Spor dünyası bile kapitalist çıkarlarla kirlenebilir, Cehennem Canavarı bunun başarılı bir örneği. Pat Glendon, şampiyonluk şerefine nail olamamış, 'şanssız boksör' olarak nam salmış ve artık ringlerden çekilmiş emekli bir boksör. Şehir hayatından uzakta temiz bir genç olarak yetiştirdiği oğlu Genç Pat Glendon'ı profesyonel boks yapması için eski menajeri ile irtibata geçiyor. Her ne kadar Genç Pat'in arzusu taşrada kalmak olsa da babasının isteği üzerine gidiyor. Tabii herkes adı sanı olmayan bu genci hafife alıyor ve alay ediyor. Genç Pat; Shakespeare okuyan, resim sergisi gezen ve fotoğraf çeken bir boksör. İmajını zedelememek için bu bilgiyi gizliyorlar. Ama Genç Pat, sanılanın aksine rakiplerini yeniyor. Hatta namı Tek Yumruk Glendon'a çıkıyor. Zamanla ün yapıyor, boks camiasında ismi sıkça anılıyor ve Cehennem Canavarı olarak anılıyor. Lakin içeride dönen kirli oyunlar ve içten pazarlıklı hesaplar Genç Glendon'ı boksör olmaktan soğutuyor. Kendisiyle röportaj yapmak için gelen bir kadın hayatını ve amacını değiştiriyor. Pat, yalnızca rakipleriyle değil sisteme karşı çetin bir mücadele içerisine girince metnin güçlü mesajları ortaya çıkıyor. Jack London'ın boksa olan ilgisinden ilhamla kaleme aldığı Cehennem Canavarı'ndaki karakteri Pat'i, dünya hafifsıklet boks şampiyonu Bat Nelson'dan ilhamla yazmış. Daha öncesinde bu konuda Oyun adlı eserini okumuştum, bir solukta okunan, vurucu mesajları ile unutulmaz novellalarından biri Cehennem Canavarı, tavsiyemdir.
Cehennem CanavarıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20261,706 okunma
Gerçekleri bilmek mi yoksa görmezden gelmek mi daha iyidir? Kitabın okuruna düşündürdüğü soru bu ama yazarın verdiği cevapla benim vermek istediğim cevap taban tabana zıt Altın Kâse; zengin Amerikalı koleksiyoner Adam Verver, kızı Maggie Verver, Maggie’nin eşi Prens Amerigo ve Maggie’nin yakın arkadaşı Charlotte Stant etrafında dönüyor. İlişkilerdeki gizli gerçekler, aldatma, masumiyet ve yüzleşme temalarını derin psikolojik çözümlemelerle anlatıyor. Prens Amerigo ile Maggie'nin evliliği ile başlayan eser, Adam ve Charlotte'ın evliliği ile devam ederken kişiler arası ilişkiler ve saklı gizemler içinden çıkılmaz hâle getiriyor. Geçmişin tanıdık simaları, gizlenen ilişkiler, masum ve saf umutları yerle yeksan ediyor. Maggie ve babası birbirlerine çok fazla bağlılar, okurken bu yakınlığı sıkça sorguladım, herkes babasını sever (istisna durumlar hariç) elbette ama bu baba kız bambaşka bir bağ ile bağlılar sanki Her ikisininde evlenmesi hayatlarında mesafe ve odak noktası olma kaygısını düşündürse de asıl kaygılanmaları gereken konu bu değil
Charlotte'ın evlilik hediyesi olarak baktığı altın kâsede ki çatlak, evliliklerdeki kusuru vurguluyor. Romanın başında gördüğümüz bu kâse kitabın sonlarına doğru yine karşımıza çıkıyor ama bu sefer kilit noktası, bir kırılma ânı olarak. Prens, Prenses ve dağınık bölümler olarak eserin en çok konuşanı olayı yaşayanlardan ziyade Fanny ve Albay eşi. Öyle tehlikeli, dedikoducu insanlar ki her şeyde bir payları var, en çok söz hakkını dış gözlemci olarak onlara verilmiş. Gerçi en başında üç maymunu oynamasalardı olaylar bu noktaya gelmezdi. Altın Kâse, dışarıdan kusursuz görünen hayatların içindeki çatlakları anlatan, yoğun ve psikolojik bir roman. Yavaş ilerledi ama yazar karakterlerin iç dünyasını çok derin işlemiş. Sabır isteyen, sonu
Altın KaseHenry James · Alfa Yayıncılık · 202128 okunma