Herkese merhaba, kitap yorumuna Oscar Wilde'nin bu kitapla ilgili söylediği şu sözle başlamak istiyorum: ''Basil hallward, ben olduğumu sandığım kişidir; lord henry dünyanın ben sandığı kişidir; dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda..."
Oscar Wilde'nin ilk ve tek romanıdır. Roman yazıldığı dönemde çok fazla tepki almış, eleştirilmiştir hatta kitabın bazı kısımları eksiltilmiş veya değiştirilmiştir. Bunun sebebi ise -toplumun ahlakını- bozduğu düşüncesidir.
Her şey arkadaşı Hallward'ın Dorian'ın portresini çizmeyle başlar. Ömrü boyunca genç ve yakışıklı kalmak isteyen ana karakterimizin bu isteği gerçekleşir ve ruhunu şeytana satar. Başta saf ve iyi biri olan Dorian gitgide kendi benliğinden uzaklaşır(Belki de asıl benliği oydu) Yıllar geçtikçe bambaşka biri oldukça portre de tuhaf bir şekilde bayağılaşır. İnsanın kalbinde aklında taşıdığı düşüncelerden, hislerden kaçamaz. İnsan yaptığı iyi veya kötü her eylemin bedelini öder, vicdanını susturamaz, kendisini kandıramaz. Kitap bunu çok iyi bir şekilde yansıtmış.
Kitabı okurken dikkat çeken bir başka husus ise dış görünüşün, fiziksel güzelliğin, estetiğin insanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığıdır. Dorian o kadar yakışıklıdır ki, topluma göre böyle birinin kötü olması mümkün değildir. Çünkü toplum, sadece çirkin insanların kötü olabileceğine ihtimal verir. Kitabın bazı bölümleri değiştirildiği için sonuna doğru bir kopukluk yaşadım açıkçası, Everest yayınları sansürsüz bir şekilde basmış. İlerde bu kitabı tekrar okumak istiyorum. Okurken başta aldığım hazzı sonlara doğru kaybettim ama buna rağmen kesinlikle okunması gereken bir kitap.