Münevver Ayaşlı da kendi İstanbuluna şu hatırasıyla veda eder, hatırlayalım:
Menderes karar almış, Beylerbeyi Sarayı'ndan Beylerbeyi Camii'ne kadar olan yer, yeşil saha olacakmış. Yani yalılarımız, İskele Caddesi'nde bulunan bütün yalılar gidecek, yok olacak. Belediye İmar Müdürlüğü'ne gittim, aman Allah'ım, bir mahşer yeri... Sanki bütün İstanbul halkı orada. Dul kadıncıklar, alil (hastalıklı, sakat) ihtiyar emekliler, yetim çocuklar. Şaka değil; başlarını soktukları evceğizleri gidiyor, sokak ortasında kalacaklar. O gün, Menderes'e edilen beddua, bilmem başka insana edilmiş midir? Ben Menderes'i çok sever ve çok tutardım, lakin o gün korktum, "Eyvah bu adam bu kadar bedduaya dayanabilecek mi?" dedim. O gün Adnan Menderes'in sonunun çok feci, çok vahim olacağını hissetmiştim. Zavallı Menderes'te şehircilik bilgisi nerede? Üstelik İstanbul sevgisi de yok. İstanbul'u hiç tanıyamayan, hissetmeyen küçük bir taşralı.