Kitapdunyam

Kitapdunyam
@kitapdunyam016
Ne gördün ey âmâ? Ne kadar az imiş dünya ve ben ne kadar az imişim orda. Ama gözler kördür. İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir... (Küçük Prens)
Kalbin yanlış birine aitse sadakat hâlâ doğru mu olur?”
9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2025 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2025 23:31
Roman duyguları ve tutkuları arasında sıkışmış bir kadının iç dünyasını anlatır. Romanın başkahramanı, toplumsal kurallarla kendi kalbinin sesi arasında kalmış, sevmekten korksa da sevilmeye en çok ihtiyaç duyan bir kadındır Celile. Celile uzun zamandır Ahmet'le evlidir.Ahmet onu taparcasına sevmektedir ama Celile onu hiç sevmez.Hani derler ya sevdiğine değil seni sevene git diye bazen de bu insanı fazla yıpratır.Sevmediğin biriyle bir hayat geçirmek. Celile de o kadar kendinden geçerki artık ne istediğini bilemez hale gelir.Yetiştirildiği ortam nedeniyle de duygularını belli etmemeyi öğrenir malesef.Birini sevmenin ne olduğunu bilmez Sonrasında karşısına Muhsin çıkar.Bir süre onu sevip sevmediğini anlayamaz bile.Ama sonrasinda çılgın gibi aşık olur ona ve hiçkimseyi umursamadan onunla ilişki yaşar.Tek düşündüğü sadece sevdiği adamla olmaktır.Bunun içinde evliliğini yok sayıp sevdiği adama gider. Celile, aşkı tutku dolu bir şekilde yaşar; ancak bu tutku zamanla onu yıpratır. Sevdiği adamla olan ilişkisi, bir yandan onu hayata bağlarken bir yandan da özgürlüğünü elinden alır. Kadın, kendi kimliğini ve değerini ararken toplumun “kadın nasıl davranmalı” yargılarıyla yüzleşir.Eşini bırakıp Muhsin'e yani sevdiğine gider.İlk zamanlar mutludur çünkü birbirlerini seviyorlar ve o kadar aşıklar ki hiçbir şeyi umursamadan bir süre yaşarlar.Ama zaman ilerledikçe Celile neden evlenmediklerini sorgulamaya başlar ve malesefki gerçeklerle yüzleşir.Sevdiği adamın onun hakkındaki düşüncelerle.Başkasını terkedip gelen biriyle evlenip eşi diye tanıtmak istemez ama onuda çok sevdiği içinde bırakmaz. Sonunda kadın, yaşadığı büyük hayal kırıklıklarıyla birlikte, aşkın bir kurtuluş değil, bazen bir yıkım olduğunu fark eder. Fakat bu yıkımın içinde bile bir tür özgürlük bulur çünkü
Çılgın GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021642 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
kitap hakkındaki düşüncelerim
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2025 15:52
Kitabı okuyunca ne kadar şükretmeden yaşadığımı farkettim.Bize normal gelen şeylerin bile aslında Rabbimiz tarafından bize verilmiş bir nimet olduğunu ve buna şükretmemiz gerektiğini.Bize sıradan gelen hayatın başkaları için bir nimet olduğunu unutarak yaşıyoruz bazen. Günümüzde Filistinde onlarca insan katledilirken bunu daha iyi anlıyorum.Rahatça ve toz içinde kalmadan nefes alabilmek,her gün aynı yemeği mi yicez demeden yemek yiyebilmek,bomba sesleri olmadan uyuyabilmek,ailemizin gözümüzün önünde katledilmesini görmeden onlarla rahatça konusabilmek bizler için o kadar büyük bir nimet ki,her gün sükredeceğimiz o kadar şey varki.(Rabbim en kısa zamanda Filistindeki insanları kurtarmayı,onlarında rahat bir nefes alabilmesini nasip eder inşallah). Kitaba gekicek olursak kitapta Taha,Yaşar ve Fuat'ın samimi dostlukları anlatılıyor.Bu zamanda zor bulunabilecek bir dostluk.Onların da hayatında zorluklar oluyor ve isyan edicek konuma geliyorlar.Taha'nın ailesiyle olan, Yaşar'ın sevdiği kız tarfından ihaneti ve Fuat'ın zengin bir hayatı olmasına rağmen bir türlü mutlu olamaması.İçinde yaşadıkları zorlukları atlatabilmek için bir yolculuğa çıkıyorlar.Nereye olduğunu bilmeden sadece uzaklaşmak için.Ama çıktıkları bu yolda yaşadıkları tuhaf olaylar onları başka bir yola sürüklicek.Hayattan bıkmış olarak çıktıkları bu yolculuk onları Rabblerine kavuşturucak. OKumaya başlayınca o kadar akıcı gitti ki sonunu merak ettiğim için hemen bitirdim.İyi ki de okumuşum dediğim bur kitap oldu.Hayatta ne kadar çok şükretmem gereken şeylerin olduğunu gördüm.Yasadığimiz acılar bile bize ilerde sükretmemizi sagliyormuş onu anladim.O yüzden artik basima ne gelirse gelsin Rabbim dendir diyip sabredicem ve hiçbir zaman şükretmeyi unutmicam.Okumanizi tavsiye ediceğim bir
HasbelkaderFatih Yağcı · İndigo Kitap · 20221,534 okunma
Hayatın Anlamını Keşfedin
10/10
·213 syf.··
Beğendi
·
2024 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2024 20:11
Yaşadığınız her yeni gün mucize. Kitabın ana kahramanı Veronika her istediğine sahip görünen,renkli bir yaşam süren,yakışıklı erkeklerle gezip tozan genç bir kadın olmasına karşın mutlu değildir.Topluma göre her şeyi olan birinin mutlu olması gerekir normalde ama bazen öyle olmaz.Her şeye sahip olsan bile hayatının gerçek anlamını bilemiyorsan mutlu olamazsın. Veronika bu durumun çaresini intihar etmekte bulur,ama başarısız olur.Gözünü açtığında bir deli hastanesinde bulur kendini.Hastanenin hayatını değiştireceğinin farkında olmadığı için ölmediğine üzülür.Bir süre sonra doktor ona fazla ömrünün kalmadığını söyler. Bu saatten sonra korkacak bir şeyi kalmayan Veronika hayatını istediği gibi yaşma kararı alır ve kendi kimliğini keşfetmeye başlar.Kimseden korkmadan,çekinmeden içinde kalan ne varsa yapmak ister.Bur süre sonra hastanede Eduard ile tanışır.Onunla tanıştıktan sonra kendi kimliğini bulur.Belki de bu güne kadar hiç önemsemediği yada görmek istemediği tarafıyla tanışır.Toplum yüzünden baskılamak zorunda kaldığı istekleri keşfeder.En sonda Eduard la birlikte hastaneden kaçar ve istedikleri gibi yaşarlar. Kitabı okurken şunu farkettimki hepimiz hayatlarımızı topluma göre yaşıyoruz.Farklı olmaya çalışanlara da deliymiş muamelesi yapıyoruz.Ve en önemlisi de sadece ölüme yakın olan insanlar içlerinden geldiği gibi davranıyorlar.Kimseden korkmadan,özgürce,içlerinden geldiği gibi.Bu bence ölüme yakınken değilde hayatımızın her anında böyle olmalı.İçimizde bir yerlerde toplum yüzünden baskıladığımız pek çok tarafımız vardır illaki.Geç olmadan kendimizi keşfetmeli ve hayatı doyasıya yaşamalıyız.Herkesten farklı olmaya cesaretiniz olsun. Kitapta en sevdiğim alıntı:"Dünyanın bütün dağlarında, ormanlarında, bir tek yaprağı bile bir başkasının tıpkısı olarak
2024 Okuma Raporları
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,5bin okunma
Spoiler içerir
7/10
·78 syf.··
Beğendi
·
2024 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2024 20:08
Stefan Zweig 'ın Bir Çöküşün Öyküsü eseri başlarda çok güzel ve şaşalı bir hayat yaşayan ama sonrasında yalnızkalan bir kadının hikayesini anlatıyor.Bazıları için yalnızlık çok güzel olabiliyorken bazıları içinse çekilmez bir hal alabiliyor.Her ne kadar bazen insanlardan,seslerden bıksakta aslında yalnız kalınca değerini anlayabiliyoruz.Bazen bir ses,bir nefes bizler için o kadar değerli olabiliyor ki bunu anca kaybettikten sonra anlayabiliyoruz. Kitabın içeriğine gelirsek: Kitap Madam de Prie isimli bir kadının devleti yönetirken bir anda düşmanların kazanıp onu işinden el çektirmesiyle başlıyor.Her şeyini bırakıp saraydan ayrılır.Saraydan ayrılırken bile kimsenin ona acımasını istemediği için gizlice gider.Gittiği taşra kentinde başlarda sorun olmaz ama sonrasında yalnızlıktan ne yapacağını bilemez. Etrafında insanların olmasına ona iltifat etmelerine o kadar alışkın ki bu yalnızlık onu çok kötü etkiler. Geri dönmek için her şeyi yapsada olmaz.Oda bu yalnızlığına bir son vermek ister.Bunu da eski çağlarda olduğu gibi kahramanca,destan yazarak ölmekte buldu.Işıltılı bir hayata alışmış ölümü de öyle olmalıydı ona göre.Oda bir parti düzenler ve orda 7 Ekim de öleceğini söyler.Herkes şaşırsada bir süre sonra unuturlar.7 Ekim günü geldiğinde kendi canına kıyar ama istediği gibi ölümü insanların dikkatini çekmedi.Herkes bir an üzüldü sonra hayatlarına geri döndüler.Herkesin ağzına destan olucak özlemini duyduğu şan,ölümüyle zorla elde etmek istesede,istediği ölümsüzlük adının yanından teğet geçti. Stefan Zweig'ın bu eserini beğendim ama yayınevi çok kötü basmış.Her sayfada nerdeyse yazım yanlışı vardı.Okuyacaksanız başka bir yayın evinden okumanızı tavsiye ederim.
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Oscar Yayınları · 201991,9bin okunma
Bende Zeze gibi kalbimde bir sürü insanı öldürdüm
10/10
·183 syf.··
Beğendi
·
2024 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2024 17:43
Brezilya edebiyatının klasiklerinden Şeker Portakalı, José Mauro de Vasconcelos 'un başyapıtı kabul edilir. Yetişkinler dünyasının sınırlamalarına hayal gücüyle meydan okuyan Zezé'nin yoksulluk, acı ve ümit dolu hikâyesi yazarın çocukluğundan derin izler taşır. Beş yaşındaki Zeze hemen her şeyi tek başına öğrenir.Çok zeki ama bir yandan da yaramaz bir çocuktur.Hem ailesinde,hem yaşadıği mahallede onun yaramazlıklarından usanmış.Her yaptığından dolayı sürekli ailesi tarafından dayak yer.Sürekli dövüldüğü için artık kötü bir çocuk olduğunu düşünür.Hiçbir çocuk ne yaparsa yapsın ailesi tarafından öldüresiye dövülmeyi haketmez.Sırf bu yüzden Zeze babasını öldürmeyi düşünür.Ama öyle gerçekten öldürmek değil onu zihninde,kalbinde öldürür. Zeze'nin hayatındaki en büyük sırdaşıysa,anlattıklarına kulak veren ve Minguinho adını verdiği bir şeker portakalı fidanıdır.Hayatında onu gerçekten dinleyen ve anlayan bir ağaçtır. Zeze'nin en sevdiği ve anlaştığı hatta babası yerine koyduğu bir arkadaşı var.İsmi Portuga. Portuga onu dinliyor,onunla konuşuyor,onu eğlendiriyor ve her sorusunu cevaplıyor.O yüzden onu çok seviyor.Hatta onun için uslu durmaya bile başlamıştı.Ama sonunda Portuga'ya tren çarpıyor ve ölüyor.Bu Zeze'yi çok üzüyor.Onun ardından çok kötü hastalanıyor ve şu sözler dökülüyor:" Biliyor musun,Godoia,artık istemiyorum.İyileşirsem yine kötü bir çocuk olacağım.Sen anlamıyorsun.Artık uslu durmamı gerektirecek kimse kalmadı." Zeze o kadar hasta oluyor ki herkes yeter ki iyileş yine yaramazlık yaparsın ama kimse seni dövmez diyor.Bir insan ancak hasta olurken yada öldükten sonra mı kıymete binmeli.Öncesinde onu sevdiğinizi gösterseniz olmaz mı?Zeze çocukluğu boyunca hep dayak yedi,neden ? Sırf onlar istediği gibi uslu bir çocuk olmadığı için.Ama bir çocuk uslu uslu
2024 Okuma Raporları
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2025275,3bin okunma