Birini gerçekten yaşamış olmak mı daha gerçek, yoksa onun sende bıraktığı iz mi? Eserin her karakteri, acısı ve yarası bana bu soruyu düşündürdü. Öykü ve Firuze... Evvel Bahar; iki kadının geçmişiyle yüzleşmesini, kırılganlıklarını ve yeniden doğma arzusunu “bahar” metaforu üzerinden anlatıyor. Öykü, erken yaşta kaybettiği babasının boşluğu ve bu haberi sonradan öğrenmesinin acısını ömrü boyunca atlatamamış, sevildiğini ve kol kanat gerildiği düşüncesi ile evlendiği adamla ayrılma noktasına gelen bir anne. Hayatının acıları onu geçmişte tanıdığı, hayatında önemli rol oynayan insanların hatırasına götürüyor, acılarını bu insanların varlığından güç alarak kapatacağını umuyor. Biri yatakhane arkadaşı Firuze. Boşanan ebeveynleri arasında kalan, kimi sevse elbet kaybettiği ve yalnızlık ile sınanan Firuze. Öteki ise Ozan; her an yardımına koşmaya hazır, yarım kalmış aşkların tamamlanacağına ve masallara olan umuduyla seven adam. Firuze ve Ozan, Öykü’nün kendini bulma yolculuğunun parçaları.
Geçmiş travmalar, ilişkiler ve kendi iç dünyasıyla hesaplaşmasını merkezine alan hayal ile gerçeklik arasındaki ince çizgide enfes bir roman Evvel Bahar. Öykü, bir yandan hatıraların ağırlığını taşırken, diğer yandan yeni bir başlangıç yapma isteği ile mücadele ediyor. Bizlere tanıştırdığı karakterleri tanırken hayatlarından geçiyor okur. 90'lı yıllardan bugüne taşınan duygusal kök, Öykü’nün bugünkü ilişkileri, aslında o dönemin yankısı gibi. O kadar çok satırın altını çizdim ki. Yazarın okuduğum diğer iki eseri toksik ve anti-kahramanların öne çıktığı romanlardı ama Evvel Bahar tam tersi, sarılmak ve omzumda teselli etmek istediğim karakterlerdi. Edebiyatımızda çok güçlü yazarlar ve eserleri var, işte onlardan biri ve yılın favorilerinden, canıgönülden tavsiyemdir.
Evvel Baharİrem Uzunhasanoğlu · Doğan Kitap Yayınları · 2020129 okunma
Şişedeki Cehennem, Kyusaku Yumeno’nun dört karanlık öyküsünü bir araya getiren, kısa ama yoğun bir kitap. Her öykü farklı bir korku ve psikolojik gerilim türüne dokunuyor. Esere adını veren Şişedeki Cehennem; Issız bir adada mahsur kalan iki kardeşin, denize attıkları şişedeki mektuplar üzerinden anlatılan hikâyesi. Zamanla yalnızlık, açlık ve çaresizlik onları insan sınırlarının ötesine sürüklüyor. Şeytan İncili; Bir kitapçının eline geçen lanetli bir el yazması, okuyanları etkisi altına alıyor. Metnin gizemi çözülmeye çalışıldıkça, gerçeklik ile delilik arasındaki çizgi siliniyor. Ölümden Sonra Aşk; Aşkın, ölümle bile sona ermeyen saplantılı ve karanlık bir biçimi anlatıyor. Tutku, giderek rahatsız edici bir takıntıya dönüşüyor. Esrarengiz Davul; Bir davulun etrafında şekillenen, kuşaklar boyunca süren uğursuzluk hikâyesi. Geçmişin karanlığı bugünü ele geçiriyor. Her öykü tekinsiz, karanlık ve ürpertici. Yayınevinden çıkan Japon klasikleri seçkileri arasında en karanlık eseri desem yanlış olmaz. Ki ilk gördüğümde direkt kapak görseli gözüme çarptı, tedirgin eden ürperti daha kapakta yer alan iskelet detaylarından okura işliyor. Yalnızlık, ahlakın çöküşü, delilik ve gerçeklik, saplantı ve takıntı, uğursuz ve lanetli nesneler gereği karanlık temalar üzerinde durmuş Yumeno. Beni şaşırtan detaylardan biri de Rus çarı Romanov ve ailesine denk gelmek oldu. Düşündüren, rahatsız eden, karanlık ve psikolojik çözümlemeleri olan öyküleri sevenlere tavsiyemdir.