Sakın vakitlerini boşuna harcamayasın. Tüm vakitlerin herkesin üzerinde ittifak ettikleri gibi doğru ve hak olan yolda dolu dolu geçsin. Hatta bu arada nefsini, kendini hesaba çekmelisin. Gece olsun, gündüz olsun, devam etmiş olduğun virdlerini yani dualarını, zikir ve tesbihatını da düzene sokmalısın. Mutlaka her vaktinde bir uğraşın olmalı ama, bu uğraşı hiçbir zaman sınırı aşmamalı, yanlış şeylere yönelmemelidir. Ancak böyle yaparsan vakitlerinin bereketinden yararlanabilirsin.
Ancak hayvanlar gibi her şeyi boş verirsen, her yöne yönelirsen, ne ile uğraştığının farkında olmazsan, işte o takdirde vakitlerini çoğunu boşa harcamış olursun. Senin vakitlerin senin ömründür, hayatındır. Ömrün de zaten senin sermayendir. Ticaretin bunun üzerine kurulmuştur. Ancak bu yoldan ebedi yurdun nimetlerine ulaşır ve yüce Allah'a komşu olabilirsin. Senin alıp verdiğin her bir nefesin aslında, paha biçilmez bir cevher değerindedir. Mutlaka bunların değerini bilmek durumdasın. Eğer onları kaçırırsan, artık bir daha dönüş yoktur. Sakın, mal varlığı artan ahmak birileri gibi kendini beğenmiş duruma düşmeyesin. Çünkü zavallı ahmagın malı artıp dururken, ömrünün eksildiginin farkında değildir.
Eğer sevinmek istiyorsan o takdirde salih amel ile ilminin artmasından ötürü sevinmelisin. Şimdi söyler misin bir taraftan artan mal, diğer taraftan ise eksilen ömür var, bu ikisinden acaba senin için hayırlı olanı hangisidir? Bunlara bakıp şımrmayasın. Asıl iş, Allah rızası için edilmiş bir ilim ve salih olan bir amel ile övünmelisin. Çünkü sadece bu ikisi sana arkadaşlık edecekler, kabirde o ikisi seninle kalacak. Ailen, malın, çocukların ve dostların kabri başından ayrılıp uzaklaşırken, sen o ikisi ile baş başa kalacaksın.