"Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!"
"Peki, sen ne görüyorsun bakalım?"
"İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan."
Her şey 2001 senesinde İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler görevlisi Maya Duran’ın Alman asıllı Prof. Maximilian Wagner’i karşılamasıyla başlar. 1930’lu senelerde İstanbul Üniversitesi’de hocalık yapmış olan profesörün isteğiyle Maya onu bir gün Şile’ye götürür. Böylece 60 senelik dokunaklı bir aşk hikayesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin sırları da öğrenir.
Romanın ana karakterleri Maya ve Maximilian ama hikayenin arkaplanını oluşturan ana karakter bana göre Wagner’in sevgili karısı Nadia. Ah Nadia! Hükümetler arası hırsın kurbanı Nadia ve daha nice Yahudi...
Serenad, konusu gereği çok ilgimi çeken bir romandı. İlk etapta gayet sıradan bir olay örgüsüyle karşılaşacağımı sandım ama asla öyle olmadı.
Kitap, içinde yakın tarihimizden öyle bilgiler sunuyor ki. Üstü hep kapatılmış bilgiler... Verdiği mesajlar da cabası. Bu da karakterlere olan bağımı artırdı. Maya’yı, Max’i, Nadia’yı uzun süre unutamadım. Kulağımda hep o müthiş beste yankılandı: “Schubert-Serenade”
Bin Muhteşem Güneş, Afganistan’da yolları kesişen iki kadının dostluğunu; Afganistanlı kadınların çektikleri zorlukları, savaşın getirdiği çaresizlikleri, ayrılıkları, acıları anlatıyor.
Bendeki yeri çok ayrı olan kitap. İlk defa okurken gözyaşlarımı tutamadığım, kadınların mücadelesini derinden çok derinden anlatan muhteşem kitap. O kadar içime işledi, o kadar canımı yaktı ki... Etkisinden uzun süre çıkamadım. Meryem’i ta yüreğimde hissettim. Filmi yapılsa da izlesek diye geçirdim içimden hep okurken.
Beyin felci geçirdiği için konuşma, yürüme, yemek yeme gibi temel yaşamsal faaliyetlerin hiçbirini kendi başına gerçekleştiremeyen ama bir o kadar da görsel ve duyusal zekası yüksek olan Melody’nin hikayesi...
Okurken sık sık ‘ya bunlar benim başıma da gelseydi?’ diye düşündüm. Acaba nasıl hissederdim? Mücadele etmek hiç de kolay olmazdı tahminimce. Gerçek hikayeleri okumayı bu yüzden çok seviyorum. Büyük küçük herkesin de okumasını tavsiye ediyorum.