“Bireylerin yaşamlarını ortaya koyuş biçimi, onların ne olduklarını oldukça kesin olarak yansıtır. Şu halde, onların ne oldukları, üretimleriyle, ne ürettikleriyle olduğu kadar, nasıl ürettikleriyle de örtüşür. Demek ki, bireylerin ne oldukları, üretimlerinin maddi koşullarına bağlıdır.”
Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu.
Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.
Yunan mitolojisinin Albert Camus'nün bazı eserlerine malzeme sağladığı doğrulanabilecek nitelikte bir eser. Albert Camus'nün bu eseri temelde "uyumsuz" (başka çevirilerde "absurd" olarak da geçebilir) kavramı üzerine gerçekleştirilen bir felsefi tartışma niteliğinde. Bir problem olarak intiharın insan yaşamındaki yeri ve konumu üzerine geçmekte ilk bölüm. İntihar'ın "uyumsuz, saçma , absurd" olarak değerlendirilen insan yaşamını sonlandırılmasına yönelik bir kaçma ve sıvışma mı, yoksa tersine başvurulabilecek bir çare olarak mı değerlendirmesi temel tartışmalardan bir tanesi. Hayatın monotonluğu, sıradanlığı insanı bir bunalıma sürüklemekte ve bu da yaşamın "apaçık bir şekilde absurd" olduğu fikrini beslemektedir. Öyle ki sürekli tekrar eden durumlar ve her şeyin bir kısır döngü içerisinde olduğu bilinci absurdun farkına varma bilincidir. Kitabın ismine ilham veren mitolojiye baktığımız zaman, Sisifos, Tanri'nın verdiği ceza sonucu koca kütleli bir kayayı bir tepenin zirvesine çıkarmalıdır. Oldukça eğimli olan bu zirveye yaklaşmak üzereyken, kaya yeniden aşağıya yuvarlanır ve bu durum sürekli tekrar eder. İşte hayatın saçmalığını Camus, bu efsane ile anlatır. Probleme yaklaşım tarzını çok dillendirmeden okuyup kendinizin keşfetmesi taraftarıyım. Şiddetle önermekteyim.