Cağnım Cahit abimize Allah rahmet eyleye, amin.
Cahit abinin edebi yönünü tarif edenler genelde onun ruh haliyle mündemiç yani kapalı ve içine kapanık bir durumu olduğunu söylerler. Şiirleri böyle olduğu gibi bu hikaye kitabı da böyle. Ama Cahit abinin yörüngesine girildiği vakit -özellikle şiirlerinde- edebi ve kalbî bir şenlik oluyor bana. Ama ben bu hikayelerde bir türlü o frekansa girip anlamaya muvaffak olamadım. Hoş, bendeki dikkat dağınıklığı mı buna sebep yoksa gerçekten o frekansı yakalamak mı çok güç, bilemedim gitti. Diğer incelemelere de bir bakayım da hiç olmazsa belki oralardan bir şey kaparım. :)
Bazı insanları defalarca konuştuktan sonra Anlarsınız.
Bazı satırları defalarca okuduktan sonra hatta bazı kitaplarıda öyle..
Zarifoğlu bu kitabında ,anlaşılmadıklarından kaçıyor ,korktuklarından ,yalnızlığından..
Sanki onu anlamamamız için Her bir satırı ardına öyle ustalıkla gizlenmiş ki..
Bir sayfayı Defalarca Okumanıza rağmen anlayamıyorsunuz..
Uzun uzun boşluğu izlettiriyor her bir hikayesi..
Zarifoğlu okurları bilir ,onun kendine özgü bir anlatımı vardır..
Zarifoğlu okurlarına önerebileceğim bir kitap ,okumanızı tavsiye ederim..
*Rahmetle..
Son satırları kendisine bırakıyorum
…
Az az ölüyoruz her gün .yağmurdan havadan söz eder gibi, insanın her gün az az öldüğünü görüyorum her yanda gördüğüm insanların..
# Cahit Zarifoğlu
Okumaya başlayınca bu kitaptan bir şey anlayamıyorum dedim, anlamadıkça okuyasim okudukça da anlayasım geldi ...
Bazı satırlarda kendini buluyorsun bazı satırlarda ise kayboluyorsun ve bir süre bulunamıyorsun sonra kendiliğinden ortaya çıkıyorsun. Bazen de bir şifre çözüyor gibi hissediyorsun. Öyle değişik bisey işte.
Oku, geç bi kitap değil yavaş ve sindirerek okumanızı tavsiye ederim.
Iyi okumalar.
Arada ben ne okuyorum deyip kendinizle oturup sohbet edeceğiniz, alıntılar içinde kaybolacağınız, Cahit Zarifoğlu (buz dağının görünmeyen tarafının şairinin) kitabını okurken de şiirlerinden aldığınız tadı almanızı sağlayacak hislerle dolacağınız bir yolculuk... (İlk defa Cahit Zarifoğlu hikâyesi okuyanlar genel anlamda bunları hissedecektir diye düşünüyorum) Kitaplarla kalın
Arka kapağında da yazdığı gibi "İns anlatımı, edebiyatımız da kendine özgü, özgün bir çizgidir"
Kitapta 6 öykü yer alıyor ben en çok İns ve "Zal tepesine doğru" yu sevdim.
Zarifoğlu öyküsü de şiiri gibi güç anlaşılır deniyor ya kesinlikle beyin fırtınası yaptırıyor. Anlamadım bırakayım desen bırakılmıyor devam ediyorsun anlıyor gibisin fakat gene şaşırtıyor seni sayfalar ilerledikçe. Okuyun kararı siz verin Vesselam....
(incelemem dahi kitaptan etkilenmiş dönüp okudum da)
Cahit Zarifoğlu ile özdeşleşmiş sözlerle bu kitapta, bu hikayelerin içinde karşılaştıkça hayretim ve hayranlığım arttı. Hikâyelerin içine ustalıkla yerleştirilmiş kişiler, imgeler ve manalar var. Sessizce, düşünerek okunması gereken bir kitap.
Derin ve anlamlı...
Her anlayamadığım hikayede ilginç bir şekilde yazara hayran kaldım. Tuhaf bir tezatlık var. Hem etkiliyor hem de içine çekiyor sanki....
Cahit Zarifoğlunun ilk defa okuğum kitabı İns oldu. Yazarın ilk bu kitabını okunmamdaki amaç dilini ve üslubunu az da olsa kavrayabilmekti.
İns kitabı imgelerle yüklü kapalı bir anlatımı var. Ara ara kitabı okurken pek bir şey anlamadığımda oldu. Kitabın ortalarına doğru bırakmak istemedim, ne kadar kapalı bir anlatımı olursa olsun, bu kitap beni farklı bir yolculuğa sürükledi. Bilinmezliğin içinde kaybolmak gibi.. Kitabın içerisinde çok güzel alıntılara rastlayacaksınız..
Cahit Zarifoğlunun kitaplarını sevenlere önerebileceğim bir kitap..
"Okulda aldıklarımın ve kanımdakilerin anlaşıp dışarı ittikleri bir şeydim ben. Üçüncü şeydim. "
Daha önce şiirlerini okuduğum Zarifoğlu'nun, düzyazı üslubunun daha şiirsel olduğunu hemen kanıksadım. Yer yer ritmik, zamansa durgun ve duygusal sekanslarla anlatıma zenginlik katan bir yazar. Öykünün belirli bir olay örgüsü olmak zorunda değil kafası benim en sevdiğim edebi teknik olan bilinç akışının da önünü açıyor. Beni bir kitabın içine bundan daha çok çeken bir şey yoktur. Bu tekniği en somut şekilde hissettiğim kitaplardan biriydi. Her şey sanki eş zamanlı gerçekleşiyor ve eşgüdümlü yazıya aktarılıyor. Sokaklar, hayvanlar, hatıralar ve kalem Cahit Zarifoğlu'nun odasında aynı anda konuşuyor, aynı anda susuyor.
Doğa olaylarının bu denli çok kullanılması ise biraz kaçış yöntemi gibi geldi bana. Sanki okurun ve karakterlerin doğa ile iç içe olmasını istediğinden dolayı değil de, mevzubahis durumların sertliği ve sorgulayıcılığı karşısında bir aralık, bir nefes olarak kullanmış gibi hissettim. Aslına bakarsanız kaçış gerektiren bir hikaye de yoktu hiç. Ama bazı imgelerin kullanım tarzı başka başka şekillerde yorumlanacak kıvamda olmasına imkan verilmesi edebiyatı daha da güzelleştiriyor.
Durum anlatısının kafamdaki en büyük örneği olarak çok büyük bir yer kazandı Cahit Zarifoğlu
Fırsat buldukça diğer kitaplarını da okumaya çalışacağım. (bilinç akışı tekniğin sadece bu kitapta kullanılıp kullanılmadığını öğrenmek için)
Cahit Zarifoğlu'nun İns'i:
Kelimenin Eşiğinde Bir Mitin Fısıltısı
Cahit Zarifoğlu'nun 1974'te yayımlanan İns kitabı, Türk edebiyatının prose sahnesinde bir anomali olarak
Abdurrahman Cahit Zarifoğlu, Türk şair, yazardır.
Aslen Kahramanmaraşlı'dır. 1940 yılında Türkiye'nin başkenti Ankara'da doğmuş olan şairin çocukluğu Kahramanmaraş'ta geçmiştir. Edebiyata, Kahramanmaraş Lisesi'nde iken şiir ve kompozisyon yazarak başlamış, lise sonrasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümünde okumuş ve buradan mezun olmuştur. Öğrenciliği sırasında çalışmak zorunda kalınca, sayfa sekreteri olarak çalışmış yine bu dönemde Diriliş Dergisinde çeşitli şiirleri yayımlanmıştır. 1976'dan sonra, kurucularından olduğu, Mavera Dergisinde şiirleri, birkaç hikâyesi, senaryo çalışmaları, günlükleri ve "Okuyucularla" ismini verdiği sohbetleri yayımlanmıştır.
Değişik zamanlarda ilkokul öğretmen vekilliği ve Almanca öğretmenliği yapmasının yanı sıra, Mavera Dergisi'ni çıkartmaya başladığı süreçte TRT Genel Müdürlüğü'nde mütercim sekreter olarak da görev almıştır. 1987 yılında vefat etmiştir. Mezarı Beylerbeyi'ndeki Küplüce mezarlığındadır.
“Yedi Güzel Adam” adıyla anılan isimler Türk edebiyatına damga vuran Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Mehmet Akif İnan, Alaeddin Özdenören ve Ali Kutlay'dır. Yolları Kahramanmaraş'ta kesişen 7 Güzel Adam'ın eğitim gördüğü 169 yıllık tarihi Maraş Lisesi 2019 mart ayında müzeye çevrilmiştir.