Sıfır Noktasındaki Kadın, Neval El Saddavi'nin 1984 yılında Mısırda yayımlanan ve döneminde hayli ses getiren romanı... Bu romanı okumama vesile olduğu için ayrıca Zehraca arkadaşıma teşekkür ediyorum. Kitap son derece akıcı nasıl başlayıp nasıl bitti anlayamadım. Ne zaman bu tarz kitaplar okusam bir kadın olarak; kadının doğu kültüründe nasıl görmezden gelindiğini, çığlıklarının duyulmadığını doğu kültüründe kadının adının olmadığını görüyorum. Hikayenin kahramanı olan Firdevs'in söylediği ölümle gerçek birbirlerine benzer. Gerçekler de insanı öldürdüğü için , ölüm gibidir... Ben bir insanı öldürdüğüm zaman, onu bıçakla değil, gerçekle öldürdüm. Bu yüzden korkuyorlar; beni yok etmek için bu yüzden acele ediyorlar bıçaktan korkmazlar, onları korkutan gerçeğimdir! sözlerinin ne kadar gerçek gerçekçi olduğunun hikayesidir. Bir kadının ölüme giderken takındığı vakur duruş kadınların ne kadar güçlü yaratıklar olduğunu; ama bunun için doğu kültüründe fırsat verilmediğini, eğitim haklarının ellerinden alınarak küçük yaştan itibaren köleleştirildiklerini buna en ufak başkaldırı da canlarıyla ödediklerinin gördükten sonra ülkemde kendilerine verilen hakları ellerinin tersiyle iten Cumhuriyet kadınlarını gördükçe kadın olarak hem cinslerime şunu sormak istiyorum köle olmak bu kadar güzelse neden bu kadar kadın özgürlüğü için canlarının hiç kuşku duymadan veriyor? Kitapta geçen ve beni etkileyen bir paragrafla bitirmek istiyorum. Hiçbir şey istemiyor, hiçbir şey ummuyor, hiçbir şeyden korkmuyorum bu yüzden özgürüm. Çünkü yaşamımız boyunca bizi köleleştiren isteklerimiz, umutlarımız, korkularımızdı...Özgürlüğüm onları öfkelendiriyor hala istediğim, hala korktuğum ya da hala özlediğim bir şey kalmış olması hoşlarına giderdi. O zaman bir kez daha köleleştirebilirlerdi. Sonuç