Karanlık Kitaplar serisinin en kısa hikayelerinden biri olabilir. Kitap, Yankı Enki'nin girişi ile başlıyor. Daha sonrasın da kitabın ortaya çıkış öyküsünü ve vampir konulu hikayeler ile ilgili örneklerin verildiği diğer bir bölüm okuyoruz ve bu bölümler yaklaşık 25 sayfa civarı sürüyor. Kitabın içerisine giriş yaptığımızda ise oldukça kısa 30 sayfalık bir hikaye bizi bekliyor.
Vampir temasının işlendiği ilk hikaye olması önemli elbette. Benim de bu kitabı alıp okumak istememin en büyük nedeni. Yazar John William Polidori, bu hikayeyi yazmadan önce de korku hikayeleri yazmayı bir çok defa denemiş bir doktor. Bu kitabı kendi adına yayımlatamıyor olması ise intihar etmesinin sebebi olarak görülüyor. Hikaye kadar hayat hikayesi de dikkat çekici bir yazar. kitapgunesim.blogspot.com/2019/09/vampir....
Zengin bir adam olan Rex Fortescue son yıllarda alışılmışın dışında harcamaya başlar. Yasa dışı işleriyle zengin olan bu adamın bu tavrı çevresinde dikkat çeker ve ailesi bu duruma tepkilidir.
Tam böyle bir dönemde ofisinde bir bardak çay içerken zehirlenerek öldürülür. Tek ipucu ise cebinden çıkan bir avuç çavdardır. Bu cinayeti isleyebilecek bir çok zanlı vardır. Aile üyeleri ise bu listenin başındadır. Üstelik ölümler bu kadarla kalmaz ve arkasından mirasın büyük bir kısmını alan genç karısı ve hizmetçisi öldürülür.
Bu işi çözecek olan kişi ise Miss Marple'dir. Müfettiş Neele, Miss Marple'nin yardımıyla cinayeti neticelendirecektir.
Uzaktan gelen bir kardeş, para için her şeyi yapabilecek diğer bir kardeş, genç bir eş ve bir hizmetçi. Cinayeti işlemiş olmak için ise bir çok sebep vardır.
kitapgunesim.blogspot.com/2019/08/porsuk-...
İthaki Bilimkurgu Klasikleri bu sıralar en çok okuduğum serilerden biri sanırım ve Kıyamete Bir Milyar Yıl serinin okuduğum 7.kitabı oldu. Rus edebiyatından bir kitap okuma fırsatı buldum serinin bu kitabı sayesinde ve Arkadi Ve Boris Strugatski kardeşlerle bu kitap sayesinde tanıştım. Bu kitapta ilgimi çeken bilim adamlarının etrafında dönen bir hikaye olmasıydı. Sadece 150 sayfadan oluuyor olması bir çırpıda okumama neden olurken, döneminde bolca sansürlenmeside bir an önce okumam gereken kitaplardan biri olduğu hissini verdi bana.
Hikaye Dimitri Malyonov isimli bir bilim adamının hayatından yola çıkıyor. Bir Astrofizikçi olan karakterimiz yıldızlar arası maddeyle ilgili çalışmalarını sürdürdüğü esnada tuhaf olaylar baş gösteriyor. İlk başta anlam veremediği bu olaylar zaman içerisinde daha tuhaf bir hal alıyor. Çalışmalarını engelleyen bu olaylar sürekli çalan telefonlar, çalan kapılarla başlıyor ve evine gelen anlamlandıramadığı kişiler ile devam ediyor. Bir süre sonra benzeri olayların kendisi gibi çevresindeki bilim adamlarının da başına geldiğini öğreniyor. Bir araya geldiklerinde ise endişe, korku ve şüpheyle dolu belki doğal, belki de doğaüstü olaylardan kaynaklanan bir hikaye çıkıyor.
kitapgunesim.blogspot.com/2019/08/kiyamet...
Güçlü bir kadının kendi içinde başarabileceklerinin hikayesi var bu kitapta. Hayatının farklı dönemlerinden kesitleri bir araya getirmiş ve bu kitabın içine sığdırmış gibi hissettirdi bana. Aceleye getirilmemiş, uzun süre beklenmiş ve en sonunda tamamdır oldu denmiş gibi
Çocukluğu, gençliği, öğretim hayatı, ailesi, dostları kısacası hayatına dair bir çok anıyı da paylaşıyor bizlerle. Sıcak, samimi, içten bir anlatım ve mektuplar, şiirler, denemeler derken bitiveriyor. Şiirler tüm bu hikayelerin merkeziydi bana göre. Kitabın içindeki her bir satır şiirleri daha güçlü bir hale getirmek içinmiş gibi hissettirdi. Benim ise en sevdiğim kısımlar sanırım Sahipsiz Mektuplar bölümleriydi. kitapgunesim.blogspot.com/2019/07/dargn-m...
Melisa Kesmez'in okuduğum ikinci kitabı Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz bitti ve bu öykü kitabını hemen sizinle paylaşmak istedim. Daha önce yazarın okuduğum ilk kitabı olan Bazen Bahar'ı sizinle burada paylaşmıştım ve en yakın zamanda ilk kitabını da almak istediğimi söylemiştim. Aldım, okudum ve şimdi son kitabı olan Nohut Oda okunmak için beni bekliyor.
Yazarın ilk kitabı olan Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz, 130 sayfa ve 25 öyküden oluşuyor. Bu öyküler kadınların hikayesini anlatıyor. Kadın karakterlerin gözünden aktarılıyor. Bu kadınların ortak noktası ise şehirli kadınlar olmaları. Kendi ayaklarının üzerinde duran, bir şekilde hayatlarını kurmuş, eğitimli, güçlü kadınların hikayesini okuyoruz. Hepsinin hayatında yanlış giden bir şeyler var ve bu yalnızlığın, acının, hüznün getirdiği karanlık bir havası var hikayelerin. İstanbul ise ayrı bir karakter gibi. Tüm öyküler olmasa da bir çoğu bu şehirde geçiyor.
Yazarın okuduğum ilk kitabında da söylediğim gibi laf kalabalığı yok öykülerinde. Abartıdan uzak, sade, açık ve akıcı bir anlatımı var. Her şeyin akışında ilerlediği ve güncel bir dilin kullanıldığı, her biri 4-5 sayfalık hikayelerden oluşuyor.
kitapgunesim.blogspot.com/2019/04/atlari-...