Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 31 dk.
Sayfa Sayısı:
230
Basım Tarihi:
1983
İlk Yayın Tarihi:
Şubat 2008
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·230 syf.··
2023 130. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2023 22:13
Kitabın üslubu o kadar doğal,betimlemeleri o kadar güzel ki, kendinizi uçsuz bucaksız bozkırda davarlarını güden çobanın yanında hissediyorsunuz. Tam bir köy romanı. Muhteşem.
Yoz DavarTalip Apaydın · Cem Yayınevi · 198372 okunma
8/10
·234 syf.··
2025 55. kitabı
Tıpkı Yarbükü romanında olduğu gibi Talip Apaydın yine köy yerinde insan kalabilmeyi, sessiz sedasız kendi halinde iken bile insanın insana yaptığını işliyor. Köyün egemenlik hiyerarşisinde bir çoban, kendi sınıfından insanların, öteki çobanların, iş vereninin, ağanın hışmına uğruyor. İnsanın insan kalabilmesi için gereken şeyin medeniyet olmadığını mücadele olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Ciddi manada sinir bozan bir okuma deneyimi sağlıyor ki asıl başarısı da burada zaten.
Yoz DavarTalip Apaydın · Literatür Yayıncılık · 202372 okunma
Talip Apaydın-Yoz Davar
9/10
·234 syf.··
2025 1999. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 15:15
Yazarın 4 veya 5. kitabı bu okuduğum. Fakir Baykurt gibi Köy Enstitüleri kuşağından olduğu için genel olarak köyü ve köylüyü, işçiyi anlatıyor kitaplarında. Bu kitapta da İç Anadolu ‘nun çorak bir köyüne çoban duran Çoban Musa’nın öyküsünü görüyoruz. Sürükleyici ve okuması zevkli bir kitap. Musa’nın, sürünün sahibi Köşker Mehmet Ağa’ya verdiği sözü yememek için köyün diğer zengini Emin Ağa’nın çobanları Uzun Ahmet ve Şaşı Rıza ile kırlarda verdiği mücadeleyi konu ediyor. Musa, yeri geliyor dayak yiyor, yeri geliyor sürüden keçisi çalınıyor. Türlü saldırılarla mücadele ediyor. Yanında küçük çırağından başka duranı bulamıyor. Söz verdiği Köşker’in durumu kötü olduğu için sürüyü bırakıp da gidemiyor. Kitabın özetini, Köşker’in karısının söylediği “Her şeyi sana emanet ettik. Sütüne kalmış.” Sözü oluşturuyor. Burada çoban Musa aslında diğer çobanlara da çok güzel bir çağrıda bulunuyor. “Hepimiz bu ağaların ırgatıyız. Bunların çıkarları için birbirimizi yemeyelim. Birlik olalım.” diyor ama diğerlerinden bir dönüş göremiyor. Hep düşmanca davranışlarla karşılanıyor. Köyün muhtarı da zaten klasik olarak onların adamı. Olayları örtpas edip bununla uğraşıyor. Yani sözün özü şu ki siz birlik olup beraberce hareket etmedikçe bu ağalar sizleri piyon gibi kullanıp birbirinize kırdırmaya devam edecekler. Gerçeği görenlerden olmak dileğiyle…
Yoz DavarTalip Apaydın · Literatür Yayıncılık · 202372 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
Beğendi
·
2021 76. kitabı
Güçlünün güçsüzü ezmeye çalışması insan doğasının ayrılmaz bir parçası sanırım. Bunu iyice benimsemeye başladım. İnsanlık tarihi boyunca yasalar olmasaydı, insanların birbirlerine neler yapabileceklerini düşünmek bile istemiyorum. Memleketinden uzakta çobanlık yapan ve maruz kaldığı baskılara rağmen, haksızlığa göz yummayan bir çobanın, doğruluk hikâyesi. Anadolu'da sıkça göreceğimiz türden bir derebeylik yönetimi eleştirisi ağır basıyor. Deyim yerindeyse arkası sağlam olan zengin köy ağaları, köylüyü ve emekçiyi ezmeye çalışırlar. Bu insanlar verdikleri emeğin karşılığını da asla tam alamazlar. Oldukça sade, yer yer yöresel bir dil kullanılması kitabın okunmasını keyifli kılıyor.
Yoz DavarTalip Apaydın · Başak Yayınları · 072 okunma
Puan vermedi·234 syf.··
Beğendi
·
2024 16. kitabı
Romanda dikkatimi çeken cümle: Sütüne kalmış.Bu cümleyle ağanın karısı çobanı ikilemde bırakıyordu. Roman gayet akıcı ve güzeldi.Kırbızlı çobanla beraber sanki ben dövüştüm.Öyle yoruldum
1000 Kitap
Yoz DavarTalip Apaydın · Literatür Yayıncılık · 202372 okunma
9/10
·234 syf.··
2019 22. kitabı
Dağ köylerindendir Musa. Yokluk belasından parası iyi diye bozkır köylerine çoban gelmiştir. Eşini ve üç çocuğuyla bırakmış. Amcası ön ayak olmuş ona bu işi bulmuş teşvik etmiş düşmüş gurbet eline. Yaman adamdır Musa gözüpek, bileğine sağlam, işine halel getirmez biridir. Kendine emanet edilen sürüye gözü gibi bakar. Sağım yapılmayan yıl boyu otlatılan sürüye Yoz sürüsü denir. Davar ise iç anadolu küçükbaş hayvana verilen isimdir. Musa köşkerin Mehmet isimli bir adamın sürüsünü yayar. Ama köyde daha varsıl Emin bey ailesinin çok daha büyük bir sürüsü vardır. Köydeki diğer Yoz sürüleri zamanla dağılmış bir köşkerin sürüsü kalmıştır. Emin beyin çobanları sürekli sıkıştırmaktadır. Musa bu hengamenin içinde bulur kendini. İlk başlarda müdahil olmaz sürüsünü yayar. Çobanlığını herkes beğenir. Köylü kırbızlı çoban köşkerin sürüsünü adam etti der. Karşı taraf iyice rahatsız olur. Havaların ısınmasıyla rekabet iyce kızışır. Emin beyin çobanlarından şükrü itidalli adamdır sürü sahipleri için bu işlere girmez. Diğer çobanlar uzun Ahmet ile şaşı Rıza öyle değildir. Musa onlardan hızlı davranır sürüyü onlardan önce suya indirir, onlardan önce yatırır. Bunu hazmedemezler musanın sürüsünden keçi çalarlar. Bunu takip eden Musa onlara görünmeden keçinin kellesini alır ve etini kaynattıkları kazana toprak atar, eti yiyemezler. Musa keçi çaldıklarını eve haber verir yetmez muhtara haber verir ama bir şey elde edemez. Bundan sonra kavga ederler uzun Ahmet ve şaşı Rızayla ikisinde hıpralar. Artık her fırsatta sataşırlar vakti gelmiştir ve ağası köşkerin Mehmet hastalanmış hastaneye yatmıştır. Evin hanımına durumu açar korkutmak için olsun bir silah ister vermezler. Bir kötü haber alır Musa karşılaştığı çerçiden eşi aklına düşer. Hanıma gelir yine izin ister vermez sütüne emanet sürü der
Yoz DavarTalip Apaydın · Literatür Yayıncılık · 202372 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Talip ApaydınYazar · 33 kitap
Talip Apaydın, Köy Enstitüsü mezunu yazarlardan biri olan ve Cumhuriyet Dönemi'nde şiir, roman, hikâye, hatıra, piyes, deneme, radyo oyunu ve makale gibi türlerde toplam 42 eser yazmış Türk hikaye yazarı, roman yazarı, yazar, şair ve öğretmendir. Talip Apaydın, Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü'nü bitirmiştir. Anadolu'nun birçok yerinde öğretmenlik ve gezici başöğretmenlik yapmıştır. Türkiye Öğretmenler Sendikası'nın yönetim kurulunda yer alan ve Türk Dil Kurumu Yönetim Kurulu üyeliğine kabul edilen Talip Apaydın, Millî Eğitim Bakanlığı danışmanlığı görevini de üstlenmiştir. Talip Apaydın'ın biyografisi incelendiğinde eserlerinin İngilizce, İtalyancaya, Macarca, Rusça, İspanyolca, İngilizce ve Almanca gibi birçok dile çevrildiği görülmektedir. Talip Apaydın'ın yaşam özeti ile eserleri arasında paralellik bulunmaktadır. Anadolu gerçekliğini içeriden bir bakışla yansıttığı eserleriyle toplumcu gerçekçi edebiyat anlayışını sürdürmüştür. İlkokuldan sonra Çifteler Köy Enstitüsü'ne ardından Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü'ne kaydoldu. Daha sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü'nü bitirdi. Yüksek Köy Enstitüsünden arkadaşı Halise Sarıkaya ile evlendi. 1979 yılından emekliliğine kadar Turhal ve Amasya'da öğretmen olarak görev yaptı. Edebiyata şiirle başlayan Apaydın daha sonra öykü ve romana yöneldi. İlk şiirleri ve öyküleri Köy Enstitüsü Dergisi'nde yayımlandı. Ayrıca Fikirler, Yeditepe, Beraber, Yeni Ufuklar, Varlık, İmece ve Türk Dili dergilerinde de yazıları şiirleri yayımlandı. Köy Edebiyatı akımının temsilcileri arasında yer aldı. İlk romanı Sarı Traktör ile tarımda makineleşme konusuna bir umut olarak yaklaştı. Yarbükü'nde ise köylüler arasında toprak ve su paylaşımı ile ilgili çekişmelerin olduğu zorlu yaşam koşullarını anlattı. Öykü ve romanlarında doğa betimlemeleri ve insan ilişkilerini tüm doğallığı ile yansıttı. Anı, oyun, çocuk edebiyatı türlerinde de eserler verdi. 27 Eylül 2014 tarihinde vefat etmiştir.