Derin ve anlamlı...
Her anlayamadığım hikayede ilginç bir şekilde yazara hayran kaldım. Tuhaf bir tezatlık var. Hem etkiliyor hem de içine çekiyor sanki....
İns-Cahit Zarifoğlu
"Bütün büyük anlar yalnızlıktan yontuldu."
Cahit Zarifoğlu'nun öyküleri şiirleri gibi kapalı bir üsluba sahip. Öykülerin atmosferine girmek için dingin bir zaman gerekli. Okudukça gölgede kalan yerler aşikar oluyor. Tabiatla insanın bütün olduğu bir masalsı anlatım hissediyorsunuz. Öykülerden sonra hiçbir şey belirgin olarak zihninizde kalmasa da sizi diri tutan ve içine çeken bir atmosferi var.
İns öyküsü, insanın dünyaya gelişinden, kendini kaybedip dünyaya gözünü dikmesi ve son kertede yine özünü aramak için bir arayışa girmesini bir döngü içerisinde şiirsel bir anlatımla ortaya koyuyor.
Her yan ağaçlar, çimenler, kayalarla, sularla doluydu. Her şey bir şeyin hemen yanında geliyor, onu bütünlüyordu. Her şey bir tek şeyin bir parçasıydı. Nereye bakılsa hep tek şey görünüyordu.
İns çadırında merhametle gülümseyerek kendi kendine ilk cümleyi söyledi:
"Ey yeryüzü değişeceksin,
Ey insanlar değişeceksiniz."
Cahit Zarifoğlu yine şaşırtmadı. Mutlaka herkesin okuyup tanıması gereken bir yazar diyebilirim. Her eseri gibi bu eseri de çok güzel ve birbirinden farklı öyküleri ele almış.Okuyun,okutun.Çünkü bizleri okumak kurtaracak.
"Her öyküsünde binbir yazgıyı, korkuyu ve sesi barındıran Cahit Zarifoğlu'nun düşlerden, yaşamdan ve kendi şiirinden yonttuğu İns, hurufatı okuyabilenler için sırrı dökülmüş bir ayna cismiyle var oluyor."
Arka kapakta yazan bu cümleyi her kim yazdıysa ancak bu kadar güzel ifade edilebilirdi.
Kitap tuhaf öykülerden oluşuyor. Öyle ki bir öykü mitolojik, kutsal kitaplarda geçen bir anlatıya benzerken hemen peşinden gelen öyküde adeta Yaşamak'tan bir bölüm okuyor hissine kapılıyorsunuz. Bir sonraki öykü Shakespeare tiyatrolarına benziyor. Bazı cümleler öyküden çıkıp şiir olmak için savaşıyor. En sonunda ise yazar bize sinema için kullanılan "sinemada en önemsiz şey senaryodur" cümlesini öykü için kurdurtmaya zorluyor. Zarifoğlu kelimelerle değil kalıplarla neler inşa edebileceğini gösteriyor.
Günün sonunda hikayeleri beğendim mi? Pek sayılmaz. Fakat durup bir insan bunları nasıl düşünür, nasıl kalıptan kalıba dökerek böyle yazar diye hayret etmekten de kendimi alamadım.
Herkesin sevebileceği öyküler değil, meraklısına tavsiye edilir.
Neden sembollere doymuş hikâye kitapları okumadan duramıyorum? Hayır sonra beğenmediğimle kalıyorum. İns de böyle. Bir şair, şiirleri çok zor hissedilen bir şair, hikâye yazınca da aynı zorluğu beraberinde getirmiş. Altını çizdiğim birçok cümlesi oldu. İnanılmaz güzel kısımlar var hikâyelerde. Ama hikâyelerin bütününe dönüp baktığımda, sürekli ben ne okudum hissi kaldı. Bazıları hikâye bile değildi sanki, deneme gibiydi yer yer.
"Zal tepesine doğru" hikâyesi var en sonda mesela. Karakterleri Arapça harfler. Okuması güzeldi. Ama ne okudum ben? İşte böyle oluyor hep. Parçalarını beğenip bütününe küstüğümle kalıyorum. Kendimi tutmalıyım artık bu tip kitaplara karşı. Sevenleriyle baş başa bırakıp, uzaktan bakıp... Yok yok, yine dayanamayacağım galiba. Bu kitapların olayı da budur belki. Güzel hikâyeler değil de parçalar bulundurmaları.
Cahit Bey'in okuduğum 3.kitabı.
Kendine has anlatım tarzıyla, insanı ve insanı ilgilendiren mes'eleleri ele alır bu eserinde.
Kitap 3 öyküden oluşmakta, her bir öyküden alınacak önemli bir mesaj var :)
“Biliyor musunuz, ben bu çağdan nefret ederim. Etimle, kemiğimle, hücrelerimle nefret ederim.”
Her döneme uyan o meşhur cümle.. işte bu kitaptan alıntı imiş.
Gizlerle dolu bir kitap daha. Bazı yerler çok anlaşılır bazı yerleri sadece gözle okumak yetmiyor. Anlamaya anlamaya okumayı sevmiyorsanız tavsiye etmem. Fakat ilgimi çeken nokta anlaşılmıyor oluşuydu. Dikkatim çok dağıldı o ayrı. Belki birkaç ay belki birkaç yıl sonra tekrar karşılaştığımızda daha net anlayacağım bir kitap.
Uzak ama aynı zamanda çok da yakın bir arkadaşımın okumam için yalvardığı, önyargımı bir kez olsun bir kenara bırakmamı istediği bir yazardı Cahit Zarifoğlu ve İns de okuduğum ilk kitabı oldu. Henüz yalnızca bir kitabını okuduğum için genel bir yorum yapmayacağım Zarifoğlu için. Sadece İns için konuşacağım bu yüzden.
Dini motiflerden arındırarak okunduğunda varoluşçu sayılabilecek 6 bölümden oluşuyor kitap fakat metinlerin sonuncusunu dini motiflerden arındırmak çok zor. Karakterlerin adları Sad, Gayn, Kaf, Nun, Cem, Mim vs… Ne kadar arındırabilirsin yani? Hikayenin ayetlere göndermelerden oluştuğuna dair mini bir metin okumlaması da yapmış bulundum.
Bundan önceki 5 hikayede aşka, yalnızlığa, doğaya ve yaşama dair müthiş diyebileceğim betimlemeler ve tanımlar mevcut. Öyle ki bazı cümlelerini bağırarak tekrar edesi geliyor insanın.
Sadece İns üzerinden diyebilirim ki yolu Maraş’tan geçmese, yedi güzel adamdan biri olmasa bu üslupla bende bambaşka bir yeri olabilirdi Zarifoğlu’nun. So, just say kendi kaybeder and keep going…
Kitabı okurken anlayamadığım ve tekrar tekrar okuduğum yerler oldu ama anlayamadıkça da okuyasım geldi. Normalde anlayamadığım kitaplar sıkıcı geliyor ama bu kitabı sıkılmadan okudum. Kitapta gizlenmiş olan manaları bulmaya çalışmak sanki bir denizde inci aramak gibiydi. Üstü kapalı ifadeleri ile güzel ve etkileyici bir kitaptı. Bilhassa içindeki hikayelerden biri olan Zal Tepesine Doğru'yu çok beğendim.
Abdurrahman Cahit Zarifoğlu, Türk şair, yazardır.
Aslen Kahramanmaraşlı'dır. 1940 yılında Türkiye'nin başkenti Ankara'da doğmuş olan şairin çocukluğu Kahramanmaraş'ta geçmiştir. Edebiyata, Kahramanmaraş Lisesi'nde iken şiir ve kompozisyon yazarak başlamış, lise sonrasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümünde okumuş ve buradan mezun olmuştur. Öğrenciliği sırasında çalışmak zorunda kalınca, sayfa sekreteri olarak çalışmış yine bu dönemde Diriliş Dergisinde çeşitli şiirleri yayımlanmıştır. 1976'dan sonra, kurucularından olduğu, Mavera Dergisinde şiirleri, birkaç hikâyesi, senaryo çalışmaları, günlükleri ve "Okuyucularla" ismini verdiği sohbetleri yayımlanmıştır.
Değişik zamanlarda ilkokul öğretmen vekilliği ve Almanca öğretmenliği yapmasının yanı sıra, Mavera Dergisi'ni çıkartmaya başladığı süreçte TRT Genel Müdürlüğü'nde mütercim sekreter olarak da görev almıştır. 1987 yılında vefat etmiştir. Mezarı Beylerbeyi'ndeki Küplüce mezarlığındadır.
“Yedi Güzel Adam” adıyla anılan isimler Türk edebiyatına damga vuran Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Mehmet Akif İnan, Alaeddin Özdenören ve Ali Kutlay'dır. Yolları Kahramanmaraş'ta kesişen 7 Güzel Adam'ın eğitim gördüğü 169 yıllık tarihi Maraş Lisesi 2019 mart ayında müzeye çevrilmiştir.