''Hayır hayır efendim, Afife Jale benim sahne ismimdir, sadece Afife deyiniz. Sadece Afife.''
Hüzünlü bir yaşantı hikayesi. Tiyatroya gönül vermiş onunla tutku dolu bir aşk yaşamış olan Afife ye en önce babası tutucu, baskıcı, acımasız Hidayet Bey anlamamıştır. Annesiyle birlikte kapı dışarı edilmiş uzun yıllar dadılarının evlerinde üç kadın yaşamak zorunda kalmışlardır üç kuruş paralarla geçinmeye çalışılmıştır. Dönem kitabıdır, zamanlar 1910,20 ve30 lardır tarihler genç Türkiye için zor yıllardır, sefaletler bir yana savaş yılları inkilapların daha yeni gündeme gelip kimilerince kabul edilip kimilerince hunharca reddedilip kişileri hapislere tıkmışlardır. isyanlar,yanlış anlaşılmalar kadınlara bağnaz bakış açıları, cahilliğin insanların canını yaktığı acılı dolu olan yıllardır ve yeniliğe tereddütle, kuşkuyla bakılırken tiyatroya gencecik bir kız çıkıyor. müthiş bir yetenek ama ilerleyemiyor arkasında durulamıyor çünkü tam geçiş aşamasıdır, Afife harcanıyor. Polislerin götürdüğü o gece başına saplanan ve günlerce süren ağrıdan sonra mecburen çare olarak bulunup yapılan morfinle hayatı daha yokuş aşağı gidiyor. kitabın sonlarına doğru hastane süreçleri onun kendi ağzından gazeteciye başhekime anlattıkları o kadar iç burkucu ki. Gerçekten çok etkilendim. biyografik bu eser paşa dedesinden, abisi Salah ,dadısı ve eşi Selahattin Pınar ın yoğun gerçek sevgileri bile Afife yi kurtaramadı. Afife gerçek bir yetenek fakat korkudan baskıdan yıldırılan tiyatro sahiplerinin arkasında duramadığı sonradan da morfinman olduğu duyulunca daha da arka plana itilen sönen bir yıldızın romanı. dönemin tiyatro çevresini aynı zaman da değişen Türkiye nin sancılarını resmini çekmiş adeta yazar, özellikle hastane bağımlı tedavisi için akıl hastası sanarak tımarhaneye yatırılması zaten o