GÜNAY AKTAŞ / YOLCULUK (SRİNYA)
Selam nasılsınız? Fantastik kitaplarla yeni yeni tanışan bir okur olarak, okuduğum kitaplar bir elin parmaklarını geçmez. Ama bu türü çok benimsedim ve fantastik kitapların kendi kendini okutan bir büyüsü olduğuna inanıyorum
Kitap, adeta bir bilmecenin parçası gibi başlıyor. Kim olduğunu ve nereden geldiğini bilmeyen, hafızasını kaybetmiş bir kızla tanışıyoruz. Bir kulübeye sığınan bu kız, ne yazık ki yalnız değil. Kulübeye giren yaşlı bir adam, ikisinin de hayatını değiştirecek bir gizemle kapıyı aralıyor. Bu noktadan sonra hikaye hızla başka bir boyuta geçiyor.
Yaşlı adamın verdiği gizemli taş, kızın hafızasını geri kazanmak için çıktığı yolculukla birlikte bir dizi yaratık, gizemli şövalye ve ölüm şatosu gibi öğelerle bezeniyor. Kitap, her sayfada farklı bir soru işareti bırakıyor, her köşe başında başka bir sırla karşılaşıyoruz. Uyku ve uyanıklık arasında gidip gelen Luthien, bizleri zaman zaman rüyaların ve gerçeğin sınırlarında dolaştırıyor. Ama işin ilginci, tüm bu gizemlerin bir kısmı hala cevapsız kalıyor. Bu da kitabı daha da ilgi çekici hale getiriyor çünkü her şey bittiğinde aklınızda kalan en büyük şey, "Peki ya sonrası?" oluyor.
Bu kitap, aslında serinin devamı için bir hazırlık gibi hissettiriyor. Karakterlerle tanışıyoruz, fakat hikayenin derinliklerine girmeden bir anda bitiyor. Kitap, soru işaretleriyle dolu bir evrende sizi bırakıyor ve bu da hikayeye olan bağlılığınızı artırıyor.
Okuduğumda öğrendim ki, Günay Aktaş bu seriyi 2001 yılında yazmaya başlamış ve yayımlamak için doğru zamanı beklemiş. 23 yıl sonra bu kitapla tanışmak, gerçekten beni heyecanlandırdı.
Eğer fantastik bir dünya arıyorsanız, Yolculuk Srinya tam size göre. Gizemli bir atmosfer, derin karakterler ve büyülü bir yolculuk sizi bekliyor. Bu