Kitabı açtığınızda karşınıza bir soy ağacı çıkıyor. Bu da karakterlerin aslında ne denli karışık bir düzende olduğunu gösteriyor. Gözünüz korkmasın okurken hepsini benimsiyor, hemencecik alışıyorsunuz. Hepsinin hikayesine ayrı ayrı kaptırıyorsunuz kendinizi. Naze ve Berzo'dan olma Pembe, Cemile ve diğerleri... Kaderin sillesini yemiş o kardeşlerin gözyaşı akıtacak öyküleri... Fırat Nehri'nin kollarından Londra'ya uzanan hayatlar... Türk-Kürt kökenli ailenin hikayesi. Doğu Batı uyumsuzluğunu, kültür karmaşasını ve bu karmaşada hırpalanan yaşamları görüyoruz.
Şiddetten tut aşka, dinden tut cinayete birden çok olgunun işlendiği, okurken ne olduğunu şaşırdığınız enfes roman.
Elif Şafak'ın dilini, anlatımının büyüsünü çok seviyorum. Olay örgüsü hiç kopmadan su gibi akıp gidiyor. Hayatın ta içinden kopan bu romanı herkese tavsiye ederim.
Ruh Adam, Hüseyin Nihal Atsız’dan okuduğum ilk kitaptı. Bu yönüyle benim için önemi büyük. Türklük söz konusu olunca Atsız’ın adını sık sık duyuyoruz. Kalemine gelirsek akıcılığı çok hoşuma gitti. Daha ağır bir dil bekliyordum ama asla bununla karşılaşmadım. Bu yönden yormayan bir kitap olması güzel. Anlatılan hikaye genel anlamda pek alışılmamış türden. Roman başladığında tarihi bir roman okuyacağınızı sanıyorsunuz ama durumlar öyle gelişmiyor. Tarihi isimlere değiniliyor, tarihe merakı olanların dikkatini daha çok çekecektir.
Kitap yaşamanın tek amacının askerlik olduğunu savunan bir askerin hayatını anlatıyor. Anlatırken tabiatüstü olaylara sıkça başvuruluyor. Okudukça gerçek bir olayı mı okuyorum yoksa tamamen kurmaca mı bunu anlamayacağınızı düşünüyorum. Anladığım kadarıyla Atsız’ın dili hep bu yönde.
Kitabın yazarı ve başkahramanı olan Jodi, başına gelen olay sonrası felç oluyor. Yaşama olan bağlılığı ve umudunu tam kaybettiği dönemde aklına bir fikir geliyor. Dünyanın dört bir yanına ‘sevgi dolu mektuplar’ göndermeye başlıyor. Bu fikir hem kendi ruhuna şifa oluyor hem mektupları gönderdiği insanların hayatlarına dokunuyor. Mektup yazdığı herkesi tüm kalbiyle kucaklıyor. Kendini en dipte gördüğü anlar sonrasında yaşama olan tüm inancı yerine geliyor.
Kitabı okudukça Jodi’ye sarılmak onu sımsıkı sarmalamak istedim. Yaşadığı acıları kalbimde hissettim ve onu çok sevdim. Yaşadığı onca acıya rağmen başkalarının derdine derman olmak istemesi de çok fedakarca bir davranış. Herkesin okumasını istediğim, her anımıza şükretmemiz gerektiği mesajını veren bu kitabı iyi ki okudum. İyi ki varsın Jodi!