Vampir, çok sevdiğim bir fantastik edebiyat ürünüdür. Okumak da izlemek de benim için çok heyecanlı olur. İtalyan asıllı İngiliz doktor ve yazar olanJohn William Polidori ise, modern vampir edebiyatının ilk kurucusu olarak kabul edilir. Bugün analiz ettiğim "Vampir", yayımlanmış ilk vampir hikayesi olarak dikkat çekmektedir. Böylelikle bu eseriyle, fantastik korku edebiyatında pek çok yazara ışık tutmuştur. Polidori, suç ve cezalar kapsamında makaleleriyle fikirlerini belirten bi insandı. Bunun yanında, suç ile vampirlik arasında doğrudan bir ilişki kurdu. Ona göre vampirlik; henüz yaşarken, canlıyken işlenen bir suçun ölüm gerçekleştikten sonra çekilen cezasıdır. Vampirliği bir çeşit mahkumiyet olarak nitelemektedir. Tıp bitirdikten sonra "Don Juan" romanının yazarı Lord Byron'un özel doktorluğunu yaptığı sıralarda, dünya gezisinde bir yanardağ problemi nedeniyle İsviçre'ye giderler. Orada vakit geçirmek amacıyla herkesin bir korku hikayesi yazmasına karar verilir ve böylelikle sürükleyici "Vampir" öyküsü ortaya çıkar. Zaman ilerledikçe Polidori'nin sağlığı kötüye gitmeye başladı ve Lord Byron'la da araları bozuldu. Bu öyküsünü her ihtimale karşı Cenevre'de bir arkadaşına emanet etti. Bu öykü, Polidori'nin karşısına 1819 yılında New Monthly Magazine adlı dergide çıktı; ama Lord Byron'un imzası vardı. Bu olay yazarımızı küplere bindirir. Yazarın kumar borçları ve öyküsünün altındaki Lord Byron imzası, onun ölümünü hızlandıran etmenlerdir. Çoğu yabancı kaynak, Polidori'nin vampir karakteri Lord Ruthven'i yaratırken Lord Byron'ı temel aldığını ifade etmektedir.
Ebeveynlerini küçük yaşta kaybeden ve kız kardeşiyle Londra'ya taşınan Aubrey, bir baloda Lord Ruthven'i görür ve karizmatikliğinden etkilenir. Onunla tanışır. Arkadaşlıkları ileri bir boyut kazandığında,