Neslihan Uzun

Neslihan Uzun
@kitaplarevimiz
Instagram: @kitaplarevimizzz
Puan vermedi·135 syf.··
2021 9. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2021 22:26
Uzun bir aradan sonra "Oz Büyücüsü" ile karşınızdayım. 🐣 Herşeyin bir vakti olduğu gibi kitap okumanın da bir vakti vardır. Her kitap hemen okunmaz insanın psikolojik ve fizyolojik hali ne zaman uygunsa o zaman gelir o istek. Kütüphanemdeki kitaplar arasında göz kırpan eser Oz Büyücüsü oldu. Hem sıkılmadan hem de kendime çıkardığım ufak notlar oldu. Baktığımız zaman bu kitap ne kadar çocuklar için yazılmış olsa da büyüklerinde okuması gereken bir eser aynı "Momo" gibi. O yüzden bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.😊 🌸Kitabın içeriğinden bahsedecek olursak eğer; Fantastik türünde bir hikaye olan bu kitap Kansas'ta Em teyzesi ve Henry eniştesi ile yaşayan Dorothy'nin çıkan bir kasırga sonrasında gözlerini Kıtırsoyların Diyarında açarak başlamıştır. Kendisinin farkında olmadan Doğu'nun kötü cadısını yendiğini ve bundan dolayıdır ki diğer iyi niyetli insanlar tarafından kendisininde sasırdığı bir sevgiyle karşılaşmıştır. Ama Dorothy bu durumu değil ailesinin yanına Kansas'a gitmek istiyordu (çünkü insanın evi gibisi yoktur) , gördüğü her kişiye nasıl gidebilirim diye sormuştur ve hepsi cevabının Zümrüt Şehri'nde olduğunu söylemiştir. Bu şehre gitmek isteyen Dorothy daha fazla beklemeden yola koyulmuştur. Gittiği yolda karşısına dostluk kavramının anlam kazandığı kişilerle karşılaşmıştır. Ama bunlar bizim bildiğimiz insan gibi değiller. Bu arkadaşlar Korkuluk (tek isteği bir beyin ) , Teneke Adam ( isteği bir kalp), Korkak Aslan ( isteği biraz cesaret ) ve Dorothy'nin köpeği Toto. Hepsinin kendisine göre farklı istekleri olması bunların gerçekleşmesi için Zümrüt Şehrinde yaşayan Oz Büyücüsüne gitmekten geçiyordu. Bu yolculukta başlarına türlü türlü işler, belalar geldi ve tüm bu zorlukları birlikte aştılar ancak isteklerine kavuşabildiler mi? İlginç hikayesi ile okuru
Oz BüyücüsüL. Frank Baum · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202218,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·83 syf.··
2021 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2021 03:15
Yeni yılda bitirdiğim ilk kitap oldu hem de en sevdiğim yazardan. Kitabın ana temasını oluşturan iki temel kavram vardı YAŞAM VE ÖLÜM. Birbirini kovalayan gece ile gündüz gibi. Kitapta bunun yansımalarını İlyiç'in yaşamından, çocukluğundan, gençliğinden ve en nihayetinde amansız hastalığından anlıyoruz. Dikkatimi çeken bir ayrıntıda kahramanın yaşamının son saatlerinde mutluluk, iyi olan neydi sorarken aklına çocukluk anılarının gelmiş olmasaydı. Oysa hayatının büyük bir kısmında daha iyi yaşam şartları elde etmek için mutlulukla yaptığı işinin olmamasıydı. Belki de bundaki sebep hayalindeki gibi bir evliliğe sahip olmamasıdır diye düşünmekteyim. Gerçekten de hayatta bir şeyler daha düzenli seyir halinde giderken diğer tarafta ummadığın olaylar ya da yapılanmaların içinde kendini bulabiliyorsun. Belki de en acı an çevrendeki insanların sana acıyıp gözlerinin içine bakıp geçecek, bunu yap atlatırsın diye zırvaladığı yalanlar silsilesi olacaktır. Bu hayatın her aşamasında ya da her başınıza gelen durumlar doğrultusunda gerçekleşebilir. Ve bu durumu TOLSTOY bize ziyadesiyle hissettirmekte.
İvan İlyiç’in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201961,1bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2020 20. kitabı
Jack London' dan okuduğum üçüncü kitaptı. Okuduğum diğer kitapları; ~ Beyaz Diş ~ Martin Eden Şimdi de " Vahşetin Çağrısı" . London' ın kitaplarında alışık olduğumuz temel bir karakter her zaman var o da kurtlar. Bu kitabında da yine kendisini köpek sanan aslında kurt olan önceden hiç kavgaya katılmayan, evcil bir hayvan gibi yetiştirilip sonrasında ise sahibinin onu satmasıyla kendini keşfetmeye başlar. İşte bu kaşifin adı Buck. Buck'ın kendini keşfettiği an ise bir sahibin ona sopayla vurmasıyla başlar ve zamanla da yaşadığı olaylar çerçevesinde kendi tanımlamaya devam edip içindeki o gücü bulmaya başladı. Kitabın çevirisi güzeldi başlarda çok güzel kendisine çekerken sonlara doğru bir kopma eğilimi yaşıyorsunuz en azından ben öyleydim. Ancak London kitaplarında köpekleri ve kurtları daha doğrusu hayvanları insan gibi duygu, düşünceleri olduğunu onlarında kırılabildiğini, küsebildiğini ya da en ufak bir iyimserlik karşısında mutluluktan havaya uçabileceklerini aktaran bunu okura yansıtan yazarlardandı. Bu yönünü oldukça seviyorum açıkcası.
Vahşetin ÇağrısıJack London · Can Yayınları · 201943,2bin okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2020 19. kitabı
Anten Çehov'dan okuduğum ilk kitaptı. Rus edebiyatını severim ki sıklıkla çeşitli yazarlarının kitaplarını okuma fırsatı bulmaya çalışırım. "Altıncı Koğuş" iyi eğitim görmüş İvan Dmitriç ile onun doktoru olan Andrey Yefimıç arasında geçen hayatın gerçekliğine bağlı olarak ettikleri sohbet anlatılmaktadır. Ama bu sohbet sıradan bir sohbet değildi. Hayata dair derin düşüncelerdi. İki farklı insan, iki farklı karakter ve iki farklı düşünce. İvan, küçüklüğünden beri acılarla büyümüş, çeşitli zorluklardan geçmiş en nihayetinde kendisinde bilinmedik bir korku çıktı yakalanma korkusuydu bir polis bir jandarma tarafından. Oysa hiçbir suç işlememişti. Ona göre acı küçümsenmemeliydi. Andrey ise İvan' ın tam tersiydi. İyi eğitim görmüş zorluk çekmeden okulunu bitirip kolay bir şekilde meşhur ALTINCI KOĞUŞ'A atanmıştı ki İvan' la da yolu orada kesişti. Ona göre de acıya karşı kişi gülümsemeliydi. . . Kısa, keyifli bir serüvendi benin için. Aralarında yaptıkları bir sohbette geçen İvan tarafından dile getirilen bir cümleyi paylaşacağım sizinle. " Acıyı küçümsersiniz, ama parmağınızı kapıya sıkıştırdığınız vakit en yüksek perdeden inlersiniz! "
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,3bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2020 18. kitabı
Gabriel Garcia Marquez ait okuduğum ikinci kitap "Kırmızı Pazartesi" oldu. Yazardan okuduğum ilk kitap ise " Yüzyıllık Yalnızlık" tı. Ancak o kitabı okumakta çok zorlanıp, sıkılmıştı. Karmaşık bir soy ağacının yanı sıra olay sırasının karışıklığı zihnimi de yormuştu. Ama bu hisleri Kırmızı Pazartesi'nde yaşamadım. Özellikle ilk otuz sayfadan sonra kitap elimden kayıp gitti. Sonu başta belli olan bir kitaptı ama buna rağmen sıkılmama asla fırsat vermedi. Belki bu kitap sayesinde yazarın diğer kitaplarını da alıp okumaya başlayabilirim. Şunu söylemeliyim ki İspanyolca isimleri okurken aklımda tutmaya çalışırken can çekişiyorum. . . Kitabın içeriğinden de birazcık bahsetmek isterim. Daha deminde yazdığım gibi sonu baştan belli olan bir hikaye değil kesinlikle yaşanmış bir olaydı. Hem de yazarın çocukluğunu geçirdiği kasabada. Santiago Nasar baş karakterlerde yer almakla birlikte onu öldürmek isteyen ikiz kardeşler Pablo Vicario ile Pedro Vicario kurbanıydı. Kardeşlerin sebebi ise kız kardeşlerinin namusuna leke sürmesydi. Herkes bu kardeşlerin Nasar' ı öldüreceğini biliyordu ve kardeşler bunu asla gizlemiyordu. Olayın ilgi çekici yanıda burasıydı bence. En nihayetinde emellerine ulaştılar. Kitapta toplumun olaylara bakış açısıda hoş bir şekilde ele alınmıştı. Ama şunu söylemeliyim ki bu hikayede yanan "Bayardo San Roman" oldu niye diye sorarsanız eğer kitabı alıp okumanızı tavsiye ederim. .
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
Reklam