İlgilenmemeye çalışıyorum ama, kentin kalabalığının , taşıtların, ve gürültünün havada asılı kalan ve birden kulağa giden madeni seslerin, ses sürtünmelerinin ve bunların arasında sıkışan yapıların, çayevlerinin, Türkiye çayevlerinin, tartışmaların, insanlarımızı yönetenlerin yaptıkları seslerin, aramızda yaşayan, hatta acı çeken ve hastalanan, yani şu başlı başına bir insan gibi olan paranın, gazetelerin, solcu ve sağcı olarak ikiye ayrılmış budala gazetelerin...
Ve bunların arasında biraz fazla, biraz alıngan ve her zaman şaşkınlıkla devam eden bir insandım.