Anten Çehov'dan okuduğum ilk kitaptı. Rus edebiyatını severim ki sıklıkla çeşitli yazarlarının kitaplarını okuma fırsatı bulmaya çalışırım. "Altıncı Koğuş" iyi eğitim görmüş İvan Dmitriç ile onun doktoru olan Andrey Yefimıç arasında geçen hayatın gerçekliğine bağlı olarak ettikleri sohbet anlatılmaktadır. Ama bu sohbet sıradan bir sohbet değildi. Hayata dair derin düşüncelerdi. İki farklı insan, iki farklı karakter ve iki farklı düşünce. İvan, küçüklüğünden beri acılarla büyümüş, çeşitli zorluklardan geçmiş en nihayetinde kendisinde bilinmedik bir korku çıktı yakalanma korkusuydu bir polis bir jandarma tarafından. Oysa hiçbir suç işlememişti. Ona göre acı küçümsenmemeliydi. Andrey ise İvan' ın tam tersiydi. İyi eğitim görmüş zorluk çekmeden okulunu bitirip kolay bir şekilde meşhur ALTINCI KOĞUŞ'A atanmıştı ki İvan' la da yolu orada kesişti. Ona göre de acıya karşı kişi gülümsemeliydi.
.
.
Kısa, keyifli bir serüvendi benin için. Aralarında yaptıkları bir sohbette geçen İvan tarafından dile getirilen bir cümleyi paylaşacağım sizinle.
" Acıyı küçümsersiniz, ama parmağınızı kapıya sıkıştırdığınız vakit en yüksek perdeden inlersiniz! "