Her şeyde hayal kırıklığına uğramıştı. Her şeye yabancılaşmıştı. Ucuz bira nasıl hiç tat vermiyorsa çete yoldaşlığı da tatsız geliyordu artık. Çok uzaklaşmıştı onlardan. Onunla bu gençler arasında devasa bir uçurumun ağzı gibi açılmış binlerce kitap vardı. Kendini bu çocuklardan sürgün etmişti. Bilginin o engin dünyasında, artık evine dönemeyecek kadar ilerilere uzanmıştı. Öte yandan o da bir insandı, başkalarıyla beraber olmaktan hoşlanıyor ancak bu ihtiyacını tatmin edemiyordu.
Sayfa 424 - İş Bankası Kültür Yayınları/ Levent Cinemre·Kitabı okudu
Dünyanın güçlülere ait olmasında şaşılacak bir şey yoktu. Köleler, kendi köleliklerine saplantıyla bağlıydı. İş, önünde secde edip tapındıkları altın putuydu onların.
İnsanın kendi yüzünü anlayabilmesi belki de elinde değil. Belki de tek başıma yaşadığım için böyle oluyor. Topluluk içinde yaşayanlar, kendilerini, arkadaşlarına nasıl görünüyorlarsa aynalarda tıpkı öyle görmeyi öğrenmişlerdir. Benim arkadaşım yok. Tenimin bunca çıplak olması acaba bu yüzden mi? Buna insansız... evet insansız doğa denebilir.