım Hızlı da, “Noel Baba Neyimiz Olur?” başlıklı yazısıyla noelin nasıl toplum hayatına sokulduğunu ortaya koyuyor. İbnülemin Mahmud Kemal İnal’ın devrin başbakanı Adnan Menderes’e yazdığı mektuptaki veciz ifadeleri sizlerin dikkat nazarlarınıza sunuyoruz.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yedikıta - Sayı 065
Alt başlık:
2014 Ocak
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çamlıca Basım Yayın
Bu ayki dosya konumuz El-Halil şehri. Hz. İbrahim (a.s.), Hz. İshak (a.s.), Hz. Yakup (a.s.), Hz. Yusuf (a.s.) ve bazı zevcelerinin medfun bulunduğu bu şehir, insanlık tarihinin en eski beldelerinden birisi. Asırlardan beri Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere’ye ‘Haremeyn-i Şerifeyn’ denildiği gibi, Kudüs ve El-Halil de ‘Haremeyn-i Şerifeyn’ olarak anılmış. Şehirde Hulefâ-i Raşidîn zamanında
başlatılan imar faaliyetleri, Emeviler ve Memlûklüler devrinde devam ettirilmiş, kurulan vakıflar ve hayır eserleri Osmanlı devrinde de korunarak genişletilmiş. Ne var ki, cihan devletinin tarih sahnesinden çekilmesiyle kesif bir karanlık çökmüş bu mukaddes şehrin üzerine.

Bu ay, El-Halil (Halilürrahman) ve civarı üzerine yıllarca araştırmalar yapmış olan Doç. Dr. Mustafa Güler bölgedeki sıkıntıyı anlattı. Asırlar boyu korunarak günümüze ulaşan tarihi mirasın köklerinin dipdiri bir şekilde Osmanlı vakıf kayıtlarında saklı olduğunu ortaya koydu. Ahmet Ferhan da bölgede uygulanan müsadere politikası ve bu anlayışın satır aralarını kaleme aldı.

Bugün, El-Halil Külliyesi’ne Müslümanlar silahların gölgesi altında, sıkı bir kontrolden geçerek girebiliyor. Külliyenin bir bölümüyse sinagog olarak kullanılmakta. Kısacası, Hz. İbrahim devrinden beri başlamış ve misafirlerini cömertçe ağırlamış olan Halil İbrahim Sofrası dağılmış durumda…

Osmanlı Devleti’nin yüzyıllarca karıncayı bile incitmediği topraklarda bugün artık kan ve gözyaşı var. Bununla birlikte bugün gelinen noktaya biraz geriden bakmanın gerektiğini de düşünüyoruz.

Sultan Vahdeddin Han Mısır’a, yani 400 seneye yakın Osmanlı’nın hizmet, adalet ve fedakârlığına nail olmuş bir eyaletine kabul edilmedi. Hadimü’l-Haremeyn olarak yine 400 sene hizmet ettikleri mukaddes beldelerde de rahat bırakılmadı ve en nihayet diyar-ı gurbette teslim-i ruh etti. Bu sebeple bugün yaşananları geçmişle tahlil etmek gerekir.

Yine bu sayıda Selman Soydemir ve Yakup Emre günümüzdeki gibi, 1890’da da bir leopar hadisesi olduğunu gündeme getiriyor. Kasım Hızlı da, “Noel Baba Neyimiz Olur?” başlıklı yazısıyla noelin nasıl toplum hayatına sokulduğunu ortaya koyuyor. İbnülemin Mahmud Kemal İnal’ın devrin başbakanı Adnan Menderes’e yazdığı mektuptaki veciz ifadeleri sizlerin dikkat nazarlarınıza sunuyoruz.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Muharrem Okumuş

Kitap istatistikleri