Yine yarım bırakılan bir kitap, yine kapak yazısı ve farklı konusu ile dikkati cezbedilmiş, aklı çelinmiş ve bu durumun akabinde zaman kaybederek okuma şevkine ket vurulmuş okuyucu...
Kitabı yaklaşık 15 gündür okuyorum ama okuyor muyum elimde süründürüyor muyum belirsiz. Kitabı okumaya başladığımda tamam, bir şekilde akıp gidiyor ve genelde kitaplarda sevdiğim o yön bu kitapta da var. Bölümler kısa kısa ve okurken yormuyor. Yalnız, geçen 15 günün raporunu çıkardığımızda hala 136. sayfadan öteye gidemiyorsam (bu akıcılığa rağmen), artık kitaptan ayrılmanın zamanı gelmiş demektir dedim kendi kendime. Sırada bekleyen kitaplara yazık.
Farklı konu dedik, biraz bahsedelim. İnsanlar bu toplumda burçlarına göre sınıflandırılmışlar ve belli burçların belli meziyetleri var. Toplum içerisinde de bu karakter özelliklerine göre işler edinmişler. Yüksek mevkilerde Oğlaklar var mesela, güvenlik işlerine Boğalar bakıyorlar, en kalabalık grup Yengeçler, Koçlar ise şehrin alt sınıfı... Tüm burçların özellikleri ve toplumdaki yerleri kitabın girişinde anlatılmış zaten, burç yorumları köşelerindeki gibi. Buraya kadar her şey ilgiyi canlı tutacak türden. Sonrasında ise monotonluk baş gösteriyor. En azından benim tahammül ettiğim sayfaya kadar bu durum böyle devam etti.
Hadi biraz da yerelim kitabı. Burçlarla ilgi çektikten ve aksiyonlu bir giriş yaptıktan sonra, kitapta hemen hiçbir şey ilgi çekici ya da ne bileyim sayfaları birbiri ardına çevirtici etkide görünmüyor. Seri katil konsepti üzerine kurulu cinayetlerimizin ilk ikisini okuyabildim sadece ama çarpıcı hiçbir aksiyon veya alengirli mesaj içeren bir öldürme şekline denk gelmedim. Kurban kolay bir şekilde paketleniyor, sonrasında da burcu hangi gruptansa (ateş, su, toprak, hava) o element ile katledilip yanına yöresine de burcunun