Bilen bilir kitapları okumam neredeyse yerim :)
Hani çok acıkırsınız,şekeriniz tansiyonunuz düşer açlıktan.Eve gelir gelmez ağzınıza bir şeyler tıkarak yemek yersiniz ya.Hıh tam olarak öyle bir kitap.(Ne anlattım beeee)
Elimden bırakamadım
Ben kitap içeriğinden çok nadir bahsediyorum bana olan hislerinden bahsetmek daha mantıklı geliyor.(kendiniz okuyup tanıyın karakterleri banane)
Yine söylüyorum elimden bırakamadım,17 Haziran’da ne olacak,insan kendi çocukluğu ile nasıl konuşur.Ayyy noluyoorr :)))
Uyanıyorsun,bir telefon numarasına denk geliyorsun ve numarayı çevirip “alo” dediğin anda,karşı taraftan ölmüş babanın sesi.
Bence bu kadar yeterli :)
Keyifli okumalar herkese :)
Gittim ben
@kitapmood. 10/10
Oblomov’u okurken insan bazen karaktere sinir oluyor, bazen de kendini onun içinde buluyor. Çünkü Oblomov aslında sadece tembel bir adam değil; sürekli düşünen, isteyen ama harekete geçemeyen bir insan. Kitap, “yapmak isteyip yapamama” hissini çok güçlü veriyor. Bu yüzden karakter yer yer insanın kendi hayatına da ayna tutuyor. (Kim ertelemeyi sevmez ki?)
Romanın en çarpıcı taraflarından biri, alışkanlıkların insanı nasıl yavaş yavaş hareketsiz bıraktığını göstermesi. Oblomov tembelliği ve konfor alanından çıkamaması yüzünden aşkından bile vazgeçiyor. Bu durum sadece karaktere ait değil; insan bazen kendi kurduğu düzenin ağırlığından çıkamıyor, değişmek istese bile değişemiyor.
Kitabın temposu da bilinçli şekilde yavaş ilerliyor. Okurken bazı yerlerde “yarın devam ederim” diyorsunuz. Sonra fark ediyorsunuz ki siz de biraz Oblomov olmuşsunuz. Roman tam olarak bunu hissettirmeyi başarıyor.
Kitap yalnızca tembel bir adamı anlatmıyor; erteleme alışkanlığını, düşünmekle yaşamak arasındaki farkı, değişim korkusunu ve insanın kendi içine saplanıp kalmasını anlatıyor. En önemli taraflarından biri de “Oblomovluk” diye bir kavram yaratmış olması. Sürekli isteyip hiçbir şey yapamama hali… Belki de kitabın bu kadar etkileyici olmasının nedeni, herkesin içinde biraz Oblomov bulunması.
Ahmet Demir 10/6
Rus yazar Ivan Gonçarov'a ait bu eserde kitaba ismini veren Oblomov’u, yalnızca tembelliği ile değil; hayata karşı erteleyici, kararsız ve içe kapanık tarafiyla tanıyoruz. Güçlü düşünceleri, hayalleri, planları vardır ama onun için eyleme dönüştürmek imkansız bir meseledir. Belki de tembel kişiliğinin altında yatan sebep, dönemin Dünyasına ayak uyduramaması da olabilir.
Bir düşüncenin, kavramın veya nesnenin yanına tam zıttı olanı koyarsanız, onun