Doğmak, dünyaya gözlerini açmak güçtür her zaman. Biliyorsunuz, yumurtadan çıkarken zorlanır bir kuş. Gözlerinizi geriye çevirip sorunuz: Yol o kadar güç müydü gerçekten? Yalnızca güç müydü? Bir güzelliği de yok muydu? Bundan güzel, bundan kolay bir yol biliyor muydunuz?
Kuş yumurtadan çıkmak için savaş veriyor. Yumurta dünyadır. Doğmak isteyen, bir dünyayı yok etmek zorundadır. Kuş Tanrı’ya doğru uçuyor, Tanrı’nın adı Abraxas’tır.
Ama artık seveceğim ve kendisine tapacağım bir şey vardı, yine bir ideale kavuşmuştum, yaşam yine sezgiler ve rengârenk gizemli şafaklarla doluydu. Bu, bana yeniden dayanma gücü verdi.
“İlk oturduğum yerden ayrılmayı düşündüğümde, kendim de nereye gidip oturacağımı bilmiyordum. Bildiğim tek şey, daha arkada bir yere oturmak istediğimdi. Senin yanma gelmekti arzum, ama bunun bilincine henüz varmamıştım. Öte yandan senin aynı şeyi arzulaman da beni senden yâna çekiyor, işimi kolaylaştırıyordu. Ancak önündeki sıraya oturduğum zaman, isteğimin yarı yarıya gerçekleştiğini düşündüm. Aslında senin yanında oturmaktan başka şey istemediğimi fark etmiştim.”