H.K.T

H.K.T
@kitapikav19
Bolca okuyan, kahve tutkunu, bir kedinin ev arkadaşı, bir tatlı adamın eşi, dünyalar tatlısı küçüklerin annesi... Günün aydınlık saatlerinde de avukat.
Kötülüklerin resmen egemen olduğu, Namussuz bir çağ bu, biliyorsun.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Balkan Harbi ..
Nevrokop’tan yola çıkan paşanın akrabaları, anası babası öldürülmüş iki yaşında bir oğlan çocuğunu da yanlarında taşıyorlardı. Bulgar çetecilerin baskınından önce ana baba çocuğu yatak odasındaki ceviz dolaba saklamışlardı. Karanlıkta kalan çocuğun bir süre dolapta uyuduğu, birkaç saat sonra açlıktan ağlayarak uyandığı, ciğerleri sökülene kadar ağlamasına rağmen gelen giden olmaması üzerine dolabın kapısını iterek açtığı tahmin ediliyordu. Çünkü dolabın kapısı açıktı ve çocuğun saklanmadan sağ kalması mümkün değildi. Ana babayla birlikte, onu da diğer binlerce çocuk gibi öldürürlerdi. Çocuk emekleyerek oturma odasına kadar gitmişti. Annesi ve babası yerde yatıyorlardı. Annesi çıplaktı, memeleri açıktaydı. Çocuk annesinin yanına emekledi, onun süt vermesini bekledi ama annesi hiç kıpırdamıyordu. Bunun üstüne bebek annesinin kan sızan memesini ağzına aldı ve emmeye başladı. Akrabaları, bu halde buldukları çocuğu, annesinin memesinden ayırmakta zorluk çektiler. Çocuğun dudaklarına kan bulaşmıştı. Annesi ve babası Bulgar çeteciler tarafından öldürülmüş olan bu çocuk, Bosnalı Abdullah Avni Paşa’nın yeğeniydi. Leyla’nın annesinin amcasının çocuğu oluyordu. Yaya olarak yollara dökülen Balkan Harbi göçmenleri, bu talihsiz oğlanı da sırtlarına sarmışlar ve İstanbul’a kadar getirmeyi başarmışlardı.
Rumeli bozgununda yollara düşen yüz binlerce muhacirin çektiği acı, hep gözyaşı dökülerek anlatılırdı evde. “Düşman geliyor!” feryadı duyulduğunda ocaktaki tenceresini bırakarak fırlayan insanlar, yollarda çekilen açlık, merhametli Çingenelerden ekmek dilenen beyzadeler, bebeğini yollarda terk etmek zorunda kalan anneler, birbirini kaybeden kardeşler; hemen her gün anlatılan konulardı. Paşanın akrabaları da aynı kaderi paylaşmış, bir gün Nevrokop’tan yollara düşmüşlerdi. Önlerinde yürünecek yüzlerce kilometre vardı. Yeni doğum yapmış analar uzun yola bir çare düşünmüş ve bebeklerini sırtlarına bağlamışlardı. Bunu yapamayan bazı kadınlar ise yollarda bebekleriyle çaresiz kalmışlardı; çünkü saatlerce taşınınca bebek çok ağırlaşıyordu. Çaresizlikten bebeklerini yol kenarında terk eden analar görülmüştü.
Son zamanlarda birinin kavga etmesinin insanlığın aşağılık davranışı olduğu felsefesini benimsemişti.