Kayaların üstüne oturdum, taşa veya ağlayan kuşlara, dilsiz hayvanlara ve ince gövdeli ağaçlara dönene dek ağlayan, düşünceleri sonsuza dek bir yere kapatılıp kalan nympha’ larla ilgili bildiğim hikayeleri düşündüm. Anlaşılan onu bile yapamıyordum. Hayatım granit duvarlar gibi hapsetmişti beni.
... utanıyorum öyle gelişmemiş bir düşünce ki bu, bir çocuğun yerinin kendisine ait olduğunu keşfetmesi gibi bir şey. Ama o zaman öyleydim, çocuktum.
Düşünce şuydu: Hayatım çamurdan ve derinlikten oluşuyordu ama ben o karanlık suların bir parçası değildim. O suların içindeki bir varlıktım.