Sanırım insanlar çoğu zaman mutluluk ile hazzı birbirine karıştırıp kendilerine haz veren yaşantıları mutluluk diye adlandırıyorlar. Çünkü bana göre mutluluk bir durum değil süreç ,dış etkenlere doğrudan bağımlı olmayan iç dünyamızın derinliklerinden gelen ve zaman zaman buluşabildiğimiz bir yaşantı. Kendimizi bir diğer insanla ya da evrenle bir bütün olarak yaşayabildiğimiz bazen de sadece yaşıyor olmanın bize sevinç verdiği anlarda bir başka deyişle kendimizi ve dünyamızı gözlemlemekten özgürleşebildiğimiz zamanlarda bizi sarıveren bir duygu. Ismarlanması mümkün değil.
Dünyada bazı şeyler yanlış gidiyorsa bu bireyde bir şeyler yanlış gidiyor,dolayısıyla bende de yanlışlık var demektir. Bu yüzden eğer duyarlı biriysem önce kendimi düzeltmeliyim.
Jung
Bilinçleri birse postadaki bir memur adayıyla bir fatih eştir. Bu bakımdan tüm deneyimler farksızdır. İnsana yararlı olanları vardır,zararlı olanları vardır. Bilinçliyse yararlı olurlar ona. Yoksa bunun hiç önemi yoktur: bir insanın yenilgileri koşulları değil , o insanın kendisini yargılar.
Seçeneği biliyoruz: ya özgür değiliz ve kötülükten her gücü elinde tutan Tanrı sorumludur; ya özgür ve sorumluyuz, ama Tanrı her gücü elinde tutmamaktadır.
Uyumsuz evlenmeler vardır, uyumsuz meydan okumalar, kinler, susuşlar, savaşlar hatta barışlar vardır. Bunların hepsinde de uyumsuzluk bir karşılaştırmadan doğar.