Minger Vilayet Konağı yedi yıl önce, Abdülhamit’in özel olarak onayladığı bir ödenekle yapılmış, iki katlı, sütunlu, kemerli, cumbalı, balkonlu, etkileyici bir yapıydı. Binanın kıvrımlı, süslü, zarif cephesine, halka seslenmeye elverişli büyük balkonuna, beyaz sütunlu ve merdivenli girişine bakanlar, dağılmakta olan Osmanlı Devleti’nin hala güçlü olduğunu sanabilir ve hem Müslüman hem de modern görünebilmek için samimi bir çaba harcadığını da hissederlerdi.
Pakize Sultan portakal çiçeklerinin kokusunu alırken bir veba salgınının ve kanlı siyasi çatışmaların eşiğindeki bir kente değil, güneş altında yüzyıllardır uyuklamakta olan küçük ve olaysız bir sahil kasabasına yaklaşıyorlarmış gibi hissetti kendini.